Tahsin Yazıcı, 1892 yılında Manastır’da (bugünkü Kuzey Makedonya’daki Bitola) dünyaya gelmiş, Türkiye’nin modern zirhlı kuvvetlerinin öncü ismi ve Kore Savaşı’nın en tanınmış komutanlarından biri olarak tarihe geçmiş bir Osmanlı-Türk askeridir. Babası Ali Bey, Karadeniz Ereğlisi kökenli bir subay olup görev icabı Manastır’a gitmiş; Tahsin Yazıcı da bu görev yıllarında annesi Ganimet Hanım’dan dünyaya gelmiştir. Askerlik ata meşlebinden bir çocuk olarak başladığı kariyerinde, I. Dünya Savaşı’ndan Kurtuş Savaşı’na, El Alamein cephesinden Kore düşman ateşine dek onlarca yıl savaş alanında yaşadı.
Askerlik Eğitimi ve İlk Görevler
Tahsin Yazıcı, 1 Kasım 1909’da Osmanlı Askeri Akademisi’ne kaydoldu. Üc yıllık yoğun eğitimin ardından 1 Mart 1912’de ikinci teğmen rübesiyle mezun oldu. Mezuniyetinin hemen ardından I. Dünya Savaşı’nın en kıyıcı cephelerinden biri olan Çanakkale’de teğmen sıfatıyla görev yaptı (1 Mart 1916). Savaş sonrasında Milli Mücadele’ye katılmak üzere Anadolu’ya geçti; iyi tanıdığı Doğu Cephesi’nde Kazım Karabekir’in maiyetinde savaşarak ülkenin kurtuluş mücadelesine ortak oldu. 10 Ekim 1920’de yüzbaşı rübbesine yükseltildi; akabinde Sþvâri Yüzbaşısı olarak görevini sürdürdü. Bu dönemde hem Şeyh Said isyanının hem de Nasturi isyanının bastırılmasında etkin rol üstlendi.
Tankçılığın Babası: Türkiye’de Zirhlı Kuvvetlerin Kuruluşu
1925 yılında Kıdemli Yüzbaşı rübbesindeyken açılan bir sınavda başarılı oldu ve Fransa’ya gönderilen iki süvari subayından biri seçildi. Fransa’da geçirdiği iki yıl boyunca, o dönem hızla ön plana çıkan tank ve zirhlı muharebe taktiklerini yakından inceledi. Türkiye’ye dönüşünde Süvari Okulu’nda öğretmen olarak görev yaptı (1927–1929). 30 Ağustos 1931’de binbaşı olan Yazıcı, 1934’te Türkiye’nin yeni kurulan ilk tank tabur komutanlığına atandı. Lüleburgaz’da kurduğu ilk muharip tank taburu sayesinde “Tankçılığın Babası” unvanıyla anılmaya başlandı. Sonraki yıllarda Türkiye’nin ilk tank alayına da kurucu komutan vekilliği yaptı. II. Dünya Savaşı sırasında (1942) Mısır’daki El Alamein Muharebesi’ni gözlemci sıfatıyla takip etti; Erwin Rommel ve Bernard Montgomery’nin sahadaki zirhlı birlik taktiklerini analiz etti. 30 Ağustos 1943’te Albay rübbesine terfi eden Yazıcı, o yıllar içinde İstanbul, Gelibolu ve Ankara’da çeşitli zirhlı alay ve tugay komutanlıklarında bulundu.
Kore Savaşı ve Sonrası
1949’da Tuğgeneral rübbesine yükselen Tahsin Yazıcı, Temmuz 1950’de patlak veren Kore Savaşı’nda Birleşmiş Milletler saflarında savaşmak üzere Güney Kore’ye gönderilen Kore Türk Silahlı Kuvvetleri komutanlığına getirildi. 17 Ekim 1950’de yaklaşık beş bin kişilik Türk Tugayı’yla birlikte Pusan’a ayağını basan Yazıcı, kısa süre sonra efsane hale gelecek bir savaşın içinde buldu kendini. Suvan, Kumhwa ve Elco bölgelerinde kazanılan başarıların yanı sıra, bir gecede 78 şehit ile 352 yaralı veren Kunuri Muharebesi’nde Türk Tugayı’nın direnişi, çevrilen Amerikan birliklerinin imha olmaktan kurtulmasını sağladı. Savaş süresince Tümgeneral rübbesine terfi eden Yazıcı, 17 Kasım 1951’de komutayı 2. Değiştirme Tugayı’na devrederek Türkiye’ye geri döndü. Kore’deki Türk kayıpları şöyleydi:
- 721 şehit (37 subay, 26 astsubay, 658 er)
- 2.147 yaralı
- 346 hasta
- 234 esir
- 175 kayıp
462 Türk şehidi, bugün Güney Kore’deki Pusan Şehitliği’nde (Tanggok Mezarlığı) yatmaktadır. Türkiye’ye dönen Yazıcı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Zirhlı Birlikler Dairesi Başkanlığı’na atandı ve 1952’de ordudan emekli oldu.
Siyasi Yaşam ve Son Yılları
Emekliliğinin ardından siyasete adım atan Yazıcı, 1954–1960 yılları arasında Demokrat Parti listesinden İstanbul Milletvekili olarak X. ve XI. dönem TBMM’ye girdi. 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından tutuklandı; Yassıada duruşmalarında beş yıl hapis cezasına çarptırıldı ve üç yıl cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Özel yaşamında, 1929’da Nezahat Hanım ile evlendi; bu evlilikten Ahmet Bali (d. 1931) adlı bir oğlu oldu. Tahsin Yazıcı, 11 Şubat 1970’te Ankara’da 78 yaşında hayata gözlerini yumdu.
