Selahattin Altınbaş, Türk müziğinde silinmez izler bırakan, geride bıraktığı eserleriyle geniş kitlelerin gönlünde taht kurmuş kıymetli bir bestekâr ve ud sanatçısıdır. Müzikal yeteneğini, içinde büyüdüğü müzisyen aile ortamından alan sanatçı, ömrünü notalara adamıştır. Erken yaşta tanıştığı enstrümanlar ve usta isimlerin rehberliği, onun sanat çizgisini belirleyen en temel unsurlar olmuştur.
Müziğe Adanmış Bir Başlangıç ve Enstrüman Seçimi
Sanatçının müzikle tanışması çok erken yaşlarda gerçekleşmiştir. Müzisyen bir aile ortamında dünyaya gözlerini açan Selahattin Altınbaş, çevresindeki melodilerden etkilenerek müziğe yönelmiştir. Henüz sekiz yaşındayken eline aldığı kemanla ilk melodilerini çalmaya başlamıştır. Kemanla attığı bu adımların ardından müzikal arayışını sürdürmüş ve bir sonraki aşamada akordeon enstrümanı ile çalışmalarına devam etmiştir. Akordeon çalması, onun melodik algısını genişletmiş ve müzikal altyapısını güçlendirmiştir.
Sanatçının kariyeri boyunca çaldığı enstrümanlar şunlardır:
- Keman
- Akordeon
- Ud
TRT Ankara Radyosu Yılları ve Ödüllü Besteleri
Ancak enstrümanlar arasındaki arayışı, amcasının etkisiyle nihai bir yön bulmuştur. Dönemin tanınan ve saygı duyulan udi ve bestekârı olan amcası İzzet Altınbaş'ın ud icrasını yakından izleyen genç sanatçı, bu enstrümanın tınısından derinden etkilenmiştir. Amcasının sergilediği ustalık ve bestecilik yeteneği, Selahattin Altınbaş'ın müzikal kimliğini ud üzerine kurma kararı almasında başrolü oynamıştır. Böylelikle uda yönelmiş ve hayatı boyunca bu enstrümanla anılacak bir kariyere adım atmıştır.
Aldığı eğitimler ve yoğun çalışmalar meyvesini vermiş ve sanatçı 1966 yılında TRT Ankara Radyosu tarafından açılan sınavı başarıyla geçmiştir. Sınavdaki başarısının ardından radyo bünyesine ud sanatçısı unvanıyla katılarak profesyonel kariyerine güçlü bir başlangıç yapmıştır. Radyodaki mesaisi boyunca sadece ud çalmakla yetinmemiş, müzikal birikimini farklı alanlarda da kuruma sunmuştur. İlerleyen dönemlerde radyonun koro şefliği görevine getirilerek toplulukları yönetmiş ve ayrıca repertuvar denetleme kurulu üyeliğinde bulunarak eserlerin değerlendirilmesinde önemli sorumluluklar üstlenmiştir.
Selahattin Altınbaş'ın bestekârlık alanındaki dehası, 1977 yılında düzenlenen prestijli bir yarışmayla taçlandırılmıştır. Milliyet gazetesinin geleneksel olarak gerçekleştirdiği 'Yılın Sevilen Şarkıları' yarışmasına katılan sanatçı, Türk müziğine damga vuracak iki önemli eseriyle ödül kazanmıştır. Bunlardan ilki, dinleyenlerin kalbinde derin bir hüzün bırakan muhayyer kürdi makamındaki 'Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini' adlı bestesidir. Yarışmada ödüle layık görülen diğer ölümsüz eseri ise hüzzam makamında şekillendirdiği 'Ömrümüzün son demi, sonbaharıdır artık' isimli şarkısı olmuştur. Bu iki beste de halk tarafından büyük bir beğeniyle karşılanmış ve klasikleşmiştir.
Sanat Mirası ve Emeklilik Dönemi
TRT çatısı altında geçirdiği verimli ve uzun soluklu çalışma yıllarının ardından, sanatçı 1999 yılında emekli olmaya karar vermiştir. Ancak emekliliğine kadar geçen süreçte üretkenliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Ömrü boyunca elliden fazla besteye imza atan Altınbaş, bu çalışmalarında dönemin en seçkin ve önemli söz yazarlarının güftelerini tercih etmiştir. Şairlerin kaleme aldığı duygu yüklü mısraları kendi melodileriyle harmanlayarak, müzik dünyasında kalıcı bir repertuvarın oluşmasına katkı sağlamıştır.
Yaşamının son döneminde sağlık sorunlarıyla mücadele eden Selahattin Altınbaş, yakalandığı siroz hastalığı sebebiyle Ankara'da yaşama veda etmiştir. Vefatının ardından sevenlerini derin yasa boğan sanatçının naaşı, Susurluk'ta düzenlenen cenaze töreninin ardından burada ebedi istirahatgahına defnedilmiştir.