Romen Diyojen, 1030 senesinde Kapadokya bölgesinde dünyaya gözlerini açan ve Türk tarihinin en çok bilinen Bizans imparatorlarından biri olan askeri liderdir. Asil bir aileden gelen bu yetenekli subay, 1068 yılında imparatoriçe ile evlenerek Konstantinopolis tahtına çıkmayı başarmıştır. Anadolu topraklarını Selçuklu Türklerinden temizlemek amacıyla çıktığı büyük doğu seferinde, 26 Ağustos 1071'de Sultan Alp Arslan komutasındaki orduya karşı ağır bir yenilgi almıştır. Tarihin seyrini değiştiren Malazgirt Savaşı sonrasında esir düşen hükümdar, Bizans'taki siyasi entrikalar neticesinde 4 Ağustos 1072'de henüz 42 yaşındayken sürgün edildiği Kınalıada'da acı bir biçimde hayatını kaybetmiştir.
Kapadokya'dan Bizans Tahtına Uzanan Yükseliş
Asil bir soydan gelen hükümdarın babası Konstantin Diogenes, annesi ise Bizans imparatoru III. Romanos Argyros'un kız kardeşidir. Gençlik yıllarından itibaren Bizans ordusunda görev alan subay, sergilediği yetenekler sayesinde askeri hiyerarşide hızla yükselerek önemli rütbeler elde etmiştir. Bulgaristan'ın Sofya (Triaditza) bölgesinde askeri vali yani strategos olarak görev yaptığı dönem, onun askeri kariyerinin en parlak safhalarından birini teşkil eder. Ancak bu yükseliş dönemi, 1067 yılında imparator X. Konstantinos'un vefatından kısa süre sonra bir isyan girişimine karşımasıyla büyük bir kesintiye uğramıştır. Edirne'de (Hadrianopolis) yakalanarak başkente getirilen ve idama mahkum edilen yetenekli generalin kaderi, saraydaki taht naibi sayesinde tamamen değişecektir.
Genç yaşta babasız kalan ve ülkeyi yöneten taht naibi İmparatoriçe Eudokia Makrembolitissa, idam hücresindeki bu karizmatik askerin durumuna ilgi göstermiştir. X. Konstantinos'un geride kalan üç oğlunun çocuk yaşta olması sebebiyle yönetimde yalnız kalan kraliçe, yetenekli generali affetme kararı almıştır. Kendisini kurtaran imparatoriçe ile 1 Ocak 1068 tarihinde evlenen Romen Diyojen, bu evlilik sayesinde resmen Bizans İmparatoru ilan edilmiştir. İlk evliliğini Bulgar Çarı Alusian'ın kızı Anna ile gerçekleştiren ve bu evlilikten 1068 yılında ölen Konstantin adında bir oğlu bulunan hükümdar, ikinci eşi Eudokia'dan ise Nikephoros Diogenes ve Leo Diogenes adlarında iki erkek çocuk sahibi olmuştur. Yeni imparator, iktidarını meşrulaştırmak ve saraydaki muhalif gruplara karşı konumunu kuvvetlendirmek için acilen büyük bir askeri zafere ihtiyaç duyuyordu.
Anadolu Seferleri ve Malazgirt Dönüm Noktası
Tahta geçer geçmez askeri prestij kazanmak isteyen hükümdar, Anadolu topraklarına yönelik akınlarını sıklaştıran Selçuklu Türklerine karşı Mart 1068'de sefere çıkmıştır. Ancak bu ilk askeri harekat, beklenen kesin sonuçları vermekten uzak kalmış ve imparator 1070 yılı başlarında başkente somut bir kazanım elde edemeden dönmüştür. Anadolu'daki Türk varlığını tamamen sonlandırmaya kararlı olan hükümdar, 1071 yılının bahar mevsiminde son ve en büyük seferine başlamıştır. Selçuklu Hükümdarı Alp Arslan'ın Mısır seferinde olduğunu haber alarak büyük bir fırsat yakaladığını düşünen imparator, Azerbaycan'a kadar ilerleyip Türk kalelerini ele geçirmeyi ve Türkleri Anadolu'dan tamamen söküp atmayı hedeflemiştir. Bu amaçla toplanan yaklaşık 200.000 kişilik devasa orduda şu unsurlar yer almaktaydı:
- Frank ve Norman paralı askerleri,
- Slav, Gürcü, Abaza ve Ermeni birlikleri,
- Rumeli coğrafyasında yaşayan ve henüz İslamiyet'i benimsememiş olan Peçenek ile Oğuz Türkleri.
