Ağrı topraklarında 1940 senesinde dünyaya gözlerini açan, tıp dünyasının saygın ismi Prof. Dr. Üstün Korugan, ülkemizde endokrinoloji biliminin kurumsallaşmasına öncülük eden ve 22 Haziran 2004 tarihinde İstanbul'da aniden geçirdiği kalp rahatsızlığıyla aramızdan ayrılan çok yönlü bir bilim insanıdır. Kendisi yalnızca hekimliğiyle değil, tiyatro sahnelerindeki yaratıcı kimliği ve hekim haklarını savunan sivil toplum liderliğiyle de derin izler bıraktı.
Tıbba Adanmış Bir Ömür ve Akademik Başarılar
Gençlik yıllarında büyük bir azimle eğitim hayatına adım atan Korugan, 1958 yılında İstanbul Üniversitesi bünyesine katıldı. Buradaki tıp eğitimini kararlılıkla sürdürerek, 1967 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden mezuniyetini aldı. Mezun olduğu eğitim yuvasında hiç vakit kaybetmeden asistan hekim olarak görev yapmaya başladı. Uzun seneler boyunca tıp fakültesinde mesleğini icra eden hekim, akademik basamakları hızla tırmanarak doçentlik unvanını kazandı, ardından 1982 senesinde profesörlük kadrosuna atandı.
Hekimlik kariyerinde özellikle Endokrinoloji Metabolizma Diyabet Bilim Dalı alanına odaklanan Üstün Korugan, Türkiye'de bu branşın bir bilim dalı olarak yükselmesinde lider roller üstlendi. Sağlıklı yaşam ve diyabet konularını televizyon programları aracılığıyla halka aktararak geniş kitlelerin bilinçlenmesini sağladı. Bilimsel alanda da oldukça üretken olan profesörün imza attığı çalışmalar şunlardır:
- Türkçe, İngilizce ve Fransızca dillerinde kaleme alınmış 150'den fazla bilimsel yayın ve makale üretmiştir.
- Tıp literatürüne katkı sunan 8 farklı kitabın hazırlanmasında aktif rol oynamıştır.
- Obezite ve yüksek tansiyon ile doğrudan ilişkili olan metabolik sendrom rahatsızlığının tanımlanmasına yönelik kritik araştırmalar yürütmüştür.
Sanat Tutkusu, Sivil Toplum Liderliği ve Zorlu Yıllar
Akademik başarılarının yanı sıra sanata olan düşkünlüğüyle de bilinen Üstün Korugan, 1958 yılında girdiği üniversitede aynı yıl Gençlik Tiyatrosu'na dahil oldu. Bu toplulukta 1967 yılına kadar hem oyuncu hem de yönetmen sıfatıyla çok sayıda sahne çalışmasına yön verdi. Aynı dönemde Türk mizahının usta ismi Oğuz Aral ile birlikte pantomim alanında da çalışmalar gerçekleştirdi. Sanatın iyileştirici gücünü hayatının her alanına taşıyan hekim, mesleki örgütlenmede de sorumluluk almaktan kaçınmadı.
1972 yılında meslektaşlarının güveniyle İstanbul Tabip Odası başkanlığı görevine seçilen Korugan, bu sorumluluğu 1983 yılına kadar kesintisiz olarak yürüttü. Aynı zamanda Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu üyeliği görevinde bulunarak hekimlik ahlakının korunması için çaba harcadı. Ancak 12 Eylül Darbesi'nin getirdiği zorlu siyasi iklim, onun hayatında da derin bir kesintiye yol açtı. 1983 yılında yürürlüğe giren 1402 sayılı yasa kapsamında üniversitedeki görevinden uzaklaştırıldı. Onurlu duruşundan taviz vermeyen profesör, hukuk mücadelesini kazanarak 1990 senesinde Danıştay kararıyla çok sevdiği kürsüsüne ve öğrencilerine geri döndü.
Ani bir kalp krizi neticesinde aramızdan ayrılan değerli bilim insanının adı, yaptığı hizmetlerin bir teşekkürü olarak Türkiye Diyabet Vakfı tarafından kurulan bir kültür merkezine verilerek ölümsüzleştirilmiştir.
