İçeriğe Atla
Fahri Korutürk fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Fahri Korutürk Kimdir?

Fahri Korutürk, 1903 İstanbul doğumlu asker ve devlet adamıdır. Donanma komutanlığı ve büyükelçilik yaptıktan sonra Türkiye'nin 6. Cumhurbaşkanı olmuştur.

Diğer adlar: Fahri Sabit Korutürk

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Fahri Korutürk Hakkında

Türkiye Cumhuriyeti'nin altıncı Cumhurbaşkanı Fahri Sabit Korutürk, 17 Nisan 1973 ile 6 Nisan 1980 tarihleri arasında, siyasi krizlerin ve koalisyon arayışlarının gölgesinde ülkenin en yüksek makamında görev yaptı. Deniz subaylığından büyükelçiliğe uzanan renkli bir kariyere sahipti. 15 Ağustos 1903'te Babıali kâtiplerinden Erzincanlı Osman Sabit Bey ve Nesrin Hanımın evladı olarak İstanbul'da doğdu. Annesini küçük yaşta yitiren Fahri Sabit, üvey annesi Nuriye Hanımın gözetiminde yetişti. Devletin en çalkantılı siyasi krizlerinde uzlaştırıcı kimliğiyle öne çıkan bir lider oldu.

Atatürk'ün Verdiği Soyadı ve Donanmadaki Yılları

Eğitim hayatına askeri okulda devam eden Korutürk, 1916 yılında adım attığı Mektebi Fünûn-u Bahriye-yi Şahane'yi 1923'te teğmen rütbesiyle bitirdi. Mezuniyetinin hemen ardından Yavuz savaş gemisinde aktif vazife üstlenerek önemli torpido eğitimleri aldı. Genç subay, 1925 yılında Gedikli Zabit Namzet Mektebi'nde öğretmenlik yaparken matematik dersleri verdi. Burada denizaltı kurslarına katılarak uzmanlığını pekiştirdi. Hamidiye ve Mecidiye kruvazörlerinde bölük komutanlığı görevlerini başarıyla yürüttü. 1929 yılında ise 1. İnönü Denizaltı Gemisi'nde topçu ve vardiya subayı oldu. Deniz Harp Akademisi'ni 1933 yılında kurmay yüzbaşı rütbesiyle tamamladı. Bu başarısının ardından Genelkurmay İstihbarat Dairesi Başkanlığı kadrosuna dahil edildi.

Tarihler 1935 yılını gösterdiğinde, Ankara'daki ünlü Karpiç Restoran'da hayatını değiştiren bir buluşma gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, restoranda sivil kıyafetiyle yemek yiyen bu vakur deniz subayını fark etti. Atatürk, henüz soyadı kanunu çıkmış olmasına rağmen soyadı almayan genç subaya özel bir ilgi gösterdi. Ulu Önder, devrimlerin korunması görevini Türk gençliğine emanet ettiklerini bizzat belirtti. Bu vesileyle kendisine bizzat 'Korutürk' soyadını hediye etti. Genç subay bu gurur verici teklifi büyük bir şükranla kabul etti.

Yurt dışındaki ilk resmi görevini Roma'da deniz ataşe vekilliğiyle gerçekleştiren Korutürk, ardından Berlin Deniz Ataşeliği görevine getirilerek bu kritik süreçte uluslararası ilişkilerde önemli roller üstlendi. 1936 yılında imzalanan tarihi Montrö Boğazlar Sözleşmesi konferansında askeri uzman kimliğiyle Türkiye'yi temsil etti. Vatana döndükten sonra Dumlupınar Denizaltı Gemisi komutanlığı dahil birçok kritik noktada komodorluk yaptı. İkinci Dünya Savaşı yıllarında yeniden Berlin ve Stockholm'de askeri ataşelik vazifelerini eş zamanlı üstlendi. Yurda dönüşünde Deniz Harp Akademisi Komutanlığı ve Denizaltı Filo Komutanlığı görevlerine getirildi. 1953'te tümamiral rütbesiyle Harp Filosu Komutanı olan Korutürk, Donanma Komutanlığına kadar yükseldi. 1959 yılında oramiralliğe terfi eden tecrübeli asker, Deniz Kuvvetleri Komutanı olarak gücünün zirvesine ulaştı.

