Cumhuriyet döneminin en parlak diplomatik dehalarından biri olan Rıfat Turgut Menemencioğlu, 1914 yılında dünyaya gelmiş ve 2010 yılındaki vefatına kadar Türk dış politikasının kritik virajlarında aktif rol üstlenmiştir. Adana ve çevresinde yerleşerek bölgenin idaresinde söz sahibi olan köklü Menemencioğulları sülalesine mensup olan devlet adamı, aristokrat bir aile ortamında yetişmiştir. Osmanlı ve Cumhuriyet seçkinlerini buluşturan bu soyağacından gelen Menemencioğlu, eğitimini tamamladıktan sonra girdiği hariciye sınavını kazanarak diplomatik kariyerine adım atmıştir. İkinci Dünya Savaşı yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün tarihi Kahire Konferansı görüşmelerine tercümanlık yaparak başlayan profesyonel serüveni, Soğuk Savaş yıllarında Vaşington Büyükelçiliği, NATO Daimi Temsilci Yardımcılığı ve CENTO Genel Sekreterliği gibi en üst düzey görevlerle taçlanmıştir.
Köklü Bir Aile ve Seçkin Bir Eğitim Hayatı
Menemencioğulları sülalesine dâhil olan Rıfat Turgut Menemencioğlu’nun yaşam çizgisini şekillendiren etkenlerin başında nüfuzlu ailesi gelmektedir. Doğu Akdeniz havzasında yaşayıp, zamanla Adana çevresine yerleşen ve bölge yönetiminde söz sahibi âyânlardan biri olan bu aile, yakın tarihte önemli roller oynamıştır. Diplomatın babası olan Muvaffak Menemencioğlu, Osmanlı İmparatorluğu döneminde son Meclis-i Ayan Reisliğini yürüten Rifat Bey ile vatan şairi Namık Kemal'in kızı Feride Hanım'ın oğludur. Annesi ise Katerin Hanım idi. Turgut Menemencioğlu’nun yakın akrabaları arasında da büyük iz bırakmış şahsiyetler göze çarpmaktadır:
- Amcası, eski Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu,
- Yeğeni, 1960'lı yılların sonunda devrimci öğrenci hareketlerinde ön saflarda bulunan ve 2011'de vefat eden Haluk Menemencioğlu,
- NATO Daimi Temsilcisi görevindeyken birlikte mesai yaptığı deneyimli diplomat Selim Sarper bulunmaktadır.
Entelektüel ve siyasi derinliği olan bir ailede büyüyen Turgut Menemencioğlu, eğitim hayatını da aynı ciddiyetle sürdürmüştür. İlk olarak Türkiye'nin en köklü eğitim kurumlarından biri olan Robert Kolej bünyesinde öğrenimini tamamlamıştır. Ardından yükseköğrenim için İsviçre'ye yönelerek Cenevre'de hukuk alanında lisans derecesi almıştır.
Soğuk Savaş Döneminin Diplomasi Trafiği
İsviçre'deki hukuk eğitimini bitiren Turgut Menemencioğlu, Türkiye'ye dönüş yaptıktan hemen sonra dışişleri sınavına katılmıştır. Sınavı kazanan diplomat, göreve atanmıştır. Bakanlık merkezindeki üç yıllık mesaisinin ardından, diplomasideki ilk önemli sınavını İkinci Dünya Savaşı sürerken vermiştir. Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün katıldığı ünlü Kahire Konferansı esnasında, kritik müzakerelerde resmi tercümanlık görevini üstlenmiştir. Bu görev mesleğinde önemli bir dönüm noktasıydı.
