Abdüssamet Ağaoğlu, 1909 yılında Bakü sınırlarında hayata gözlerini açmış ve Türkiye'nin hem siyasi hem de edebi geleceğine derin izler bırakmış müstesna bir şahsiyettir. Azerbaycan topraklarından Anadolu'ya göç eden ve entelektüel derinliğiyle tanınan Ağaoğlu ailesinin dördüncü evladı olan yazar, Türk düşünce dünyasının dev isimlerinden Ahmet Ağaoğlu'nun oğludur. Ülkemizin yakın tarihine yön veren bu büyük devlet adamı ve yazar, 6 Ağustos 1982 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yummuştur.
Bakü'den Türkiye'ye Uzanan Gençlik ve Eğitim Yılları
Eğitim hayatına ilk adımlarını Bayazıt Fevziye Lisesi sıralarında atan genç yetenek, ilk ve orta öğrenimini burada başarıyla tamamlamıştır. Ardından eğitimine devam ettiği Ankara Lisesi'nden 1929 senesinde mezuniyet derecesini almıştır. Hukuk alanına ilgi duyan Ağaoğlu, Ankara Hukuk Mektebi'ne kaydolarak 1931 yılında bu saygın kurumdan diplomasını almayı başarmıştır. Akademik kariyerini daha da ileriye taşımak amacıyla Fransa'nın yolunu tutan genç hukukçu, Strazburg Üniversitesi'nde "yüksek etüdler" bölümüne başlamıştır. Burada 16 ay boyunca doktora eğitimi almış, lakin babasının işlerinin aniden bozulması sebebiyle bu çalışmasını tamamlayamadan memleketine geri dönmüştür. Bu mecburi dönüş onun yaşam çizgisine yepyeni bir yön vermiştir.
Başarılı yazar ve siyasetçinin eğitim basamakları şekildedir:
- Bayazıt Fevziye Lisesi - İlk ve ortaokul eğitimi
- Ankara Lisesi - Lise mezuniyeti (1929)
- Ankara Hukuk Mektebi - Hukuk lisans diploması (1931)
- Strazburg Üniversitesi - Yüksek etütler bölümü doktora çalışması (16 ay)
Bürokrasiden Demokrat Parti Saflarına: Siyasi Yaşamı
Türkiye'ye ayak bastıktan sonra devlet dairelerinde görev almaya başlayan Ağaoğlu, ekonomi ve ticaret bakanıklarında üst düzey yöneticilik kadrolarında bulunmuştur. Kamu bürokrasisinde geçirdiği verimli yılların ardından, 1946 senesinde devlet hizmetinden ayrılma kararı almıştır. Bürokrasiden ayrıldıktan sonra bir süre serbest avukatlık mesleğini icra eden Ağaoğlu, bu sırada kurulan Demokrat Parti saflarında aktif siyasete atılmıştır. Siyaset onun yeni yaşam tutkusuydu. Siyasi alanda yeteneğiyle öne çıkan isim, Manisa seçmeninin büyük desteğini alarak parlamentoda önemli bir güç haline gelmiştir.
1950, 1954 ve 1957 genel seçimlerinde Manisa Milletvekili olarak seçilen Ağaoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde IX., X. ve XI. dönem milletvekilliği görevlerini başarıyla icra etmiştir. O dönemde parti yönetiminin ve hükümetin en etkili simalarından biri durumuna gelmiştir. Aktif parlamento çalışmaları sırasında kabinede de mühim sorumluluklar üstlenen devlet adamı, Çalışma Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı ve Devlet Bakanlığı gibi kritik makamlarda bulunarak ülkenin kalkınma hamlelerine yön vermiştir.
Siyasetçinin kabinede yürüttüğü icracı bakanlıklar şunlardır:
- Devlet Bakanlığı
- Çalışma Bakanlığı
- Sanayi Bakanlığı
Zorlu Cezaevi Süreci ve Edebi Mirası
Türkiye'nin demokrasi yolculuğuna gölge düşüren 27 Mayıs 1960 askeri darbesi, Samet Ağaoğlu'nun da hayatını tamamen altüst etmiştir. Darbe yönetimince tutuklanan tecrübeli siyasetçi, yargılandığı mahkemede ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştır. Cezaevi süreci oldukça zorlu geçti. Bu karar sonrasında İmralı ve Kayseri cezaevlerinde tutsaklık hayatı yaşayan Ağaoğlu, hapislik sürecinde zor şartlar altında yaşamıştır. 1964 yılına gelindiğinde, Yassıada'da cezasını çekmekte olduğu sırada yürürlüğe giren özel bir af yasası sayesinde nihayet salıverilmiştir. Cezaevinden çıktıktan sonra siyaset arenasına doğrudan dönmemeyi tercih etmiş, sadece dolaylı yollardan gelişmeleri takip etmiştir. Kendini tamamen yazılarına adayarak edebi üretime yoğunlaşmıştır.
Yazarlık serüvenine lise sıralarında kaleme aldığı deneme ve yazılarla başlayan Ağaoğlu, edebiyat dünyasına oldukça erken yaşlarda girmiştir. Üniversite yıllarında, 1929 ile 1931 yılları arasında, dönemin diğer genç yetenekleri Behçet Kemal Çağlar ve Ahmet Muhip Dıranas gibi yakın arkadaşlarıyla bir araya gelerek Hep Gençlik adını taşıyan edebiyat dergisini neşretmiştir. Edebi kimliğinin ilk olgun meyvelerini ise Strazburg'daki yaşamından esinlenerek kaleme aldığı öykülerle vermiştir. Bu öyküler yoğun ilgi gördü. Siyasi yoğunluklar sebebiyle kitaplarını yayınlamakta uzun boşluklar bıraksa da yazınla olan güçlü bağını hayatının son anına kadar asla koparmamıştır. Eserlerinde zaman zaman Samet Agayef imzasını da kullanarak farklı bir edebi kimlik sergilemiştir.
Kariyeri boyunca kaleme aldığı derinlikli öykü ve denemeleri, devrin önde gelen mecmualarından Varlık, Yücel ve Çığır gibi yayınlarda okuyucuyla buluşmuştur. Ayrıca siyasi ve toplumsal içerikli birçok makaleye de imza atarak düşünce dünyasına zenginlik katmıştır. Yazıları geniş kitlelere hızla ulaştı. Yaşamının son evresini tamamen yazılarına ve fikirlerine ayıran değerli kalem, 6 Ağustos 1982 tarihinde hayata gözlerini kapamıştır. Vefatının ardından Feriköy Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedilmiştir. Eserleri ve düşünceleri günümüzde de değerini korumaktadır.
