Şeref Taşlıova, 10 Nisan 1938 tarihinde Ardahan'ın Çıldır ilçesine bağlı Gülyüzü köyünde dünyaya gözlerini açan, Türk saz şiirinin en önemli temsilcilerindendir. Kültürel belleğinde koruduğu iki yüzü aşkın âşık havasıyla adeta yaşayan bir kütüphane olan sanatçı, Türkiye'nin Yaşayan İnsan Hazinesi olarak tescil edilmiştir. Geleneksel kültürün sonraki nesillere aktarılmasında büyük rol oynayan bu kıymetli isim, 20 Eylül 2014 tarihinde Ankara'da hayata veda etmiştir. Gençlik yıllarından itibaren bağlamasıyla çıktığı sanat yolculuğunda, tasnif ettiği halk hikayeleri ve bini aşkın şiiriyle kültür dünyamızı zenginleştirmiştir. Yurt dışı ve yurt içi etkinliklerde üstlendiği "sanat elçisi" göreviyle, Anadolu'nun gür sesini tüm dünyaya duyurmayı başarmıştır.
Çocukluk Yılları ve Saz ile İlk Tanışma
Sanatçının kökleri, babası Hacı Bey vasıtasıyla Tiflis yakınlarındaki Borçalı bölgesinden göç eden Karapapak soyuna dayanmaktadır. Annesi Gülyüz Hanım ise Çıldır'ın Eşmepınar köyünden Gülyüzü köyüne ilk yerleşen Mamogil sülalesinin bir ferdidir. Ailenin üçüncü evladı olarak dünyaya gelen Taşlıova, henüz yedi yaşındayken babasını kaybetmenin acısını yaşamıştır. Yaşadığı bu derin sarsıntının ardından, yaklaşık on yaşlarında ilk şiirlerini kaleme almaya başlamıştır. İlkokul eğitimini tamamladıktan sonra Kars Cılavuz Köy Enstitüsü sınavlarında büyük başarı göstererek burayı kazanmıştır. Ne var ki, ağabeyinin ani ölümü üzerine annesine tarla ve ev işlerinde destek olmak amacıyla okulunu yarıda bırakmak zorunda kalmıştır. Bu mecburi dönüş, onun hayatında yeni bir kapının aralanmasına vesile olmuştur. İlkokul öğretmeninin verdiği büyük destekle bağlama çalmayı öğrenen genç şair, müzik yolculuğuna ilk adımını atmıştır.
Geleneksel Eğitimi ve Ozanlık Yolculuğu
Doğu Anadolu ve Azerbaycan kültür coğrafyasında büyük izler bırakan Âşık Şenlik'in oğlu Âşık Kasım, 1954 yılında genç Şeref'e saz dersleri vermeye başlamıştır. Bu eğitim sürecinde sadece Kasım Bey'den değil, aynı zamanda Âşık Gülistan ve Âşık Müdami gibi ustaların rahlesi tedrisatından da geçmiştir. Bu büyük ustalar sayesinde saz çalmanın inceliklerini öğrenmiş, şiir söyleme ve halk hikayesi anlatma konularında ustalaşmıştır. Özellikle Âşık Müdami ile birlikte Anadolu'yu karış karış gezerek sahadaki deneyimini artırmıştır. Bölgedeki diğer halk şairlerini büyük bir dikkatle dinlemiş, kendi üslubunu bu zengin birikimle yoğurmuştur. Bir yıllık çıraklık döneminin ardından köyüne dönen ozan, düğün, nişan ve sünnet gibi törenlerde sanatını sergilemeye başlamıştır. Kariyerinin ilk üç yılında Şen Söyler mahlasını tercih etmiş, ardından bir süre Natukî mahlasıyla eserler üretmiştir. İlerleyen yıllarda ise deyişlerinde ve atışmalarında kendi adını öne çıkararak "Şeref der" veya "Taşlıova der ki" tapşırmalarını kullanmıştır. Gittiği meclislerde ve cemiyetlerde karşılaştığı yaşlı bilgelerden folklorik derlemeler yaparak geleneksel hafızayı kayıt altına almıştır. Zamanla sanatını kahvehanelerde icra etmeye başlayan ozan, dinleyicilerin karşısına ilk olarak ustası Âşık Kasım'ın oğlu Âşık Yılmaz ile birlikte çıkmıştır. Özel hayatında ise 1959 yılında Münire Hanım ile dünya evine girmiş ve bu mutlu evlilikten yedi çocuk sahibi olmuştur.
Radyo Yılları, Festivaller ve Devlet Protokolü
Halk Eğitim Merkezi ile Halk Evinin yürüttüğü kültürel faaliyetlere katılmak üzere Kars merkeze taşınan Taşlıova, 1964 yılında Kars Radyosu bünyesine halk şairi olarak kabul edilmiştir. Burada gösterdiği başarı neticesinde, 1966 yılından itibaren on yıl boyunca radyoda âşıklık geleneğine dair programlar tasarlamış ve sunmuştur. Aynı zamanda Türkiye'de ve yurt dışında çok sayıda televizyon ile radyo yayınına konuk olmuş, danışmanlık hizmeti sunmuştur. Sanatçı, 1967 yılında ilki düzenlenen Konya Aşıklar Bayramı'na en başından beri iştirak ederek bu organizasyonun ve İstanbul Festivali'nin simge isimlerinden biri haline gelmiştir. 1990'lı yıllarla birlikte atışmalara yarışmacı olarak katılmak yerine, "usta âşık" makamıyla genç yeteneklere rehberlik etmiştir. 1996 yılında kadim dostu Murat Çobanoğlu ile birlikte Hânende Âşık sıfatıyla taltif edilmiştir. Ömrü boyunca katıldığı etkinliklerden elde ettiği başarılar şunlardır:
- 15'i altın olmak üzere 130'un üzerinde madalya,
- 60'ın üzerinde plaket,
- 180 kadar takdirname.
Bu ödüllerin yanı sıra çeşitli mecmualarda halk bilimi üzerine yazılar kaleme almıştır. 1969 yılında Kars'ı ziyaret eden Başbakan Süleyman Demirel için Murat Çobanoğlu ile birlikte icra ettikleri "hoşgeldiniz deyişi", âşıklık geleneğinin ulusal basında geniş yer bulmasının önünü açmıştır. Bu tarihi çıkışın ardından Taşlıova ve Çobanoğlu, devletin zirvesinde b¼yük ilgi görmüştür. Cumhurbaşkanları Fahri Korutürk, Kenan Evren ve Turgut Özal gibi devlet adamlarının Kars seyahatlerinde sahne almış, kimi zaman da Çankaya Köşkü'ne özel olarak davet edilerek sanatlarını en üst düzeyde icra etme şerefine erişmişlerdir.