Tarihler 13 Mart 1071'i gösterdiğinde bu kozmopolit ve devasa Bizans ordusu, İstanbul'dan görkemli törenlerle hareket ederek Erzurum güzergahı üzerinden Malazgirt ovasına ulaşmıştır. İmparator geçmiş yıllarda Selçuklulara karşı bazı ufak başarılar elde etmiş olsa da, 26 Ağustos 1071 günü askeri tarihin en büyük şoklarından birini yaşamıştır. Alp Arslan komutasındaki disiplinli Selçuklu ordusu karşısında ağır bir mağlubiyete uğrayan Bizans kuvvetleri tamamen dağılmıştır. Savaş meydanında büyük bir cesaretle dövüşmesine rağmen yenilmekten kurtulamayan mağrur hükümdar, yaralı bir vaziyette tüm maiyetiyle birlikte esir edilmiştir. Karşısında titreyen imparatoru şaşırtıcı bir olgunlukla kabul eden Sultan Alp Arslan, onu affederek tarihe geçen bir centilmenlik sergilemiştir. Yapılan barş antlaşması uyarınca Bizans; harp tazminatı ödemeyi, her yıl Selçuklulara haraç vermeyi ve ihtiyaç durumunda asker göndermeyi kabul etmiştir. Bu antlaşmanın imzalanmasından bir hafta sonra serbest bırakılan eski imparator, ülkesine dönmek üzere yola çıkmıştır.
Saray İhaneti, Trajik Son ve Miras
Malazgirt'teki büyük yenilginin haberi imparatorluk başkentine ulaştığında, saraydaki muhalif güçler hemen harekete geçmiştir. X. Konstantinos'un kardeşi Ioannes, imparatoriçe Eudokia'yı saraydan uzaklaştırarak genç yaştaki VII. Mikhael'in tek başına imparator ilan edilmesini sağlamıştır. Tahtını kaybeden hükümdar, Anadolu'da bozguna uğramış ve dağılmış olan ordunun kalıntılarından güçlükle yeni bir ordu toplayarak Amasya'yı askeri üs haline getirmiştir. Kendisini tahtından indiren yeni yönetimin ordularına karşı Tokat'ta yaptığı muharebeyi kaybeden eski imparator, güneye doğru çekilerek Adana Kalesi'ne sığınmak zorunda kalmıştır. Ancak 1072 yılının yaz aylarında kuşatılan kale düşmüş ve Diyojen bir kez daha esir edilmiştir.
Tutsak alınan eski imparator, Adana'dan Kütahya'ya kadar son derece onur kırıcı bir şekilde, katır sırtında taşınmıştır. Yeni yönetimin emriyle 29 Haziran 1072 tarihinde Kütahya'da gözlerine mil çekilerek kör edilen talihsiz lider, sürgün yeri olarak belirlenen Kınalıada'daki bir manastıra gönderilmiştir. Gözlerine mil çekilmesi sırasında aldığı ağır yaraların enfeksiyon kapması nedeniyle acılar içinde kıvranan hükümdar, 4 Ağustos 1072'de henüz 42 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur. Trajik öyküsüyle tarih sayfalarında derin bir iz bırakan Romen Diyojen, Türklere Anadolu kapılarını açan tarihi savaşın başrolü olarak hafızalara kazınmıştır.
