Mehmet Orhan Duru, 18 Aralık 1933'te İstanbul Rumelihisarı'nda doğan, veterinerlikten gazeteciliğe ve öykücülüğe uzanan çok yönlü kariyeriyle Türk kültür hayatında derin izler bırakmış bir yazar ve gazetecidir. Türkçeye "bilim-kurgu" terimini kazandırarak dilin sınırlarını genişleten yazar, geleneksel edebiyat sınırlarını aşan yenilikçi tarzıyla tanınır. 1950 Kuşağı'nın en üretken öykücülerinden biri olan Duru, imgesel, soyut ve simgesel dili edebiyatımıza yerleştirerek modern anlatım tekniklerinin öncülüğünü üstlenmiştir. Mavi dergisi etrafında toplanan ve şiirde kapalı, zengin bir anlatımı savunan Maviciler hareketiyle dirsek teması kuran yazar, geleneksel gerçekçi edebiyat anlayışına karşı çıkmıştır.
Edebiyata Adanmış Bir Ömür ve İlk Adımlar
Hatice Hacer Hanım ile İbrahim Etem Bey'in iki çocuğundan biri olan yazarın çocukluk yılları farklı şehirlerde geçti. İlköğrenimini Çankırı'da tamamlayan Duru, ortaokul eğitimine İstanbul'daki Beşiktaş Birinci Erkek Ortaokulunda başladı ancak bu süreci Afyon'da bitirdi. Edebiyata duyduğu yoğun ilgi, 1948 yılında adım attığı Afyon Lisesi sıralarında filizlendi. O dönemde annesini kaybetti. Bu kayıp onu çok sarstı. Babasının ikinci evliliğinden dünyaya gelen Ülkü adındaki kız kardeşiyle aile bağlarını sürdüren Duru, yazı serüvenine önce şiirle başladı. Kısa sürede öykü yazmaya yönelen genç yeteneğin "Kadın ve İçki" isimli ilk hikayesi, 1953 yılında Küçük Dergi bünyesinde okurla buluştu.
Eğitim hayatını farklı bir kulvarda sürdüren Duru, 1956 yılında Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinden mezuniyetini aldı. Mezuniyetinin ardından İstanbul'da çalışmaya başladı. Askerlik sonrasında ise Urfa'da veteriner hekimlik yaptı. 1959 yılında akademik hayata adım atarak Ankara'daki fakültesine geri döndü. Veteriner Hekimliği Tarihi ve Deontoloji Anabilim Dalında asistan olarak çalışmaya başladığı bu dönemde, ilk öykü derlemesi olan "Bırakılmış Biri" yayımlandı.
Fırtınalı Akademik Yıllar ve Gazetecilik Serüveni
27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi'nin ardından kurulan askeri yönetimin ekim ayında üniversitelerden uzaklaştırdığı ve "147'ler" olarak bilinen akademisyenlerin arasında Orhan Duru da yer alıyordu. Akademiden zorunlu olarak uzaklaştırılmasının yarattığı boşluğu gazetecilikle doldurmak isteyen Duru, Muzaffer Erdost ve Bülent Ecevit'in kendisine sunduğu güçlü destekle 1961 yılında Ulus gazetesi kadrosuna katılarak profesyonel basın hayatına ilk adımını attı. Gazetenin sağladığı özel bursla 1962 yılının Ağustos ayında Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. Rocky Mountain News gazetesinde üç ay süreyle deneyim kazandı. Bir yıllık Amerika macerasından sonra Ankara'ya dönen Duru, Cumhuriyet gazetesinde gazetecilik faaliyetlerini sürdürdü.
Orhan Duru, meslek hayatı boyunca pek çok önemli basın organında ve edebiyat dergisinde aktif roller üstlenmiştir. Yazarın emek verdiği başlıca mecralar şunlardır:
- Mavi dergisi
- Ulus ve Cumhuriyet gazeteleri
- Milliyet, Güneş ve Hürriyet
- Evrim, Yeni Ufuklar, Pazar Postası, Seçilmiş Hikâyeler, Yelken, Dost ve Soyut gibi yayınlar
1965 yılında kendisi gibi yazar ve çevirmen olan Sezer Özlü ile hayatını birleştiren Duru, televizyon yayıncılığı alanında da çalıştı. Medya sektöründeki en son kurumsal görevi Interstar TV bünyesinde üstlendiği haber müdürlüğü oldu. Bu önemli görevi tamamladıktan sonra da yazınsal çalışmalarından kopmadı ve üretmeye devam etti.
Dilimize Armağan: "Bilim Kurgu" ve Edebi Mirası
Edebiyat dünyasındaki en kalıcı devrimlerinden biri, İngilizce "science-fiction" kavramına getirdiği Türkçe karşılıktır. Duru'dan önce bu kavramı tanımlamak amacıyla "düşbilimsel yapıt" ya da "düşsel bilim" gibi çeşitli ifadeler kullanılıyordu. Duru, "bilim-kurgu" kelimesini ilk kez Türk Dil Kurumunun yayın organı olan Türk Dili dergisinin 1 Ocak 1973 tarihli nüshasında kamuoyuna önerdi. Bu başarılı öneri daha sonra Türk Dil Kurumu tarafından da benimsenerek "bilim kurgu" yazımıyla resmiyet kazandı.
Eserlerinde zaman zaman "Cüneyt Gabran" takma adını da kullanan yazar, tiyatro ve sinema oyuncusu Ülkü Duru'nun ağabeyidir. Yaşamının son yıllarında amansız bir prostat kanseriyle mücadele eden Duru, tedavi gördüğü Surp Agop Hastanesi'nde 25 Ocak 2009 tarihinde, sabaha karşı saat 02.30'da hayata veda etti. Teşvikiye Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Aşiyan Mezarlığı'nda sonsuz uykusuna uğurlandı.
Vefatının ardından edebi mirası sahipsiz kalmadı. Gazete ile dergi sayfalarında unutulmuş çeşitli yazıları, asistanlığını üstlenen Burak Fidan tarafından derlenerek "Roman Medyadan Önce Gelir" adısıyla kitaplaştırıldı. Ayrıca yinı Burak Fidan ile birlikte kaleme aldığı, yazarın yegane romanı olma özelliğini taşıyan "Az Roman" da ölümünden sonra okurlarla buluştu.