Kariyer basamaklarını hızla tırmanan Menemencioğlu, Türk-Amerikan ilişkilerinin en hassas olduğu bir dönemde 24 Nisan 1962 tarihinde Vaşington Büyükelçisi olarak tayin edilmiştir. Bu diplomatik misyonu 1967 yılına dek sürdürmüştür. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki görev süresinin ardından uluslararası güvenlik alanına kaymıştır. CENTO bünyesinde genel sekreterlik makamına getirilen tecrübeli diplomat, bu mühim görevin tamamlanmasının ardından Türkiye Cumhuriyeti'ni Londra Büyükelçisi sıfatıyla Birleşik Krallık nezdinde başarıyla temsil etmiştir. Soğuk Savaş’ın en hareketli yıllarında yürüttüğü bu görevler, Türkiye'nin dış dünyadaki konumunu güçlendirmiştir.
Tarihe Geçen İlginç Anılar ve Yaşamının Son Dönemi
Turgut Menemencioğlu’nun meslek hayatı, dünya siyasetine ve Türkiye'nin iç siyasi gelişmelerine yön veren tarihi anekdotlarla doludur. Bunlardan ilki, kendisi CENTO bünyesinde büyükelçilik görevini sürdürürken Ankara’da, 14 Mart 1970 tarihinde cereyan etmiştir. O gün, Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde toplanan binlerce devrimci öğrenci, Amerikan emperyalizmini protesto etmek amacıyla gösteri düzenlemiştir. Eylemin akabinde, aralarında diplomatın öz yeğeni Haluk Menemencioğlu’nun da bulunduğu bir grup öğrenci, CENTO binasına doğru yürüyüşe geçmiştir. Kalabalık binanın önüne ulaştığında, yeğen Haluk Menemencioğlu direkte asılı duran CENTO bayrağını indirmek için harekete geçmiştir. O sırada amca Turgut Menemencioğlu, pencereden yeğeninin gerçekleştirdiği bu eylemi sessizce izlemektedir.
Menemencioğlu’nun diplomatik kariyerindeki bir diğer unutulmaz anı ise Soğuk Savaş'ın zirve yaptığı yıllarda, NATO Daimi Temsilci Yardımcılığı görevi esnasında yaşanmıştır. Daimi Temsilci Selim Sarper ile Sovyetler Birlişi temsilcileri arasında son derece gergin geçen toplantılarda sert tartışmalar yaşanmaktadır. Sovyet temsilcisi, özellikle ittifaka yeni dahil olan ülkelere karşı oldukça katı bir tutum sergilemektedir. Bir oturumda Sovyet delegesinin sert suçlamalarına karşı söz alan Selim Sarper, İngilizce yaptığı konuşmada Sovyetler Birlişi'ni komşu ülkelerin egemenlik haklarını ihlal etmekle itham etmiştir. Bunun üzerine Vişinski söz almıştır. Konuşmasında Rusça paranoya kelimesini kullanmıştır. Moskova büyükelçiliği geçmişi nedeniyle biraz Rusça bilen Sarper, bu ifadeye çok öfkelenerek Rusça olarak 'paranoyak sensin!' diye bağırmıştır. Sarper'in arkasında oturan Turgut Menemencioğlu ve diğer diplomatlar, bu ani ve Rusça verilen tepki karşısında büyük şaşkınlık yaşamıştır. Ciddiyetiyle bilinen Vişinski kahkaha atmaya başlamıştır. Onun bu tepkisi üzerine oturum başkanı ve Selim Sarper de gülümsemiş, salondaki aşır gergin hava yerini sakinliğe bırakmıştır. Vişinski daha sonra bu kahkahanın sebebini açıklamıştır. Menemencioğlu, tanık olduğu bu ilginç anıyı yıllar sonra, 24 Ocak 1985 tarihli Milliyet gazetesinde gazeteci Sadun Tanju ile paylaştığı mülakatta aktarmıştır.
Uzun ve başarılı bir meslek hayatını geride bırakan emekli büyükelçi, yaşamının son dönemini İstanbul'un merkezi noktalarından biri olan Taksim'de geçirmiştir. 2010 yılında hayata gözlerini yuman Menemencioğlu, arkasında Türk dış politikasına hizmetle geçen koca bir ömür bırakmıştır.
