Türk entelektüel dünyasının en özgün isimlerinden Prof. Dr. Sencer Divitçioğlu, iktisat teorisi ve tarih yazımında çığır açan tezleriyle tanınan bir akademisyendir. 1927 yılında İstanbul'da doğan Divitçioğlu, akademik kariyeri boyunca iktisadi analizleri tarihsel derinlikle harmanlamayı başarmış sıradışı bir bilim insanı olarak öne çıkmaktadır. Özellikle Asya tipi üretim tarzı üzerine geliştirdiği kuramsal çerçeveyle, Türkiye'de hem akademik çevrelerde hem de siyasi tartışmalarda derin izler bırakmıştır. Onun çalışmaları, Doğu ve Batı toplumlarının gelişim yönlerini anlama konusunda entelektüellere yeni kapılar aralamıştır. Hayatı boyunca çok sayıda uluslararası üniversitede dersler veren tecrübeli iktisatçı, 2014 yılında İstanbul'da hayata gözlerini yummuştur. Fikirleri halen güncelliğini korumaktadır.
Akademik Serüven ve Matematiksel İktisat
Divitçioğlu, yükseköğrenimini 1950 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi bünyesinde başarıyla tamamlayarak mezun oldu. Akademik merakı onu Fransa'ya sürükledi ve doktorasını Paris Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesi'nde tamamladı. 1957 yılında Türkiye'ye dönen genç araştırmacı, mezun olduğu İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak göreve başladı. İki yıl sonra, Marx'ta İktisadi Büyüme başlıklı doçentlik tezini sunarak doçent unvanını kazandı. Bu dönem onun için oldukça hareketli geçecekti. 1960 yılındaki askeri müdahalenin ardından Turizm Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenen akademisyen, aynı süreçte Devlet Planlama Teşkilatı'nın kuruluşunda da etkin rol oynadı. Divitçioğlu, 1962 ile 1963 yılları arasında ise İngiltere'deki prestijli Cambridge Üniversitesi'nde davetli profesör unvanıyla dersler verdi. Buradaki deneyimi teorik çalışmalarına büyük katkı sağladı. Türkiye'ye döndüğünde, iktisat teorilerini matematiksel bir dille açıklayan yenilikçi çalışmalar kaleme almaya başladı. Akademisyen, 1975 yılından itibaren Boğaziçi Üniversitesi'nde de doktora dersleri vererek akademik etkisini genişletti. Nihayet 1976 yılında profesörlük kadrosuna yükseldi.
Asya Tipi Üretim Tarzı ve Osmanlı Toplumu
Ünlü yazar Kemal Tahir'in teşvikiyle tarihsel araştırmalara yönelen Divitçioğlu, 1967 yılında tamamladığı Asya Üretim Tarzı ve Osmanlı Toplumu adlı eseriyle büyük bir yankı uyandırdı. Bu çalışma, yerli entelektüel çevrelerin yanı sıra Fransızca ve Yunanca gibi dillere çevrilerek uluslararası alanda da geniş kitlelere ulaştı. Kitap, dönemin Türkiye'sindeki iç siyasi tartışmaların merkezinde yer alan önemli bir referans kaynağı haline geldi. Divitçioğlu bu çalışmasında, Karl Marx'ın 1850'lerin başında formüle ettiği Asya tipi üretim tarzı (ATÜT) kavramını derinlemesine analiz etti. Ona göre toplumsal üretim biçimleri, dünyadaki medeniyetler için iki temel farklı yoldan ilerlemişti. Klasik yol olarak adlandırdığı birinci şema, Avrupa ve Japonya toplumlarına özgü feodal bir yapıya dayanmaktaydı. Feodalizmde toprak beyleri, doğrudan kendi bölgelerindeki arazilerin sahibi olmaları sayesinde merkezi kralın siyasi yetkilerini paylaşır ve özerk şekilde kendilerini yönetirlerdi. Kapitalist üretim süreci de bu mülkiyet ilişkileri ağının içerisinden doğmuştu. Buna karşılık Asya toplumlarında gelişim süreci farklıydı. Hindistan, Çin ve Osmanlı İmparatorluğu gibi Doğu devletlerinde merkezi otorite, kendi gücünü korumak ve yetkilerini kimseyle paylaşmamak amacıyla toprakları şahıslara veya ailelere mülk olarak devretmiyordu. Bunun yerine devlet, toprağın sadece kullanım hakkını belirli koşullara bağlı olarak tebaasına veriyor, bu hak miras yoluyla çocuklara geçemiyordu. Gerektiğinde merkezi yönetim bu hakkı kolayca iptal edip başkasına verebiliyordu. Dolayısıyla Doğu'da mülkiyet bireyin değil, tamamen devletin elindeydi. Bu durum, Doğu toplumlarında devletin Batı'ya kıyasla çok daha sarsılmaz ve adeta tanrısal bir güç olarak algılanmasına yol açmıştır.
Darbe Sonrası Sürgün ve Fikir Mirası
Akademik üretiminin zirvesindeyken Türkiye, 12 Eylül askeri darbesinin yarattığı ağır baskı ortamıyla karşı karşıya kaldı. Bu süreçte yürürlüğe giren yasal düzenlemeler neticesinde, kamuoyunda 1402'likler olarak bilinen akademisyen grubunun içinde yer alan Divitçioğlu'nun da üniversitedeki görevine son verildi. Yaşanan bu haksız uzaklaştırmanın ardından yurtdışına yönelen tecrübeli profesör, 1982 ile 1984 yılları arasında farklı ülkelerdeki üniversitelerde davetli öğretim üyesi olarak çalışmalarını sürdürdü. Daha önce 1968-1969 döneminde Paris'te araştırmalar yapan, 1973'te Cambridge'e tekrar giden ve 1983'te Paris Üniversitesi'nde dersler veren Divitçioğlu, sürgün yıllarının ardından da üretmeye devam etti.
Divitçioğlu'nun akademik çalışmaları temel olarak şu üç alanda yoğunlaşmıştır:
- İktisat Teorisi (özellikle matematiksel yöntemlerle ele alınan teorik çalışmalar)
- Marksist Teori (Marx'ın iktisadi büyüme ve üretim tarzı kavramları)
- Antropolojik Tarih (özellikle Türk ve Osmanlı tarihi üzerine araştırmalar)
Matematiksel iktisat derslerinden tarih tezlerine uzanan geniş çalışma yelpazesi, onu Türk akademi dünyasında benzersiz kılmaya yetti. 8 Eylül 2014 tarihinde doğduğu şehir İstanbul'da vefat eden Sencer Divitçioğlu, geride Türkiye'nin toplumsal yapısını anlamlandırmaya çalışan araştırmacılar için paha biçilemez bir kuramsal miras bıraktı. Çalışmaları halen tartışılmaya devam etmektedir.