Diplomasiden Çankaya Köşkü'ne Uzanan Yol

27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinin ardından aktif askeri kariyerine son vererek emekliye ayrıldı. Hemen akabinde Moskova Büyükelçisi olarak diplomatik alanda ülkesine hizmet etti. Büyükelçilik görevini yürüttüğü Moskova'nın ardından İspanya'da Madrid Büyükelçiliği'ne atanan tecrübeli diplomat, meslekten yetişme bir büyükelçi olmadığını belirterek 1965 yılında bu görevinden onurlu bir şekilde istifa etti. 1963 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından Cumhuriyet Senatosu kontenjan senatörlüğüne atandı. Senatoda kontenjan grubunun başkanlığını üstlenerek saygın bir yer edindi. 1973 yılına gelindiğinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki cumhurbaşkanlığı seçimi büyük bir kördüğüme dönüşmüştü. Adayların gerekli çoğunluğu elde edememesi üzerine, partilerin üzerinde birleştiği tek isim olarak öne çıktı. 17 Nisan 1973'te Türkiye Cumhuriyeti'nin 6. Cumhurbaşkanı seçilerek göreve başladı.

Kriz Döneminin Uzlaştırıcı Cumhurbaşkanı

Korutürk'ün yedi yıllık cumhurbaşkanlığı dönemi, Türkiye tarihinin en istikrarsız ve fırtınalı süreçlerinden biri oldu. Seçimlerden sonra hiçbir siyasi partinin tek başına iktidar olamaması, hükümet krizlerini beraberinde getirdi. Devlet başkanı olarak siyasi liderleri uzlaştırmak ve toplumsal tansiyonu düşürmek için durmaksızın çalıştı. Aylarca süren hükümet krizini çözmek için yoğun bir diplomasi yürüten Korutürk, Bülent Ecevit liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi ile Necmettin Erbakan liderliğindeki Milli Selamet Partisi koalisyonunun kurulmasında başrolü oynadı. Onun cumhurbaşkanlığı döneminde, Türkiye'nin yakın tarihini şekillendiren tarihi Kıbrıs Barış Harekâtı gerçekleştirildi. Aynı dönemde ülkenin ilk boğaz köprüsü olan Boğaziçi Köprüsü de törenle hizmete açıldı. Ülkeyi kasıp kavuran anarşi ve şiddet olaylarına karşı devletin otoritesini ve saygınlığını korumak için yoğun mesai harcadı. 6 Nisan 1980'de yasal görev süresi dolunca cumhurbaşkanlığı makamından ayrıldı. Yerine yeni bir cumhurbaşkanı seçilemeyince, Senato Başkanı İhsan Sabri Çağlayangil bu göreve vekalet etti. Korutürk ise 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar tabiî senatör olarak mecliste yer aldı.

Özel Yaşamı, Mirası ve Vefatı

Fahri Korutürk, 1 Mart 1944 tarihinde ressam Emel Hanım ile dünya evine girdi. Ressam Emel Hanım, eski milletvekili Salah Cimcoz'un kızıydı. Bu mutlu evlilikten çiftin üç çocuğu dünyaya geldi. Bu köklü ailenin çocukları Osman Korutürk ve Salah Korutürk ile gelinleri Zergün Korutürk de tıpkı babaları gibi diplomatlık mesleğini seçerek cumhuriyete büyükelçi unvanıyla uzun yıllar hizmet ettiler. Almanca, İngilizce ve İtalyanca olmak üzere üç yabancı dile hâkim olan Korutürk, entelektüel birikimiyle de tanınırdı. Kaleme aldığı 'Atatürk'le Karşı Karşıya' isimli eseri, cumhuriyet tarihine ışık tutan önemli bir kaynak niteliğindedir. Cumhuriyetin bilge devlet adamı, 12 Ekim 1987 tarihinde İstanbul'da geçirdiği kalp krizi sonucu 84 yaşında vefat etti. Naaşı, Ankara'da bulunan Devlet Mezarlığı'nda ebedi istirahatgahına tevdi edildi.