1886 yılında Konstantiniyye'nin Bakırköy semtinde dünyaya gelen Oksen Şahinyan, Türk tiyatro tarihinin en köklü ve fırtınalı dönemlerine tanıklık etmiş, sahne tozunu yutmak uğruna tıp eğitimini yarıda bırakmış öncü bir sanatçıdır. Yaşamı boyunca aktörlükten rejisörlüğe, çevirmenlikten öğretmenliğe kadar sanatın pek çok dalında emek veren Şahinyan, 23 Mart 1967 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yumana dek sahne aşkını kalbinde taşımıştır. Onun hayat hikayesi, Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanan geçiş döneminde, tiyatronun toplumsal değişimlerle nasıl şekillendiğini gösteren etkileyici bir serüvendir.
Tıbbiyeden Sahne Işıklarına İlk Adımlar
Bakırköy'ün tarihi sokaklarında büyüyen Oksen, avukat Hampartsum Şahinyan'ın beş çocuğundan en büyüğüydü. Sanatçı bir aileden geliyordu. Dönemin ünlü tiyatro oyuncusu amcası Vahan Şahinyan, onun sanata yönelmesinde büyük rol oynadı. İlköğrenimini Bakırköy Dadyan Ermeni Okulu'nda tamamlayan genç Oksen, burada Ermeniceyi mükemmel derecede okuyup yazmayı öğrendi. Tiyatro sevdası Vefa İdadisi'ndeki lise yıllarında iyice alevlendi. Okul müsamerelerinde aldığı önemli rollerle sahnenin büyüsüne kapıldı. Ailesinin yönlendirmesiyle Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'de tıp eğitimine başlasa da aklı hep sahnelerdeydi. 1908 yılında İkinci Meşrutiyet'in ilanıyla esen özgürlük rüzgarları, imparatorluk genelinde tiyatro kumpanyalarının hızla çoğalmasını sağladı. Bu canlı atmosferden etkilenen 23 yaşındaki Şahinyan, tıp fakültesini yarıda bırakıp amcası gibi sahneye adım attı. Profesyonel kariyerine Mardiros Mınakyan'ın kurduğu Osmanlı Dram Kumpanyasında amatör olarak başladı. Kısa sürede yeteneğiyle öne çıkarak yerleşik kadroya dahil olmayı başardı.
Şahinyan, meslek hayatının bu ilk döneminde tiyatronun efsane isimleriyle bir arada çalışma fırsatı yakaladı. Kendisi gibi sahneye gönül vermiş şu sanatçılarla omuz omuza verdi:
- Mardiros Mınakyan önderliğindeki ekipte pişerek sahne deneyimini artırdı.
- Kınar Hanım, Sirenuş Hanım ve Eliza Binemeciyan gibi dönemin kadın yıldızlarıyla sahne paylaştı.
- Harutyun Aleksanyan, Rupen Binemeciyan, Vahram Papazyan ve amcası Vahan Şahinyan ile yerleşik kadroda yer aldı.
Ahmet Fehim de anılarında Oksen Şahinyan'ın 17 Ekim 1907'de Pera'daki Varyete Tiyatrosu'nda sahneye çıkan isimler arasında olduğunu aktarmaktadır.
Savaş, Göç ve Cumhuriyet Yıllarındaki Mücadele
Özel hayatında da tiyatroyla iç içe olan Şahinyan, 1 Mart 1912'de matbaacı Mikayel Saryan ve Alis Saryan'ın kızları Kamelya Saryan ile evlendi. Notre Dame de Sion mezunu olan Kamelya Hanım da tiyatro kökenli bir Katolik Ermeniydi. Çift, savaşların ve katliamların gölgesinde zorlu bir dönem geçirdi. Adana Katliamı ve 1915 Ermeni Soykırımı ile doruğa ulaşan bu karanlık süreçte göç etmeyi düşünmeyip İstanbul'da kalmayı seçtiler. 14 Mayıs 1912'de ilk oğulları Hanri Ohannes, 1917'de ise ikinci oğulları Ferdinand Artin dünyaya geldi. Birinci Dünya Savaşı ve İstanbul'un işgali tiyatro çalışmalarını neredeyse tamamen durdurdu. Cumhuriyet'in kuruluşuyla birlikte Türkçe eğitim ve öğretim önem kazanırken, Ermenice tiyatro oynamak yasaklandı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında kısıtlı oyunlarda sahne alabilen Şahinyan, geçimini sağlamak için farklı işlere yöneldi. Fransızca bilgisini kullanarak Alexandre Dumas'ın "Acteur Kean" adlı eserini Türkçeye kazandırdı. 1926 yılında Bab-ı Ali'de bir basın kuruluşunda eşiyle birlikte tercümanlık yaptı. Zorluklara rağmen sahneden kopmayan ikili, Şark Tiyatrosu ve İcadiye Tepe Tiyatroları'nda dans edip şarkı söyleyerek seyircinin beğenisini kazandı. 1924 yılında Felekyan Kardeşler ile ortaklık kurup Felekyan-Şahinyan Tiyatrosu'nu kurdular. 1927'de Naşit Özcan'ın kumpanyasına katılarak burada sanat yönetmenliği ve rejisörlük yaptı.
Anadolu'dan İstanbul Sahnelerine Dönüş ve Son Yıllar
Şahinyan, 7 Ocak 1929'da son kez sahneye çıktıktan sonra ailesiyle birlikte yurt dışına açılma kararı aldı. Beyrut, Halep ve Şam'da temsiller verdikten sonra Fransız mandası altındaki İskenderun'a yerleştiler. Sahil şeridinde bir plaj ve plaj lokantası işleterek geçindiler. 1939 yılında Hatay'ın Türkiye'ye katılmasıyla Fransız idaresi sona erdiğinde, Fransız çevrelerinden gelen teklifleri reddederek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayı seçti. İskenderun'da kalarak Halkevi Temsil Kolu'nda beş yıl boyunca çalıştı. Aynı zamanda iyi resim yapan Şahinyan, İskenderun Ortaokulu'nda resim öğretmenliği yaptı. 1945'te İkinci Dünya Savaşı'nın bitmesi ve Ermenice oyun yasağının kalkması üzerine İstanbul'a geri döndü. Sahnelerden uzak geçen on beş yılın ardından, eski ustasının anısına Mınakyan Dramatik Tiyatrosu'nu kurdu. İki çocuğunu da sanat dünyasına kazandıran Şahinyan, değişen seyirci beklentileri doğrultusunda repertuvarına komedi unsurlarını da ekledi. Dram oyunlarında canlandırdığı yuva yıkan kötü karakter rolleriyle akıllarda yer etti. 1957 yılında oğulları Ferdinand'ı lösemiden kaybetmeleri Şahinyan çiftini derinden sarstı. Kadıköy Bahariye'deki kızları Hanriyet'in yanına taşınan Oksen Bey, bir firmada muhasebeci olarak çalıştı. 1961'de maddi imkansızlıklar ve yaşlılık sebebiyle topluluğunu tasfiye etti. Son yıllarını büyük ekonomik sıkıntılar içinde geçiren sanatçıya dostları ve Jamanak gazetesi yardım kampanyaları düzenledi. 23 Mart 1967'de Yedikule Surp Pirgiç Ermeni Hastanesi'nde vefat eden usta sanatçı, Kadıköy Ermeni Mezarlığı'nda toprağa verildi.
