Kıbrıs Türk tiyatrosunun kurumsallaşmasında büyük pay sahibi olan Üner Ulutuğ, 1938 yılında Lefkoşa'da dünyaya gözlerini açtı. Yaşamı boyunca sahne sanatlarının adadaki gelişimine öncülük eden sanatçı, toplumun varoluş mücadelesi verdiği sancılı dönemlerde tiyatroyu adeta bir direnç alanı haline getirdi. 2 Temmuz 1978 tarihindeki vefatına kadar oyunculuk, yönetmenlik ve yazarlık gibi alanlarda durmaksızın üreten isim, kurucusu olduğu topluluklarla adını Kıbrıs Türk kültür tarihine altın harflerle yazdırdı.
Gençlik Yılları ve Sanat Eğitimine Yolculuk
Lefkoşa'da geçen çocukluğunun ardından, henüz 16 yaşındayken babasıyla beraber İngiltere'ye göç eden Üner Ulutuğ, burada uzun süre kalamadı. Yaklaşık bir yıl sonra ata yurduna geri dönen genç adam, Kıbrıs Elektrik İdaresi bünyesinde memur olarak işe başladı. Sanat tutkusu her zaman canlıydı. 1950'li yılların sonuna gelindiğinde, arkadaşlarıyla birlikte kurdukları Kıbrıs Türk Kültür Derneğinde aktif faaliyetler yürüttü. Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümünü kazanınca, hayatında yepyeni bir sayfa açıldı. Memuriyet görevinden istifa ederek Türkiye'ye giden Ulutuğ, burada aldığı nitelikli eğitimi 1962 yılında tamamladı. Diplomasını cebine koyar koymaz, edindiği birikimi kendi halkıyla paylaşmak amacıyla Kıbrıs'a geri döndü.
Radyoculuktan Sahne Işıklarına: İlk Sahne
Adaya dönmesinin hemen ardından Kıbrıs Radyo Yayın Korporasyonunda programcı olarak çalışmaya başlayan başarılı sanatçı, radyoda çeşitli skeçler seslendirerek adından söz ettirmeye başladı. Ancak onun asıl hayali profesyonel bir sahne düzeni kurmaktı. Nitekim 1963 yılının şubat ayına gelindiğinde Kıbrıslı Türklerin ilk profesyonel özel tiyatro topluluğu olan İlk Sahne'nin kuruluşuna öncülük etti. Ne var ki adada etnik çatışmaların patlak vermesiyle birlikte, Rum tarafında kalan radyo kurumundaki görevini bırakmak zorunda kaldı. Bu zorunlu ayrılık onun yayıncılık aşkını söndürmedi. Türk kesiminde radyo faaliyetlerine devam ederek, Bayrak Radyosu'nun kuruluş sürecinde ve işletilmesinde etkin roller üstlendi. Kurumun faaliyete geçmesiyle beraber radyoda spikerlik yapmaya başlayan Ulutuğ, aynı dönemde dinleyicilerin büyük beğenisini kazanan "Arkası Yarın" kuşağının yönetmenliğini de yürüttü.
Daha sonra Kenan Coyğun'un talimatı doğrultusunda İlk Sahne'yi Devlet Tiyatrosu'na dönüştürme çalışmalarına girişti. Ekip arkadaşlarıyla birlikte yürütülen bu yoğun çalışmalar, nihayetinde Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları'nın kurulmasıyla sonuçlandı. 1965 ile 1968 yılları arasında Kıbrıs Türk Tiyatrosu İlk Sahne'nin kurucu müdürlüğünü üstlenen Ulutuğ, Ayla Haşmet ve Hilmi Özen gibi tiyatro mezunu çalışma arkadaşlarıyla omuz omuza verdi. Kendilerine tahsis edilen Atatürk İlkokulu binasında kısıtlı imkanlara rağmen perde açmaya devam ettiler. Tiyatro topluluğu, bu dönemde yılda en az üç oyun sahnelemeyi başardı. Ulutuğ ise bu yapımların yaklaşık yirmisinde hem aktör hem de yönetmen olarak sorumluluk üstlendi. Ancak tiyatro içindeki fikir ayrılıkları ve muhtelif anlaşmazlıklar nedeniyle 1975 yılında görevinden istifa etti.
Sanatla Direniş ve Kaleme Alınan Miras
Üner Ulutuğ, yalnızca sahne üstünde değil, edebiyat alanında da üretken bir figürdü. Şiir ve hikayeler kaleme alan sanatçı, yazdığı öykülerle ödüller kazandı. 1963-1974 yılları arasındaki tarihi süreçte Kıbrıs Türk tiyatrosuna damga vuran milliyetçi ekolün en önemli temsilcisi oldu. Sanatçının milli temaları işlediği oyunları, Kıbrıs Türk yönetimi tarafından düzenlenen ulusal oyun yazma yarışmalarda dereceler elde etti. Bu eserler daha sonra şu kitaplarda toplandı:
- Kıbrıs Türk Ulusal Radyo ve Sahne Oyunları (1973)
- Kıbrıs Türk Ulusal Sahne Oyunları (1974)
- Bayrak Radyosu ve BRT ekranlarında seslendirilen çeşitli radyofonik ve televizyon piyesleri
Kaleme aldığı bu yapıtlar, gerek çatışma yıllarında gerekse Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasındaki dönemde profesyonel ve amatör ekipler tarafından sıklıkla sahnelendi. Yazarın metinleri üretirken güttüğü temel amaç, varoluş mücadelesi veren Kıbrıs Türk toplumuna moral aşılamak ve ortak bir tarih bilinci yaratmaktı. Eserleri, dönemin sosyopolitik havasını ve milli heyecanını yansıtır. Tiyatro araştırmacılarının değerlendirmelerine göre bu oyunlar, yazıldıkları devrin zihniyetini ve tarihe bakışını yansıtan birer ayna niteliğindedir. Düşünsel ve ideolojik kaygının sanat endişesinin önüne geçtiği bu yapıtlar, Kıbrıs'ın o dönemki heyecan ve hissiyatının en somut belgeleri arasında yer alır.