Niyazi Sayın, 12 Şubat 1927’da İstanbul’un Üsküdar ilçesinde dünyaya geldi. Babası Köylü Makedonyalı, annesi Manastrılı olan bu ailenin en küçük çocuğu, 98 yıllık yaşamında Türk musikisinin ve náy icrasının dönüm noktası olan bir isim hâline geldi. Neyzen kimliğinin ötesinde ebru sanatçısı ve fotoğrafçı olarak da iz bırakan Sayın, 8 Ekim 2025’te İstanbul’da hayatını kaybetti.
Gençlik Yılları ve Müzikle Tanışma
Üsküdar Paşakapu’da ilk ve orta öğrenimini tamamlayan Sayın, lise eğitimini İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yoksulluk ve basbasının erken vefatı nedeniyle sürdüremedi. Savaş yıllarında askerlikte eğitim alayında görev yaptı. Daha lise çağındayken Fenerbahçe genç takımına seçmeyi en ön sıradan geçip bir dönem futbol oynadığı da bilinmektedir. Müzik yolculuğuna önce ağız armonikasyla başladı; babasının yönlendirmesi ve Tanburi Cemil Bey’in taş plaklardan dinlediği yorumları ise ruhundaki aşıyı tutuşturdu. İstanbul Belediye Konservatuârı Türk Müziği Bölümü’nde aldığı eğitimle bu temeli sağlamlaştırdı.
1947’de Mustafa Düzgünman’ın evinde katıldığı özel dinî musiki meşkleri, onun için gerçek anlamıyla bir milat oldu. Düzgünman’dan musikinin yanı sıra ebru, ciltcilik, fotoğrafçılık ve tespih koleksiyonculuunu da öğrendi. İlk neyini ise 4 Mart 1948’de Beyazıt Çadırcılar’daki Osman Dede’den on liraya satın aldı; bu Re tonundaki Süpürde Ney, uzun bir yolculuğun başlangıcıydı. İlk dersleri Neyzen Gavsî Baykara’dan alan Sayın, 21 Ocak 1949’dan itibaren Neyzen Halil Dikmen’in atelyeşine tam on beş yıl boyunca, her Perşembe günü eksiz katıldı. Bu disiplinli devamın ne denli büyük bir sadâkat gerektirdiği, sayının sanat anlayışının özünü açıklar.
Radyo, Konservatuâr ve Dünyaya Açılan Bir Neyzen
1950’li yıllarda Üsküdar Musiki Cemiyeti ve İstanbul Radyosu’nda Neyzen Süleyman Erguner ile birlikte saz eserleri icra etti. Radyodaki soloları, Dr. Nevzat Atlığ’ın dikkatini çekti ve bu tanışma onu radyoya taşıdı. 1951–1952 yayın döneminde Mesut Cemil yönetimindeki Klasik Koronun radyo konserlerinde neyini üflemeye başladı; bu görevi 1963’e değin sürdürdü. 1960–1963 yılları arasında Mesut Cemil ile ikili icra programları gerçekleştirdi. Toplamda otuz yıl boyunca İstanbul Radyosu’nda ney üfledi. 1980’de radyodan emekliye ayrıldı.
1956–1969 yılları arasında Münir Nurettin Selçuk’un davetiyşesiyle İstanbul Belediye Konservatuârı İcra Heyetinde yer aldı; aynı ustayı solo konserlerinde 1976’ya dek neyzenliğiyle eşlikledi. Aynı yıl, yeni kurulan İTU Türk Musikisi Devlet Konservatuârı’nda öğretim görevlisi olarak başladığı kariyerını kısa sürede Nefesli Sazlar Anabilim Dalı başkanlığına taşıdı. 1980’de Washington Üniversitesi’nde (Seattle) Necdet Yaşar ile birlikte bir akademik yıl boyunca Türk Musikisi dersleri verdi, konserler verdi; bu süreçte Seattle’de iki ayrı ebru sergisi de açtı. İngiltere, Almanya ve Fransa başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinde konser verdi.
Sanat Anlayışı, Mirası ve Ödülleri
Sayın, Türk musikisinin ney icrasına yeni kalıplar ve pozisyonlar getirerek bir ekol kurucusu sayıldı. Tüm sanat yaşamı boyunca hocası Halil Dikmen ile Tanburi Cemil Bey’in sanat anlayışlarını tek bir çatı altında birleştirmeyi gözetti. Musikinin ötesinde ebrudan tespihçiliğe, fotoğrafçılıktan sedef kakmaçılığa, tornacılıktan balıkçılığa kadar uzanıp giden geniş bir merak evreni vardı. Devletin ona biçtiği değer, aldığı iki büyük ödülle somutlaştı:
- 2009 — Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Müzik Ödülü
- 2014 — Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Müzik Ödülü
Her iki ödülü de Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı; biri Başbakan, öbekü Cumhurbaşkanı sıfatıyla. Sayın, ney sevdalısı gençlere karşılıksız ders vermeyi hiçbir dönemde bırakmadı; geleneğin srekli yaşaması onu büyük ödüllerin çok ütesinde motive etti.
