Türk resim sanatının modernleşme sürecinde, Osmanlı İmparatorluğu'ndan Cumhuriyet'e uzanan köprüde öncü bir rol üstlenen Müzdan Arel, ilk kadın ressamlarımızdandır. Sanat dünyasında Müzdan Sait ismiyle de tanınan ve 1897 yılında İstanbul'da dünyaya gözlerini açan sanatçının babası, Osmanlı devlet bürokrasisinde Hariciye Müsteşarı olarak görev yapan Sait Bey'dir. Sanatçı, kadınların sanat eğitimi almasının çok zor olduğu bir dönemde kendi yolunu çizdi. Böylece hem Osmanlı'nın son dönemine hem de Cumhuriyet'in sanatsal uyanışına tanıklık etti.
Büyükada'dan İnas Sanayi-i Nefise Mektebi'ne İlk Adım
Müzdan Arel'in sanatla tanışması ve ilk eğitimi, İstanbul'un seçkin eğitim kurumlarından biri olan Büyükada Sörler Okulu bünyesinde başladı. Burada aldığı temel derslerin ardından resim tutkusu onu daha profesyonel bir arayışa yönlendirdi. Henüz 17 yaşındayken, dönemin dönüm noktalarından biri olan ve Osmanlı Devleti sınırlarında kadınlar için açılan ilk güzel sanatlar okulu niteliğindeki İnas Sanayi-i Nefise Mektebi'ne kaydoldu. Tarihe bu okula kayıt yaptıran ilk kız öğrenci unvanıyla geçen Arel, okulun kapılarını hemcinslerine açan sembol isim oldu. Ancak eğitim hayatındaki bu ilk olma durumuna rağmen, okulun ilk mezun veren öğrencisi olmadı.
Akademik eğitimi sürecinde Türk sanat tarihinin duayen isimlerinden ders alma şansını elde etti. Okul çatısı altında şu isimlerden eğitim gördü:
- Türk kadın resim sanatının öncülerinden Mihri Müşfik,
- Klasik üslubun önemli temsilcilerinden Sami Bey,
- Portre sanatının ustalarından Feyhaman Bey.
Genç yetenek, okul sınırlarıyla yetinmeyip gelişimini çok yönlü sürdürmek adına okul dışından da dersler aldı. Bu doğrultuda Fransız ressam Lui Andre'den özel resim dersleri alarak tekniğini batılı bir perspektifle zenginleştirdi.
Galatasaray Sergileri ve Avrupa'da Kabul Gören Sanat
Eğitimini başarıyla sürdüren Müzdan Arel, eserlerini kamuoyuyla paylaşmakta gecikmedi. Sanatçı, 1916 yılında düzenlenen ve Türk sanat tarihi açısından büyük öneme sahip Galatasaray Birinci Resim Sergisi'nde yer almayı başardı. Toplamda 48 ressamın katılım sağladığı bu prestijli organizasyona "Bir Etüd" isimli çalışmasıyla katılarak adından söz ettirmeyi başardı. Sanat yolculuğundaki kararlılığını sürdüren Arel, 1921 yılında ikincisi düzenlenen Galatasaray sergisinde de eserleriyle boy gösterdi.
Sanatçının başarısı ülke sınırlarıyla kısıtlı kalmadı. Kişisel sergilerini yurt dışına da taşıyan sanatçı, Avrupa'nın önemli sanat merkezlerinden olan Almanya ve Fransa gibi ülkelerde gerçekleştirdiği etkinliklerle buralardaki sanat çevrelerinin büyük takdirini topladı.
Çeşitlilik Gösteren Eserleri ve Sanat Tarzı
Müzdan Arel'in sanat üretimi, teknik ve konu çeşitliliği bakımından oldukça zengin bir yelpazeye yayılmaktadır. Sanatçının tuvaline yansıttığı konular şu şekilde özetlenebilir:
- Çevresindeki insanların karakter analizini yaptığı portre çalışmaları,
- İnsan bedeninin estetiğini ele alan nü tabloları,
- Doğanın farklı anlarını yansıtan manzara resimleri,
- Hikayesi olan figürlü kompozisyonlar.
Pek çok farklı türde eser üreten sanatçı, özellikle doğayı betimlediği manzara çalışmalarında empresyonizm (izlenimcilik) akımına yakın bir duruş sergiledi. Ressamın doğa algısını ve fırça hassasiyetini yansıtan bu kıymetli manzara çalışmalarından üç adedi, günümüzde hala Akbank koleksiyonu bünyesinde yer almakta ve sanatseverlerle buluşmaktadır. Hem Osmanlı'nın son dönemine hem de Cumhuriyet Türkiye'sine fırçasıyla ışık tutan sanatçı, 1986 yılında hayata veda ederek arkasında silinmez bir iz bıraktı.