Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde askeri kişiliği, spor alanındaki hizmetleri ve hanedan mensubiyetiyle derin izler bırakan Şehzade Ömer Faruk Efendi, 27 Şubat 1898'de İstanbul Feriye Sarayı'nda doğdu. Kendisi son halife Abdülmecid Efendi ile Şehsuvar Kadınefendi'nin büyük oğludur. Saray ortamında yetişen genç şehzade, hem hanedanın saygın bir mensubu hem de cephelerde bizzat savaşmış cesur bir Türk subayıydı. Fenerbahçe başkanlığı da üstlenen Faruk Efendi'nin yaşamı, imparatorluğun çöküş sürecini ve hanedanın dramatik sürgün yıllarını gözler önüne serer.
Saray Okulundan Avrupa Cephelerine: Bir Askerin Yetişmesi
Genç şehzade, Enver Paşa'nın talimatıyla Ihlamur Kasrı'nda kurulan Şehzadeler Okulu'nda eğitim alırken burada edebiyat, tarih ve din gibi alanların yanı sıra temel fen bilimleri ve askeri dersleri de öğrendi. Daha sonra askeri disiplin kazanması amacıyla Avusturya'daki Theresianum Askeri Okulu'na gönderildi. Buradaki eğitiminin ardından Almanya'daki prestijli Potsdam Askeri Okulu'na geçerek Prusya askeri disiplinini yerinde tecrübe etti. 1914 yıllında Harbiye Mektebi'nden mezun olan Ömer Faruk Efendi, anadili seviyesinde Almanca öğrendi. İngilizce ve Fransızcayı da Almanca aksanıyla akıcı konuşuyordu.
Birinci Dünya Savaşı başladığında cepheye gitmek istedi ancak yaşının çok küçük olması nedeniyle talebi komutanlarca geri çevrildi. Israrlı başvuruları neticesinde nihayet Galiçya ve Verdun cephelerinde Fransız kuvvetlerine karşı kanlı çarpışmalara katıldı. Savaş alanındaki yararlılıkları dolayısıyla Alman İmparatorluğu'nca Kızıl Kartal Madalyası ve Demir Haç ile ödüllendirilirken Kaiser II. Wilhelm de genç askere duyduğu takdirin nişanesi olarak altın bir tabaka hediye etti. Şehzade, Potsdam'daki Birinci Ayak Muhafızları Alayı'na atandı. Alaydaki asgari boy şartı 1,90 metre olmasına rağmen soyluluk unvanı sayesinde buraya kabul edilmişti. Savaşın ardından Veliaht Vahdettin'in Mustafa Kemal Paşa ile düzenlediği Almanya seyahatine refakat eden heyette yer aldı.
Yeşil Sahalardan Kurtuluş Mücadelesine Uzanan Yol
Yurda döndükten sonra kuzeni ve padişah kızı Sabiha Sultan ile Topkapı Sarayı'nda evlendi. Şeyhülislam Haydarizade İbrahim Efendi'nin kıydığı bu evlilikten Neslişah, Hanzade ve Necla adlarında üç kız evlat dünyaya geldi. Aile, kış aylarını Çifte Saraylar'da, yaz aylarını ise Rumelihisarı'ndaki yalılarında geçiriyordu. Saray erkanında yakışıklılığıyla tanınan şehzade, eşinin kendisine güven duymaması sebebiyle 1948'de Sabiha Sultan'dan boşandı. Daha sonra amcasının kızı Mihrişah Sultan ile evlendi.
Spora ve futbola düşkünlüğüyle bilinen Ömer Faruk Efendi, 1919'da Fenerbahçe'nin başkanlığına seçildi. Sürgün edilene kadar bu görevi başarıyla sürdürdü. Kurtuluş mücadelesine destek vermek amacıyla 1921 yıllında Anadolu'ya geçerek İnebolu'ya ulaşmayı başarmışsa da Mustafa Kemal Paşa'nın gönderdiği özel telgraftaki ricası üzerine İstanbul'a geri dönmek durumunda kaldı. Telgrafta, hanedan mensuplarının varlığının mücadeleye zarar verebileceği nazikçe belirtilmişti. Şehzade, bu karara saygı duyarak döndü.
Sürgün Yılları ve Türkiye Hasretiyle Gelen Son
TBMM'nin 4 Mart 1924 tarihli kanunuyla hilafet kaldırıldı ve Osmanlı hanedanı üyeleri sınır dışı edildi. Binbaşı rütbesindeyken yurdu terk eden şehzade, gurbetteki ilk yıllarını İsviçre'de ve ardından Fransa'nın Nice kentinde geçirdi. 1925 yıllında Arnavutluk hükümdarlığına getirilmesi konusu gündeme geldiyse de Ankara Hükümeti bu olasılığı tamamen engelledi. Başvekil Ahmet Zogoğlu nezdindeki diplomatik girişimlerle bu plan engellendi. Türkiye sınırlarına girmesi kesin olarak yasaklanan Ömer Faruk Efendi, vatan hasretiyle dolu tam kırk beş yıl yaşadı. Ömrünün son demlerini geçirdiği Kahire'nin Maadi semtinde, 28 Mart 1969 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Vefatından beş yıl sonra hanedan erkeklerine izin çıktı. Ancak şehzadenin naaşının ülkeye nakli çok daha sonra, özel izinlerle gerçekleşebildi. Devletin sessizce defnedilmesi koşuluyla verdiği izinle naaş getirildi. Cenaze, 10 Mart 1977 tarihinde Cağaloğlu'ndaki türbeye gömüldü.
