Türk arabesk müziğinin en içli ve özgün seslerinden olan Selahattin Özdemir, 15 Haziran 1963'te Adana'da dünyaya gözlerini açtı. Dinleyicileri onu Selo Baba lakabıyla bağırlarına bastı. Gençlik çağında torna tesviye tezgahlarından darbuka ritimlerine uzanan bu çileli hayat, 27 Ağustos 2019 tarihinde Mersin kentinde geçirdiği ani bir kalp krizi neticesinde henüz 56 yaşındayken son buldu. Usta sanatçı geride isyanla başlayıp manevi huzurla taçlanan derin bir müzikal miras bıraktı. Cenazesi, Mersin Yenişehir'deki Menteş Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Demir Atölyesinden Düğün Sahnelerine İlk Adımlar
Gençlik yıllarında Adana'nın tozlu sokaklarında torna-tesviye işiyle uğraşan Özdemir, müzikle oldukça erken tanıştı. Ağabeyinin evde aralıksız dinlediği Orhan Gencebay melodileri, onun içindeki müzik ateşini körükleyen ilk kıvılcım oldu. Sanatçı, diğer ağabeyinin desteğiyle darbuka çalmayı öğrenerek ritim dünyasına ilk adımını attı. Kısa süre sonra düğün törenlerinde darbuka çalarak mikrofon başına geçmeye başladı. Bu küçük atölye başlangıcı, gelecekteki dev kariyerinin en somut habercisi haline geldi.
1986 senesinde dinleyicilerle buluşan Umut Sandalı adlı ilk albümüyle müzik piyasasına son derece iddialı bir giriş yaptı. Bu başarılı ilk adımın ardından peş peşe yeni albüm çalışmalarına imza attı. Uzun yıllar boyunca müzik serüvenini İstanbul'da sürdüren ünlü sanatçı, arabesk camiasında sarsılmaz bir yer edindi. Müzikal faaliyetlerinin yanı sıra Sözdemir Müzik şirketini kurarak iş dünyasında da aktif bir rol üstlendi. Kendine has içli yorumu, sesindeki hüzünlü tınılar ve şarkı sözlerindeki isyankar tonlar sayesinde kısa sürede arabesk dünyasının en sevilen isimleri arasına girmeyi başararak kitlelerin sevgilisi haline geldi. Sesindeki ezik tınılar ve isyankar duruşu ona Türkiye çapında benzersiz bir şöhret kazandırdı.
İsyandan Maneviyata Büyük Dönüşüm ve Unutulmaz Eserler
Özdemir, 1996 yılında müzikseverlerle buluşturduğu Şimdi Yanımda Olacaktın şarkısıyla kariyerinin zirve noktalarından birine ulaştı. Güftesi ve bestesi Abdulkadir Nurlu imzası taşıyan bu unutulmaz eser, dinleyiciler arasında adâta bir marş haline geldi. Ancak hayatındaki en büyük dönüm noktası 1992'de gerçekleşti. 1992 yılında radikal bir manevi dönüşüm yaşayarak tövbe eden sanatçı, isyankar ezgileri bırakıp aşk ve inanç temalı şarkılara yöneldi. Bu radikal kararla birlikte müzikal çizgisinde yepyeni ve temiz bir sayfa açtı.
Sanat hayatı boyunca yenilikçi ve sıra dışı fikirlerin peşinden gitmeyi sürdürdü. Sanatçının bir dönem hayata geçirmeye çalıştığı İngilizce arabesk denemesi ise dinleyicilerden beklenen ilgiyi göremedi. Gençlik yıllarının verdiği heyecanla seslendirdiği dört özel eserden ötürü ilerleyen yaşlarında büyük bir pişmanlık ve utanç duydu. Bu şarkıların albümlerden çıkarılması ve radyolarda kesinlikle çalınmaması talebiyle Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne resmi başvuruda bulundu. Bahse konu olan ve acı, hüzün, isyan, ayrılık ile sevdayı iliklerine kadar hissettiren bu dört şarkı şunlardır:
- Yanlış Yerde Doğmuşum
- Yaşamam Artık
- Esrar Perdesi
- Hem Yaratıyorsun Hem Unutuyorsun
Bu eserler acı ve derin isyanları anlatıyordu. Sanatçının müzikseverlere sunduğu en son çalışması olan Yalnızlar Kralı, YouTube platformu üzerinden dinleyicilerle buluşmaya devam etmektedir.
