Türk karikatür sanatının en etkili isimlerinden biri olan ve yarattığı Avanak Avni karakteriyle hafızalara kazınan usta sanatçı Oğuz Aral, 1936 yılında İstanbul'un Silivri ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. Çizgileriyle toplumsal hafızada derin izler bırakan usta sanatçı, ülkemizde karikatür sanatını geniş kitlelere sevdiren öncü bir figür oldu. Dönemin en etkili ve yüksek tirajlı mizah dergilerini yöneterek yüzlerce genç yeteneği sektöre kazandırdı. Hem çizgide hem de tiyatro sahnesinde sergilediği benzersiz vizyonuyla, 26 Temmuz 2004 tarihindeki vefatına kadar üretkenliğini hiç kaybetmedi.
Zorluklarla Başlayan Bir Yaşam ve Sanat Aşkı
Mediha ve İsmail Aral çiftinin en büyük çocuğu olan Oğuz Aral, henüz dokuz yaşındayken babasını kaybetmenin acısını yaşadı. Güzin Aral ve kendisi gibi karikatürist olan Tekin Aral'ın ağabeyi olan Oğuz Aral, babasının vefatından sonra annesi ve kardeşleriyle birlikte Üsküdar'da bulunan anneannesinin evine yerleşmek durumunda kaldı. Gençlik yıllarında eğitimini Davutpaşa Lisesi bünyesinde başarıyla tamamladı. Resme ve çizime olan büyük tutkusu, onu İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ne yönlendirdi. Ancak akademinin üçüncü sınıfındayken eğitimini yarıda bırakarak profesyonel hayata atılmaya karar verdi.
Sanatçı, 1950 sonrasında karikatür çizmeye başladı. Dönemin ünlü mizah yayınları Akbaba, Marko Paşa ve Dolmuş gibi dergilerde çizgileriyle yer aldı. Henüz 17 yaşındayken, Türkiye'nin en büyük mizah dergisi olan Akbaba'da profesyonel kadroya dahil olmayı başardı. Çizgilerindeki dinamizm ve keskin mizahi zekası, onu kısa sürede sektörün en aranan isimlerinden biri haline getirdi.
Gırgır Efsanesi ve Türk Mizahının Altın Çağı
Usta çizer, 1972 yılında kardeşi Tekin Aral ile birlikte efsanevi Gırgır Dergisi'ni kurdu ve yönetti. Gırgır, haftalık 1.000.000 gibi inanılmaz bir tiraja ulaşarak büyük bir rekora imza attı. Bu muazzam satış başarısıyla dergi, dünyada en çok satan üçüncü mizah dergisi unvanını kazandı. Dünyada birinci sırada Rusya'nın Timsah, ikinci sırada ise ABD'nin Mad dergisi yer alırken, Gırgır üçüncü sıraya yerleşti. Dergi, sadece bir mizah yayını değil, aynı zamanda toplumsal olaylara karşı muhalif duruşuyla bilinen güçlü bir sesti. Nitekim 12 Eylül Darbesi döneminde kapatılan ilk yayın organlarından biri oldu ve defalarca soruşturmaya uğradı.
Gırgır, adeta bir okul gibi çalışarak Türk karikatür dünyasının en önemli isimlerini yetiştiren bir akademiye dönüştü. Oğuz Aral'ın yönetimindeki bu mutfakta yetişen çizerlerden bazıları şunlardır:
- Hasan Kaçan
- Latif Demirci
- Mehmet Çağçağ
- Metin Üstündağ
- Gani Müjde
Aral, Türk insanının çok yakından tanıdığı Avanak Avni tiplemesinin yanı sıra Hayk Mammer, Köstebek Hüsnü, Utanmaz Adam ve Vites Mahmut gibi unutulmaz karakterlerin de yaratıcısıydı. Gırgır'ın el değiştirmesinin ardından, 1989 yılında Avni dergisini kurarak bu efsaneyi 1996 yılına kadar yaşatmaya devam etti. Derginin tamamen kapanmasının ardından ise Hürriyet Gazetesi'ne geçerek yazılarını ve karikatürlerini vefatına kadar burada okuyucularıyla buluşturdu.
Sahnelerin ve Çizgi Dünyasının Çok Yönlü Sanatçısı
Mizahın yanı sıra tiyatroya da büyük bir tutkuyla bağlı olan Oğuz Aral, 1958 yılında Türkiye'nin ilk pandomim tiyatrosunu kurdu. Anadolu'nun pek çok farklı yerinde pandomim gösterileri düzenleyerek bu sanatı halkla buluşturdu. Yazdığı, yönettiği ve dekor tasarımını üstlendiği Huysuz İhtiyar oyunu yıllar boyu sahnede kalmayı başarıdı. Tiyatro alanındaki en büyük başarılarından biri de, usta oyuncu Müşfik Kenter'in sahnelediği Bir Garip Orhan Veli adlı tek kişilik oyunu yönetmesi oldu. 1980 yılında başlayan ve 22 yıl boyunca aralıksız sahnelenen bu efsanevi oyun, 5.000'den fazla gösterim yaparak kırılması güç bir rekora ulaştı. Ayrıca tiyatro sahnesinde büyük beğeni toplayan Keşanlı Ali Destanı gibi önemli eserlerin yönetmenliğini de üstlendi.
Sanatçının başarıları sadece sahne ve dergilerle sınırlı kalmadı. Kendisi Türk çizgi film sektörüne de öncülük etti. Türkiye'nin ilk canlı karikatür stüdyosunu kurarak burada reklam filmleri üretti. Çizgi film alanında imza attığı önemli eserler şunlardır:
- Koca Yusuf (1966)
- Direkler Arası (1967)
- Bu Şehri İstanbul (1968)
- Ağustos Böceği ile Karınca (1971)
Özel Yaşamı ve Sonsuzluğa Uğurlanışı
Oğuz Aral, özel hayatında iki kez nikah masasına oturdu. İlk evliliğini 1956 yılında Sevil Güner Ener ile gerçekleştirdi ve bu birliktelik 1964 yılında boşanmayla son buldu. Aynı yıl, hayatının sonuna kadar sürecek olan ikinci evliliğini ünlü balerin Tolga Tiğin ile yaptı. Balerin Tolga Tiğin ile olan ve vefatına kadar süren bu evlilikten Elgin adında bir kız çocuğu ile 1970 yılında dünyaya gelen Seyit Ali adında bir erkek evlada sahip olmuşlardır.
Türk mizahının efsane ismi, 26 Temmuz 2004 tarihinde haftalık tatilini geçirmek üzere gittiği Bodrum'da kalp krizi geçirerek 68 yaşında vefat etti. Vefatının ardından cenazesi İstanbul'a getirilerek Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. Unutulmaz çizerin anısını yaşatmak amacıyla, vefatından bir yıl sonra 26 Temmuz 2005 tarihinde İstanbul Cihangir Parkı'na heykeli dikildi. Ardında bıraktığı ölümsüz karakterler ve yetiştirdiği yüzlerce öğrencisiyle, Türk mizahının en parlak yıldızı olarak hafızalardaki yerini koruyor.
