Geleneksel Türk ezgilerini caz-rock tınılarıyla harmanlayarak dünya müziği sahnesinde kendine özgü bir yer edinen müzisyen ve ressam Senem Diyici, 1953 yılında İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Sanat yolculuğuna mütevazı bir memur ailesinin çocuğu olarak başlayan Diyici, babasının müzik sevgisi sayesinde küçük yaşta melodilerle tanıştı. Klasik Türk müziği alanında aldığı eğitimin ardından, henüz on altı yaşındayken profesyonel olarak sahne almaya başlayarak müzik dünyasına adım attı.
İstanbul'dan Paris'e Uzanan Zorlu Yolculuk
Profesyonel müzik kariyerinin ilk meyvesini 1969 yılında çıkardığı "Nar Hanım" isimli 45'liğiyle alan sanatçı, dinleyicilerin ilgisini çekmeyi başardı. Bu çıkışı, 1973 senesinde müzikseverlerle buluşan "Ham Meyva" çalışması takip etti. Ancak Türkiye'de esen siyasi rüzgarlar ve 1980 askeri darbesinin hemen öncesindeki karmaşa, onun hayatını tamamen değiştirecekti. Almanya turnesi sırasında ülkesinden ayrılmaya karar veren Diyici, o dönem cunta yönetiminin gölgesindeki vatanını geride bıraktı.
Hayata sıfırdan başlamak üzere Fransa'ya yönelen genç sanatçı, Cumhurbaşkanı François Mitterrand döneminde yeni bir döneme girdi. Paris'te müzisyen, şarkıcı ve perküsyon sanatçısı olarak kariyerini yeniden inşa etmeye başladı. Yabancı bir ülkede var olma mücadelesi verirken, müziğindeki özgün arayışları da hız kazandı.
Dünya Sahnesinde Yükseliş ve Takalar
Fransa'daki çalışmalarının en önemli dönüm noktası, 1988 yılında yayımlanan "Takalar" albümü oldu. Label La Lichère etiketiyle çıkan bu ilk stüdyo çalışmasında, sanatçıya kendi altılı grubu ile efsanevi perküsyoncu Okay Temiz eşlik etti. Caz-rock ile Anadolu'nun geleneksel tınılarını sentezleyen bu çalışma, müzik otoriteleri ve dinleyiciler üzerinde adeta şok etkisi yarattı. Zira ortaya çıkan ses, tamamen eşsiz ve büyüleyici bir keşifti.
Bu başarının ardından Senem Diyici, müzikal serüvenine hız kesmeden devam etti. Diskografisine canlı kayıtlar, bir DVD ve tüm albümlerini bir araya getiren özel bir derlemenin de dahil olduğu altı albüm daha ekledi. Yoğun stüdyo seansları ve dünya genelinde gerçekleştirilen 1500'ü aşkın konserle geçen yıllar, onun alternatif caz dünyasındaki yerini sağlamlaştırdı.
İstanbul'a Dönüş ve Pedagojik Atölyeler
Uzun süren uluslararası turneler ve albüm çalışmalarının ardından Diyici, kaydını İstanbul'da gerçekleştirdiği "Dila Dila" albümünü dinleyicilerle buluşturdu. Bu albümün çıkışının kısa bir süre sonra, köklerinin bulunduğu şehre, yani İstanbul'a kalıcı olarak geri döndü. Sanatçı, aktif müzik yaşamının yanı sıra görsel sanatlara olan tutkusunu da hiçbir zaman kaybetmeyerek resim çalışmalarını sürdürdü.
Sahne kariyeriyle eş zamanlı olarak eğitime de büyük önem veren Diyici, genç yaşlardan itibaren pedagojik çalışmalarda bulundu. Özellikle çocuklar için sayısız atölye çalışması ve master sınıfı düzenleyerek onlara müziğin kapılarını araladı. Kendisinin şefliğini üstlendiği "SENEM DİYİCİ Şefliğinde Yağmur Damlalarıydık Hepimiz" projesi gibi etkinlikler, onun sanatçı kimliğinin yanı sıra eğitmen yönünü de öne planda çıkardı.
Diyici'nin zengin kariyerindeki bazı önemli kilometre taşları şu şekilde sıralanabilir:
- 1969 yılında çıkardığı ilk profesyonel 45'liği "Nar Hanım",
- 1973 senesinde müzikseverlerin beğenisine sunduğu "Ham Meyva" plağı,
- 1988 yılında Okay Temiz'in de katkılarıyla yayımlanan ilk albümü "Takalar",
- İstanbul stüdyolarında kaydedilen ve sanatçının ülkeye dönüşünü müjdeleyen "Dila Dila" albümü.