Müziğin ve Tıbbın Kesiştiği Bir Yaşam Hikayesi
Cumhuriyetin ilk yıllarında, 6 Ekim 1923 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelen Selahattin İçli, tıp bilimi ile Türk sanat müziğinin eşsiz tınılarını aynı potada eriten çok yönlü bir cumhuriyet aydınıdır. Hem şifa dağıtan bir hekim hem de ruhları doyuran usta bir bestekar olan İçli, ömrünü adadığı musiki sanatında profesörlük unvanına kadar yükselmiş saygın bir akademisyendir. Sanatçı, musiki eğitimi almış bir babanın oğlu olarak küçük yaşlardan itibaren klasik Türk müziğinin zenginliğiyle büyüdü ve bu köklü kültürel mirası modern eğitim kurumlarına taşıdı. İstanbul'da başlayan ve yine bu şehirde 14 Ekim 2006'da son bulan seksen üç yıllık ömrü, Türk kültür tarihine damga vuran unutulmaz eserlerin doğuşuna tanıklık etti.
Plaklarla Geçen Çocukluktan İlk Besteye
Genç Selahattin'in müzikal duyarlılığı, babası İbrahim İçli'nin geniş ufku ve Beşiktaş Musiki Kulübü'nden edindiği birikimle şekillendi. Birinci Dünya Savaşı dÖneminde Beşiktaş Jimnastik Kulübü bünyesinde faaliyet gösteren bu ocakta eğitim alan baba İçli, oğluna en büyük ilham kaynağı oldu. Üstelik babasının 1927 ile 1960 yılları arasında Balıkesir'deki İngiliz Borax şirketindeki görevi, aileye farklı kapılar araladı. Küçük Selahattin, İngilizlerden alınan 700 civarındaki taş plağın döndüğü gramofonun başında, adeta seslerden örülü bir dünyada büyüdü. Henüz 12 yaşındayken babasından meşk usulüyle makam ve usul dersleri almaya başlayarak teorik temellerini sağlamlaştırdı.
Kulağı Türk musikisinin en seçkin örnekleriyle dolan genç yetenek, kendi üretimini yapma konusunda gecikmedi. Henüz 17 yaşındayken ünlü şair Faruk Nafiz Çamlıbel'in "Hıyaban" şiirini hüseyni makamında besteledi. Babasının amcasının oğlu olan udi bestekar Şerif İçli'nin bu ilk eseri beğenip takdir etmesi, genç bestecinin içindeki üretim ateşini körükledi. Böylece genç hekim adayının ellerinde Türk müziği filizlendi.
Anadolu'da Tababet ve İstanbul'a Dönüş
Müzik aşkıyla yanıp tutuşurken tıp eğitimini de ihmal etmeyen Selahattin İçli, 1949 yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun olarak doktorluk diplomasını aldı. Mezuniyetinin ardından 1953 yılına kadar İstanbul'da hekimlik mesleğini icra etti. Sonrasında babasının da uzun yıllar görev yaptığı Balıkesir topraklarına yöneldi. Susurluk günlerinde hekimlik mesleğini farklı kurumlarda sürdüren İçli, şu kuruluşlarda görev yapmıştır:
- Susurluk Belediyesi bünyesinde tabiplik
- Susurluk Şeker Fabrikası tabipliği
- Borasit Maden İşletmesi hekimliği
1961 yılına dek süren Balıkesir günlerinin ardından yeniden doğup büyüdüğü İstanbul'a geri döndü.
İstanbul'a dönen İçli, hekimliğe burada devam etti. 1967 yılında ise K.'nde görev almaya başladı. Bu kurumdaki başhekim yardımcılığı görevinden 1981 yılında ayrılarak Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'na geçiş yaptı. Burada sanatçı öğretim görevlisi ve başkan yardımcısı olarak akademik hayata ilk resmi adımını attı. Yeni görevi onun için dönüm noktasıydı.
Akademide Bir Duayen: Profesörlük Yılları
Konservatuvarın İstanbul Teknik Üniversitesi çatısı altına girmesinin ardından akademik basamakları hızla tırmandı. 1986 senesinde profesörlük unvanını alan İçli, okulun Kompozisyon Bölümü Başkanlığı görevine getirildi.
Babasının ve udi bestekâr Şerif İçli'nin Beşiktaş Musiki Kulübü'nde Neyzen İhsan Bey'den aldıkları dersler, Hakkı Derman gibi isimlerle paylaştıkları sıralar, Selahattin İçli'nin müzikal genetiğini oluşturuyordu. O da bu zengin aile mirasını üniversite kürsülerine taşıyarak gelecek nesillere aktardı. Hem hekimlik hem bestekarlık kimliğiyle iki farklı disiplinde de zirveye ulaşmayı başaran Selahattin İçli, geride eşsiz melodiler ve yüzlerce konservatuvar öğrencisi bırakarak Türk müzik tarihindeki seçkin yerini aldı.