Sedat Nuri İleri, 1888 yılında Ege'nin Sakız Adası'nda dünyaya gelmiş, yirminci yüzyılın ilk yarısında Türk basınına, radyoculuğuna ve karikatür sanatına yön vermiş çok yönlü bir aydındır. Genç yaşta adım attığı yayıncılık serüvenini, Milli Mücadele'nin sesini duyuran önemli yayınlarla ve Türkiye'nin ilk radyo yayıncılığı girişimiyle taçlandırmıştır. Ülkenin en sancılı dönemlerinde cesur çizimleri ve girişimciliğiyle öne çıkan isim, kültür tarihimizin unutulmaz figürleri arasındadır.
Soyluluktan Sanata Uzanan Yaşamı
Sedat Nuri İleri, dönemin seçkin ve büyük devlet adamlarını yetiştiren bir ailede dünyaya gözlerini açtı. Babası, Meclis-i Âyan üyeliği ve Adliye nazırlığı gibi mühim görevlerde bulunmuş Mustafa Nuri Bey'dir. Annesi Nefise Hanım ise Hariciye Nazırlığı ve efsanevi valilikler yapmış devlet adamı Abidin Paşa'nın kızıdır. Aile içindeki entelektüel birikim son derece yüksektir. Ağabeyleri Celal Nuri ve Suphi Nuri İleri de dönemin tanınmış gazetecilerindendir. Yeğeni Rasih Nuri İleri ise sonraki yıllarda adını duyuracak bir başka entelektüeldir. Böylesi bir ailede büyüyen Sedat Nuri, eğitim hayatını Belçika'da sürdürdü. Belçika Grembloux Yüksek Ziraat Okulu'nda okudu. Yurt dışında bulunduğu sırada da mizaha karşı olan büyük ilgisi göze çarpıyordu. Henüz 1908 yılında Belçika'da yaşarken La Barbe yani Türkçe karşılığıyla 'Sakal' adını taşıyan bir mizah dergisi çıkardı.
Milli Mücadele ve İleri Gazetesi Yılları
Sedat Nuri İleri'nin en önemli gazetecilik faaliyetlerinden biri, Birinci Dünya Savaşı döneminde başlamıştır. Savaş yıllarında Fransa'da bulunan aydın, 1918 yılında İstanbul'a döndü. Kardeşleri Suphi Nuri ve Celal Nuri ile birlikte müşterek adımlarla meşhur İleri gazetesini yayımlamaya başladılar. Bu yayın organı kısa sürede dikkat çekti. Anadolu'da filizlenen kurtuluş ateşinin İstanbul'daki en güçlü sesi haline geldi. Gazetede, Milli Mücadele'nin büyük lideri Mustafa Kemal'in de imzasız yazıları yayımlanıyordu. Bu durum gazetenin misyonunu daha da önemli kılıyordu. İşgal yıllarının zorlu şartları altında basın faaliyeti yürütmek hiç de kolay değildi. 1920 yılında ağabeyi Celal Nuri sürgüne gönderildi. Bütün bu engellemelere rağmen yayın hayatına devam eden İleri gazetesi, 2 Aralık 1924 tarihine kadar basılmaya devam etti.
İstanbul Radyosu'nun Kurulması ve Radyoculuk Girişimi
Gazetenin kapanmasının ardından Sedat Nuri İleri, yönünü yepyeni bir teknolojiye ve geniş kitlelere ulaşabilecek yepyeni bir yayın organına çevirdi. Türkiye'de 1925 yılında telsiz vericilerinin yapım işlemleri hayata geçirilmeye başlandı. Sedat Nuri, bu büyük teknolojik atılım bittiğinde düzenli yayın yürütecek profesyonel bir şirketin kurulması gerektiğine inandı. Projenin finansal ve kurumsal desteğe ulaşması amacıyla Türkiye İş Bankası'nın kurucusu meşhur devlet adamı Celâl Bayar'a kapsamlı bir teklif sundu. Bu öneri hızla gelişerek Mustafa Kemal Atatürk'e ulaştı. Cumhurbaşkanı tarafından beğenilen teklif sonrasında Ankara'ya davet edildi. Böylece yüksek bir vizyonla gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde devlet desteği sağlandı. Neticede Türkiye İş Bankası, Anadolu Ajansı, Gümüşhane Milletvekili Cemal Hüsnü Taray, Falih Rıfkı Atay ve Sedat Nuri tarafından ortaklaşa Türk Telsiz Anonim Şirketi kuruldu. İstanbul Radyosu'nun 1927 yılındaki kuruluşunda baş rolü oynayan sanatçı, tam 10 yıl boyunca bu kuruluşun idare müdürlüğü görevini titizlikle yürüttü.
Karikatür Çizgilerinde Toplumsal Yaşam ve Vefatı
Sedat Nuri İleri, basın ve radyo yöneticiliğinin ötesinde son derece başarılı bir karikatüristti. Sanatsal yeteneğiyle dönemin sosyal ve siyasal hayatına damga vuran eserler üretti. Toplumsal yergi barındıran bu çizimleri, dönemin en seçkin yayın organlarında yer buldu. Bu mecralar şunlardı:
- Akbaba
- Karikatür
- Yedigün
- Cumhuriyet
Keskin ve zeki çizimleriyle geniş kitleler tarafından beğeniyle takip edildi. Eserlerini uluslararası arenaya da taşıdı. Karikatürlerini 1939 yılında sanatın kalbi olan Paris'te açtığı özel bir sergiyle sanatseverlerin beğenisine sundu. Ancak Fransa macerası son bulmadı. Bir süre daha bu ülkede yaşamını sürdüren ünlü aydın, 22 Eylül 1943 tarihinde Royat kentinde 55 yaşında hayata veda etti. Türk kültür tarihinde bıraktığı derin izler hâlâ anılmaktadır.