Türk sanat müziğinin unutulmaz isimlerinden Emine Semahat Özdenses, 28 Temmuz 1913 tarihinde İstanbul'un tarihi semti Üksüdar'da dünyaya gözlerini açtı. Hayatını melodilerle şekillendiren bu değerli ses sanatçısı ve besteci, 3 Temmuz 2008 tarihinde yine aynı şehirde hayata veda etti. Sanatçının çocukluk yıllarında başlayan nota sevdası, onu ömrü boyunca sürecek prestijli bir müzikal yolculuğa çıkardı. Üksüdar Kız Sanat Okulu'ndaki eğitimini sırf bu tutku yüzünden yarıda bırakarak müziğin büyülü dünyasına adım attı.
Müzik Aşkıyla Yarım Kalan Eğitim ve İlk Adımlar
Genç yaşta içindeki müzik sevgisine engel olamayan Özdenses, akademik eğitimini sonlandırıp dönemin en büyük ustalarından eğitim alma şansına erişti. Lemi Atlı, Refik Fersan ve Fahire Fersan gibi Türk müziğinin efsanevi isimlerinden aldığı dersler, onun sanat anlayışını olgunlaştırdı. Ustalardan edindiği derin teknik ve estetik birikim, onun ileriki yıllarda ortaya koyacağı eserlerin de temel taşını oluşturdu. Aldığı bu köklü derslerin ardından kariyerine yön veren sanatçı, TRT Ankara Radyosu bünyesinde ses sanatçısı olarak görev yapmaya başladı.
Sanatçının müzikal kariyerindeki önemli köşe taşları şu şekildedir:
- TRT Ankara Radyosu bünyesinde ses sanatçısı olarak görev yapması
- 1940 yılında beste yapmaya başlayarak bestekarlık alanına adım atması
- 'Beklerim Her Gün' isimli ilk plağını müzikseverlerle buluşturması
Plaklar, Evlilik ve Üretim Dönemi
Radyodan yükselen sesi çok beğenildi. Sanat yolunda kararlılıkla ilerlemeyi sürdürdü. Zamanla radyodaki performansı takdir topladı. Hayatında yeni bir sayfa açan sanatçı, 1939 senesinde evlendi. Bu evlilikten iki yıl sonra, müzik dünyasında kalıcı bir iz bırakacak olan ilk plağını müzikseverlerle buluşturdu. 'Beklerim Her Gün' ismini taşıyan bu ilk plak, onun sesinin evlere konuk olmasını sağlayan önemli bir dönüm noktası oldu. Yalnızca şarkı yorumlamakla kalmayan sanatçı, içindeki melodileri dışarı vurmak amacıyla 1940 yılında bestekarlık yapmaya da başladı.
Yıllar boyunca radyolarda ve sahnelerde icra ettiği birbirinden güzel eserlerle dinleyicilerin gönlünde taht kuran Semahat Özdenses, hem yorumcu kimliğiyle hem de ürettiği özgün melodilerle adını müzik tarihimizin altın sayfalarına yazdırmayı başarmıştır. Ürettiği bestelerle Türk sanat müziğinin klasikleşen yapısına katkı sağlarken, hanımefendi çizgisiyle de her zaman örnek bir duruş sergiledi.
Son Nota, Veda ve Sonsuzlaşan Eserler
Uzun sanat ömrüne sayısız başarı sığdıran besteci, 2003 yılında son eserini müzik dünyasına hediye etti. Güftesini Onur Akay'ın kaleme aldığı 'Sevgilim Sanma Seni Bir An Olsun Unuttum' isimli bu özel Hüzzam şarkı, ilk defa TRT Müzik ekranlarında Arif Özgülüş tarafından icra edilmiştir. Bu son eser, sanatçın ömrünün son yıllarında bile üretkenliğinden ve sanat aşkından hiçbir şey kaybetmediğinin en açık kanıtı olmuştur. Müzikal üretkenliğini son nefesine kadar sürdüren Özdenses, Türk müziğinde silinmez izler bırakarak hafızalardaki yerini korumayı başardı.
Sanat meslek birliği MESAM'ın da üyesi olan Semahat Özdenses, ömrünün son döneminde amansız bir hastalık olan göğüs kanserine yakalandı. Bu hastalık nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yuman sanatçı, arkasında devasa bir müzik mirası bıraktı. Naaşı, Pendik Kurtköy Şeyhli Mezarlığı'nda sonsuz uykusuna uğurlandı. Tüm eserlerinin telif haklarını hayattayken Mehmetçik Vakfı'na bağışladı. Sanatçının yaptığı bu anlamlı bağış, onun vatanına olan derin sevgisinin ve bağlılığının da en asil nişanesi olarak kabul gördü.
Mehmetçik Vakfı, kendisine bağışlanan bu değerli telif haklarının ve anlamlı mirasın bir karşılığı olarak, vefakar sanatçının kabrini Şeyhli Mezarlığı'nda özel olarak inşa ettirmiştir. Ölümünün ardından da unutulmayan sanatçı, gerek dillerden düşmeyen besteleriyle gerekse yaptığı bu örnek bağışla Türk halkının kalbinde yaşamaya devam etmektedir. Kendisine has yorumuyla eserlere hayat veren usta sanatçının doldurduğu plaklar ve yazdığı besteler, gelecek nesillerin yolunu aydınlatmayı sürdürecektir. Sanat camiasında bıraktığı büyük boşluk ise doldurulamayacak kadar derin ve anlamlı bir kayıp olarak müzik tarihindeki yerini çoktan almıştır.
