Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli bilim insanlarından biri olan Prof. Dr. Sabih Tansal, akademik başarıları ve yönetim vizyonuyla Boğaziçi Üniversitesi'nin hafızasında silinmez izler bırakmıştır. 8 Aralık 1936 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelen seçkin mühendis, uzun yıllar boyunca yürüttüğü akademik çalışmaların ardından, 2000-2004 yılları arasında bu saygın kurumun beşinci rektörü olarak görev yapmıştır. Bilim dünyasına süper iletkenler, yarı metaller ve yarı iletken teknolojileri alanında kazandırdığı yenilikçi projelerle yön veren Tansal, 15 Ekim 2019'da yine doğduğu şehir olan İstanbul'da hayata gözlerini yummuştur. Mühendislik eğitiminde ekol yaratan çalışmalarıyla tanınan akademisyen, hem teorik araştırmaları hem de idari liderliğiyle Türk yükseköğretim tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır.
Harvard'dan IBM Laboratuvarlarına Uzanan Parlak Eğitim Yılları
Sabih Tansal'ın bilimsel serüveni, İstanbul'un köklü eğitim kurumlarından Saint Benoit Lisesi'nde şekillenmeye başladı. Saint Benoit Lisesi'nden 1954 yılında mezun oldu. Ardından Robert Kolej Mühendislik Yüksek Okulu'na kaydoldu. Elektrik mühendisliği disiplinine olan yatkınlığı sayesinde, 1958 yılında bu zorlu bölümden okul birincisi unvanıyla mezun olmayı başardı. Üstün akademik performansı ona prestijli Harvard Üniversitesi'nin kapılarını açtı. Gordon McKay bursunu almaya hak kazanan başarılı mühendis, bu sayede Amerika Birleşik Devletleri'nde deneysel fizik alanında lisansüstü çalışmalarına başladı. Harvard bünyesindeki yüksek lisans derecesini 1959 yılında tamamladıktan sonra, o dönemin en ileri teknoloji merkezlerinden biri olan IBM T. J. Watson Araştırma Merkezi'nde araştırma mühendisi pozisyonunda çalışmaya başladı. Burada özellikle yarı iletkenler ve süper iletken teknolojileri üzerine odaklanan bilim insanı, transistörler üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çekti. Alan etkili transistörler ile entegre devrelerin üretilmesi ve test edilmesi konularında ürettiği yenilikçi projeler, ona ikinci bir büyük ödül olan IBM Yüksek Tahsil Bursu'nu kazandırdı. Bu destek sayesinde New York Üniversitesi Uygulamalı Fizik Bölümü'nde doktora eğitimine başlayan Tansal, 1969 yılında üniversitenin en prestijli takdirlerinden biri olan Kurucular Günü Ödülü ile doktorasını tamamladı.
Boğaziçi Üniversitesi'nde Bilimsel Liderlik ve İdari Görevler
Doktora derecesini almasının hemen ardından Türkiye'ye dönen Dr. Tansal, 1969 senesinde mezun olduğu Robert Kolej Yüksek Okulu'nda öğretim üyesi olarak göreve başladı. Bu köklü kurumun 1971 yılında Boğaziçi Üniversitesi adını almasıyla birlikte, üniversitenin kurucu kadrosunda kritik roller üstlendi. Akademik basamakları hızla tırmanarak 1972 yılında doçentlik, 1979 yılında ise profesörlük unvanına layık görüldü. Araştırmalarını sadece kâğıt üzerinde bırakmayan Tansal, kuruluşuna bizzat liderlik ettiği Boğaziçi Üniversitesi Yüksek Akım Laboratuvarı'nda çğır açıcı deneylere imza attı. Kariyeri boyunca süper iletkenler, yarı iletkenler ve yarı metaller üzerine yoğunlaşarak küresel literatüre büyük katkılar sundu. Bu verimli dönemde bir akademik kitaba imza atarken, çok sayıda bilimsel projenin yanında tam 27 adet bildiri, uluslararası yayın ve araştırma raporu yayımladı. Üniversite bünyesindeki idari yetene&gilde;le de öne çıkan başarılı akademisyen, kurum içinde çok sayıda kritik görevi başarıyla yürüttü.
Tansal'ın üstlendiği önemli yönetsel sorumluluklardan bazıları şunlardır:
- Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanlığı
- Ön Lisans Yüksek Okulu Müdürlüğü
- Biyo-Medikal Mühendisliği Enstitüsü Müdürlüğü
- Mühendislik Fakültesi Dekanlığı
- Araştırma Fonu Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Rektör Yardımcılığı
Bu roller onun saygınlığını pekiştirdi.
Boğaziçi'nin Beşinci Rektörü Olarak Hizmet Yılları ve Mirası
Yıllar boyu sürdürdüğü bilimsel ve idari çalışmaların doğal bir sonucu olarak Sabih Tansal, 2000 yılında gerçekleştirilen rektörlük seçimlerinde büyük bir destekle Boğaziçi Üniversitesi Rektörü seçildi. Aynı yılın ağustos ayında resmen göreve başlayan Prof. Dr. Tansal, üniversitenin hem akademik özgürlüğünü hem de uluslararası standartlardaki eğitim kalitesini korumak için yoğun çaba sarf etti. Dört yıllık rektörlüğü boyunca araştırma altyapısını güçlendirmeyi amaçladı. Bu süreçte önemli adımlar attı. Emekliye ayrıldığı 2004 yılının ağustos ayına kadar rektörlük makamını başarıyla temsil eden bilge bilim insanı, arkasında güçlü bir akademik miras bıraktı. Hem yetiştirdiği binlerce mühendis hem de kurumsallaşmasına katkı sağladığı araştırma merkezleriyle Türk bilim dünyasında yaşamaya devam etmektedir.