Bulgaristan'dan Boğaziçi'ne Uzanan Zorlu Bir Yaşam Öyküsü
Nesrin Özören, 25 Temmuz 1972 tarihinde Bulgaristan'ın Silistre kentinde dünyaya gözlerini açtı. İlk gençlik yıllarını bu ülkede geçiren Özören, lise dönemine kadar eğitimini orada sürdürdü. Ancak o dönemde Bulgaristan'da yaşayan Türk kökenli aileler üzerinde yoğun bir asimilasyon baskısı bulunuyordu. Genç Nesrin de Türk kimliği sebebiyle okul hayatında ciddi ayrımcılıklarla karşı karşıya kaldı. Lise yıllarında kaleme aldığı Mustafa Kemal Atatürk ve Bulgaristan Türklerine dair bir yazı hayatının seyrini tamamen değiştirdi. Emniyet güçlerinin evlerinde yaptığı arama sırasında bu yazı ve babasının yazdığı şiirler bulundu. Bu gelişmenin ardından Özören, eğitim gördüğü liseden uzaklaştırıldı.
Bu baskılar üzerine ailesiyle birlikte Türkiye'ye iltica etme kararı aldı. Yeni vatanında eğitimine kaldığı yerden devam eden Özören, karşılaştığı tüm zorluklara rağmen liseyi okul birincisi olarak bitirmeyi başardı. Gösterdiği bu üstün başarı, ona Türkiye'nin en saygın eğitim kurumlarından birinin kapısını araladı. Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü'nü kazandı. Başarılı geçen üniversite yıllarının ardından bu zorlu bölümü ikincilik derecesiyle tamamladı. Mezuniyetinin ardından rotasını akademik kariyerini derinleştirmek amacıyla Amerika Birleşik Devletleri'ne çevirdi.
Amerika Yılları ve Kansere Karşı Bilimsel Savaş
Amerika Birleşik Devletleri'nde yüksek lisans ve doktora çalışmalarına başlayan genç araştırmacı, Pensilvanya Üniversitesi Sanat ve Bilim Fakültesi bünyesinde eğitim alarak moleküler düzeydeki çalışmalarını bir üst seviyeye taşıdı. Hücre ölümü ve kanser mekanizmaları üzerine yoğunlaşan Özören, burada biyoloji doktoru unvanını kazandı. 2002 yılında tamamladığı doktora tezi, insan kanser oluşumunda TRAIL ölüm reseptörlerinin katılımını ve bu reseptörlerin tetiklediği programlanmış hücre ölümü (apoptoz) sinyal mekanizmalarını derinlemesine inceledi. Doktora sürecinde dünyaca ünlü bilim insanı Wafik El-Deiry danışmanlığında çalıştı. Bu akademik başarının ardından araştırmalarını daha da derinleştirmek için Michigan Üniversitesi bünyesine katıldı ve doktora sonrası çalışmalarını orada sürdürdü.
Amerika'daki çalışmalarını tamamladıktan sonra Türkiye'ye geri dönen Dr. Özören, mezun olduğu Boğaziçi Üniversitesi'nde göreve başladı. Türkiye'ye dönen bilim insanı, burada sadece akademik çalışmalar yürütmekle kalmadı, aynı zamanda genç bilim insanlarının yetişmesi için de büyük çaba sarf etti. Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü bünyesinde kurduğu Apoptozis ve Kanser İmmünolojisi Laboratuvarı, hem yurt içinden hem de yurt dışından araştırmacıların ilgi odağı haline gelerek önemli bir bilim üssü oldu. Bu laboratuvarda aşılar, apoptoz, bağışıklık sistemi, behçet hastalığı ve melanom alanlarında öncü çalışmalar yürüttü. Akademik başarılarının yanı sıra bilim dünyasına yön veren sivil toplum kuruluşlarında da aktif roller üstlendi. Kurucu üyeleri arasında yer aldığı Türkiye Moleküler Biyoloji Derneği'nin bir dönem başkanlık görevini yürüttü. Halen Boğaziçi Üniversitesi'nde profesör unvanıyla bölüm başkanı olarak akademik çalışmalarına ve idari görevine devam etmektedir.
Aşılarda Soğuk Zinciri Kıran Mikro-Kürecik Teknolojisi
Nesrin Özören, laboratuvarda geliştirdiği yenilikçi fikirleri ticari boyuta taşıyarak insanlığın hizmetine sunmayı hedefledi. Bu doğrultuda, 2020 yılında Vaccizone adını verdiği biyoteknoloji şirketini hayata geçirdi. Boğaziçi Üniversitesi'ndeki araştırma ekibiyle birlikte, dünya genelinde büyük yankı uyandıran bir teknolojiye imza attı. Geliştirdikleri patentli mikro-kürecik teknolojisi, aşıların lojistiğinde en büyük engel olan soğuk zincir zorunluluğunu ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Soğuk zincir gereksiniminin ortadan kalkması, aşıların saklanması ve taşınmasında elektrik ve özel soğutucu altyapısı bulunmayan bölgeler için hayati bir önem taşımaktadır. Nesrin Özören ve ekibinin patentli bu çalışması, biyoteknoloji alanında küresel ölçekte bir başarı asgari kabul edilmektedir. Bu buluş sayesinde aşıların oda sıcaklığında bozulmadan saklanması ve dünyanın en ücra köşelerine ulaştırılması hedeflenmektedir. Bu yenilikçi yaklaşım özellikle salgın hastalıklarla mücadelede küresel bir devrim niteliği taşımaktadır.
Nesrin Özören'in uzmanlık alanları ve üzerinde çalıştığı temel konular şu şekilde sıralanabilir:
- Aşı teknolojileri ve oda sıcaklığında saklama yöntemleri
- Hücrelerin programlanmış ölümü olarak bilinen apoptoz mekanizmaları
- İnsan bağışıklık sistemi ve kanser immünolojisi
- Kronik bir rahatsızlık olan behçet hastalığı üzerine araştırmalar
- Cilt kanserinin en ölümcül türlerinden biri olan melanom tedavisi
Özören, bilime ve insanlığa hizmet etmeyi sürdürmektedir.