Kıbrıs Türk mücadele tarihinin ve edebiyatının simge isimlerinden şair Süleyman Uluçamgil, 28 Mart 1944 tarihinde Girne'nin Fota köyünde dünyaya gözlerini açtı. Genç yaşta vatan savunması uğruna kalemini silahıyla değiştiren Uluçamgil, 21 Temmuz 1964'te Erenköy Direnişi sırasında hayatını kaybederek Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık mücadelesinde unutulmaz bir iz bıraktı.
Eğitim Hayatı ve Edebi Etkilenmeler
Fota köyünün edebiyat tutkunu öğretmeni Zühre Uluçamgil'in oğlu olan Süleyman Uluçamgil, ilk öğrenimini doğduğu köyde tamamladı. Eğitim hayatına başkent Lefkoşa'da devam eden genç yetenek, Bayraktar Ortaokulu'nu bitirdikten sonra Kıbrıs Türk Lisesi'nden mezun oldu. Lise yıllarında edebiyata duyduğu ilgi, burada yollarının kesiştiği öğretmenleri sayesinde köklü bir yön kazandı.
Uluçamgil'in edebi kişiliğinin şekillenmesinde lise yıllarında eğitim aldığı şu isimler önemli rol oynamıştır:
- Arif Nihat Asya: Şiirlerinin şekillenmesini sağlayan ve dize yapısının sağlamlığında en büyük etkiye sahip olan edebiyat öğretmenidir.
- Hüseyin Gürtunca: İlk şiir tecrübelerine yapıcı eleştiriler sunarak onu cesaretlendiren öğretmenidir.
- İbrahim Zeki Burdurlu: Genç şairin kendisine ithafen şiir yazdığı değerli eğitimcidir.
Arif Nihat Asya, genç şairin şiirlerindeki dize yapısının sağlamlaşmasında en büyük pay sahibi oldu. Uluçamgil'in eserlerini titizlikle inceleyen ve düzeltmeler yapan Asya, onu her daim yazmaya teşvik etti. Gürtunca ise öğrencisinin ilk kalem tecrübelerinden biri olan "Cüzdan" şiirini mizah ile ciddiyetin başarılı bir harmanı olarak nitelendirdi. Genç şair ayrıca edebiyat yolculuğunda kendisine destek veren Burdurlu'ya "Ben Kıbrısım" şiirini ithaf ederek vefa borcunu ödedi.
Vatan Savunması ve Erenköy Direnişi
Lise eğitiminin ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydolan Uluçamgil, burada yükseköğrenimine başladı. Ancak 21 Aralık 1963'te Kıbrıs'ta patlak veren toplumlararası çatışmalar, onun hayatının akışını tamamen değiştirdi. Adadaki soydaşlarının maruz kaldığı baskılara sessiz kalamayan genç hukuk öğrencisi, 21 Ocak 1964'te eğitimini yarıda bırakarak Kıbrıs'a döndü. Türk Mukavemet Teşkilatı saflarına katılan Uluçamgil, Girne Dağları'nda aktif görev alarak silahlı mücadeleye dahil oldu.
Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nün adaya konuşlandırılmasının ardından Mart ayında geçici olarak Türkiye'ye geçti. Ancak İstanbul'daki okul sıralarına dönmek yerine, askeri eğitim kamplarında silah eğitimi almayı tercih etti. Erenköy limanı çevresinde gerginliğin tırmanması üzerine, Nisan ayında Türkiye'de eğitim gören diğer Kıbrıslı gençlerle birlikte Erenköy Direnişi'ne katılmak için yola çıktı. Adada verilecek bu büyük varoluş savaşına katılabilmek için en değerli varlıkları olan kitaplarını ve tek takım elbisesini satarak yol parası yaptı.
Şiirsel Duruşu ve Edebi Mirası
Süleyman Uluçamgil, şiir yazmaya lise yıllarında adım atmış ve ömrünün son anına kadar yazmayı sürdürmüştü. Genç şairin edebi dünyası, anavatan olarak gördüğü Türkiye sevgisiyle şekillenmişti. Dönemin edebi akımları içindeki yeri, edebiyat tarihçileri tarafından farklı şekillerde yorumlanmıştır. Kimi araştırmacılar onun eserlerini doğrudan 1960'ların Ulusal Direniş Dönemi şiiri içinde konumlandırırken, kimi eleştirmenler ise milliyetçi çizgiye yakın durmasına rağmen kendine özgü, bağımsız bir tarza sahip olduğunu savunur.
Uluçamgil'in edebiyata dair derin düşünceleri, İzmir'deki kız arkadaşı Yıldız'a yazdığı mektuplarla gün yüzüne çıkmıştır. Bu mektuplarında Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın Üç Şehitler Destanı eserine duyduğu hayranlığı dile getiren şair, bu eserin Türk ulusunun karakterini en iyi yansıtan yapıtlardan biri olduğunu belirtir. Tevfik Fikret'i ise insani duyguları edebiyata taşıyan ilk büyük şair olarak nitelendirir.
Kısa ömrüne sadece şiirler değil, tiyatro ve roman denemeleri de sığdırmaya çalışan Uluçamgil, birçok projesini tamamlayamadan aramızdan ayrıldı. Beş perde olarak tasarladığı ancak yalnızca iki perdesini tamamlayabildiği "Saray Gibi" adlı oyunu, sömürge yönetimine karşı net bir duruş sergiler. Gözlübeyit isimli kurgusal bir köyde geçen bu oyun, aslında yazarın çocukluğunu geçirdiği Fota köyünün bir yansımasıdır. Eserde kuyu suyu kullanımı nedeniyle hastalanan köylülerin dramı işlenirken, Britanya sömürge idaresinin Rum yanlısı tutumu ve Kıbrıslı Türkleri göç ettirme politikaları eleştirilir.
Benzer şekilde yarım kalan roman çalışması "Dillerin Ucundan" ise iki farklı versiyon halinde edebiyat dünyasına kazandırıldı. Roman, Çanakkale Savaşı sırasında İngilizler tarafından cepheye götürülen ancak karşılarında Türkleri görünce savaşmayı reddeden Kıbrıslı Türklerin dramatik hikayesini ele alır. Şairin bu çalışması, onun sömürgecilik karşıtı ve antiemperyalist yönünü açıkça ortaya koymaktadır. Arkadaşı Orbay Deliceırmak tarafından derlenen Süleyman Uluçamgil - Bütün Eserleri kitabı, şairin bu zengin edebi mirasını gelecek nesillere ulaştırmıştır.