Türkiye'nin siyasi ve akademik tarihinde derin izler bırakan Sadun Aren, 1922 yılında Erzurum'da dünyaya gelmiş, ömrünü iktisat bilimine ve sosyalist müadeleye adamış öncü bir akademisyen ve siyasetçidir. Eğitim hayatındaki parlak başarılarını Siyasal Bilgiler Okulu'nda asistanlıkla taçlandıran Aren, Türkiye İşçi Partisi (TİP) çatısı altında parlamentoya girerek ülke politikasının yönünü belirleyen önemli aktörlerden biri haline gelmiştir. Hayatını bilime, toplumsal eylemlere ve fikirlerine adayan ünlü iktisatçı, 8 Mart 2008 tarihinde Ankara'da yaşama veda etmiştir.
Akademik Yükselişi ve İlk Müadeleler
Çocukluk yıllarında inançlı ve Mevlevi tarikatına mensup annesinin yönlendirmesiyle Kuran eğitimi almak için mahalle mektebine giden Sadun Aren, erken yaşta toplumsal meselelerle ilgilenmeye başladı. Kendi ifadelerine göre henüz 16 yaşındayken ilk toplumsal eylemini gerçekleştiren genç Aren, 1940 senesinde Eskişehir Lisesi'nden mezun oldu. Yükseköğrenimini ise 1944 yılında Siyasal Bilgiler Okulu'nda tamamlayarak iktisat alanına yöneldi. Mezuniyetinin hemen ardından, 1945 senesinde mezun olduğu kurumda asistan olarak akademik kariyerine ilk adımını attı.
Akademide hızla yükselen genç bilim insanı, 1950 yılında doçentlik unvanını elde etti. Mesleki gelişimini sürdürmek amacıyla 1951 yılında İngiltere'ye gönderilen akademisyen, burada geçirdiği verimli dönemin ardından 1956 yılında vatanına geri döndü. Yurda dönüşünde hakkında açılan bir siyasi dava sebebiyle mahkemede yargılansa da bu yargılamadan beraat etmeyi başardı. Yaşadığı hukuki engellere rağmen akademik üretiminden taviz vermeyerek 1957 yılında profesörlük kadrosuna atandı.
Ülke yönetimine akademik katkı sunmayı sürdüren Prof. Dr. Aren, 27 Mayıs sonrasındaki planlama çalışmalarında aktif görev aldı. Eylül 1960 tarihinde Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) bünyesinde danışmanlık görevine getirilen tecrübeli iktisatçı, bu önemli sorumluluğu 1962 yılına kadar başarıyla yürüttü. Aynı dönemde sol düşünce dünyasını zenginleştirmek adına Sosyalist Kültür Derneği'nin kurucu kadrosu içerisinde aktif şekilde yer aldı.
TİP Yılları ve Meclis Kürsüsündeki Çalkantılar
Akademik birikimini aktif siyasete taşımak isteyen Sadun Aren, Türkiye İşçi Partisi'nin (TİP) kurulmasının ardından vakit kaybetmeden partiye katıldı. Kısa sürede parti yönetim kademelerinde görev üstlenen Aren, 1965 genel seçimlerinde tarihi bir başarının mimarlarından biri oldu. TİP, o dönem uygulanan "Milli Bakiye Sistemi" sayesinde yüzde 3 oy alarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) 14 milletvekilliği ve 1 senatörlük kazanmayı başardı.
Bu başarı sonucunda Aren, Türk solunun diğer sembol isimleri Mehmet Ali Aybar ve Çetin Altan ile birlikte İstanbul milletvekili olarak parlamentoya girdi. Mecliste sergilenen güçlü ve etkili muhalefet, dönemin iktidar partisi milletvekilleriyle sık sık sert tartışmaların yaşanmasına yol açtı. Çetin Altan'ın meclis kürsüsünden "Nâzım Hikmet, Türkiye'nin en büyük şairidir" ifadesini kullanması üzerine genel kurulda büyük bir arbede yaşandı. Yaşanan bu gerilim esnasında Adalet Partisi milletvekilleri, Aren ve Altan'a yönelik fiziki bir linç girişiminde bulundu.
Sosyalist bloktaki küresel gelişmeler, TİP içerisinde de büyük görüş ayrılıklarını beraberinde getirdi. 1968 senesinde Sovyetler Birliği'nin Prag Baharı'nı bastırmak için Çekoslovakya'yı askeri tanklarla işgal etmesi parti içinde bölünmeye yol açtı. Genel Başkan Mehmet Ali Aybar bu işgali sert bir dille kınarken, partinin güçlü isimleri Behice Boran ve Sadun Aren ise Sovyet müdahalesini olumlu karşılayan tarafta yer aldı. Aybar'ın savunduğu "Türkiye'ye özgü sosyalizm" tezi, Aren ve arkadaşları tarafından ideolojik bir sapma şekilde nitelendirildi. Emek dergisi etrafında toplanan bu muhalif grup, parti içi müadeleyi büyüterek Aybar'ı istifaya zorladı ve yerine Behice Boran'ın genel başkan seçilmesini sağladı. Siyasi tarihe "Boran-Aren Dönemi" olarak geçen bu süreç, parti içi bölünmeler ve dış baskılarla müadele içinde tamamlandı.
Askeri Darbe, Cezaevi Yılları ve Fikri Miras
12 Mart askeri müdahalesi, sol siyasetin önde gelen temsilcileri için zorlu cezaevi günlerinin başlangıcı oldu. Darbenin ardından gözaltına alınan Sadun Aren, þnce Yıldırım Bölge'ye götürüldü. Bir haftalık gözaltı süresinin ardından Mamak Askeri Cezaevi'ne gönderilerek tutuklandı. Cezaevinin ağır koşullarında mide kanaması geçiren profesör, acil müdahale için Gülhane Askeri Tıp Akademisi'ne (GATA) sevk edildi. Bu esnada Türk Ceza Kanunu'nun meşhur 141/1 maddesi uyarınca yargılandığı ana dava devam ediyordu.
Hukuki süreç 1972 yılında neticelendi ve mahkeme Aren'i 12 yıl 5 ay ağır hapis cezasına mahkum etti. Kararın ardından diğer TİP yöneticileriyle birlikte Niğde Cezaevi'ne nakledilen ünlü siyasetçi, cezasının bir kısmını burada çekti. Düşünce hayatını cezaevinde de sürdüren Aren, burada teorik çalışmalar yürüttü:
- Marksist teori üzerine kapsamlı araştırmalar yaptı.
- Üniversitelerde okutulan klasik ekonomi öğretilerini analiz etti.
- Dışarıda yayınlamayı planladığı bir kitap taslağı üzerinde çalıştı.
1974 yılında yürürlüğe giren genel af yasası sayesinde özgürlüğüne kavuşan Aren, cezaevinden tahliye oldu. Ancak demir parmaklıklar ardında kaleme aldığı iktisat ve Marksizm içerikli bu kitap çalışması, ilerleyen yıllarda tekrar tutuklanmasına gerekçe gösterilecekti. Hayatı boyunca inandığı ilkelerden taviz vermeyen akademisyen, arkasında zengin bir entelektüel miras bıraktı.
