Türk medyasının cesur kalemlerinden Müyesser Yıldız Uğur, 25 Temmuz 1963 tarihinde Adıyaman'ın Besni ilçesine bağlı Dutlupınar köyünde dünyaya gelmiştir. Meslek hayatına 1983 senesinde adım atan araştırmacı gazeteci, özellikle 15 Temmuz süreci ve askeri davalar üzerine kaleme aldığı derinlikli yazılarıyla tanınmaktadır. Ankara'da ikamet eden yazar, günümüzde Oda TV platformunda ve şahsi web sitesinde güncel siyasi gelişmeleri özgün perspektifiyle yorumlamaya devam etmektedir. Zorlu yargılama süreçlerine ve cezaevi koşullarına rağmen mesleki ilkelerinden ödün vermeyen Yıldız, kamuoyunu aydınlatma misyonunu tavizsiz bir biçimde sürdürmektedir.
İlk Yılları ve Eğitim Hayatı
Müyesser Yıldız'ın çocukluğu, farklı kültürel dokuların harmanlandığı aile ortamında şekillenmiştir. Ev hanımı Hatice Hanım ile memur Eyüp Bey'in çocuğu olan Yıldız, Türk bir anne ile Kürt bir babanın evladıdır. İlkokula başlayana kadar sadece Kürtçe konuşabiliyordu. Beş çocuklu bu kalabalık ailede kardeşlerin ikisi öğretmen, diğer ikisi ise tıp doktoru olmuştur. Aile, dayısının iş tayini sebebiyle İzmit'e taşınmıştır. Burada eğitimini sürdüren Yıldız, liseyi okul birincisi olarak tamamlamıştır. Yükseköğrenimini ise Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu'nda bitirmiştir. Üniversite yıllarında, kendisi gibi Mülkiye'de okuyan ve ilerleyen dönemde emniyet müdürü olacak eşi Naci Uğur ile tanışmıştır.
Basın Hayatındaki İlk Adımlar ve Engeller
Gazetecilik serüvenine 1983 yılında başlayan Yıldız, sektöre adımını yeni kurulan Bulvar gazetesinde atmıştır. Bu gazetenin yayın hayatına son vermesiyle birlikte Tercüman gazetesinin kapısını çalmıştır. Görüşmeler sırasında muhabir kadrosunun dolu olması sebebiyle kendisine sunulan santral görevlisi teklifini tereddüt etmeden kabul etmiştir. Yeteneği fark edilince muhabirliğe terfi ettirilmiştir. Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın eşi Semra Özal'ın adının karıştığı bir habere imza atması üzerine iş akdi feshedilmiştir. Bu hadise, onun ilk ciddi mesleki kaybı olmuştur. Yıldız, yıllar sonra hakim karşısına çıktığında bu günleri anarak, o dönemlerde en ağır cezanın işten atılmak olduğunu ve cezaevine gönderilmediklerini vurgulamıştır.
Eşinin güvenlik ataşeliği görevi nedeniyle İrlanda'ya atanması, Yıldız'ın hayatında yeni bir sayfa açmıştır. Başlangıçta Ankara'da kalarak mesleğine devam etmek istese de siyasi otoritelerin baskıları sonucu iş bulması engellenmiştir. Bu gelişmelerin ardından eşinin yanına, İrlanda'ya gitmiştir. Yurda geri dönüş yaptıktan sonra Günaydın ve Akşam gazeteleri ile Nokta dergisinde çalışmalar yapmıştır. Gazetecinin kariyeri boyunca görev yaptığı önemli yayın organları şunlardır:
- Bulvar ve Tercüman
- Günaydın ve Akşam
- Nokta dergisi
Ayrıca, eski Devlet Bakanı Sadi Somuncuoğlu'nun basın müşavirliği görevini yürütmüş ve 2009 yılında bu görevinden emekliye ayrılmıştır. Emekliliğinin ardından Avaztürk haber portalının kurucu kadrosunda yer alarak dijital haberciliğe geçiş yapmıştır.
Yargı Süreçleri ve Silivri Dönemi
Muhalif duruşuyla bilinen Müyesser Yıldız, meslek hayatı boyunca ciddi hukuki baskılarla karşı karşıya kalmıştır. 2011 yılında başlatılan Oda TV davası kapsamında, 3 Mart 2011 sabahı Yıldız'ın evi aranmıştır. Gözaltı işlemlerinin sonrasında tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderilen gazeteci, tam 474 gün boyunca burada tutsak kalmıştır. Bu süreçte fikri üretimini aksatmayarak 170 adet kitap okumuş ve 4000'den fazla makale kaleme almıştır. 2012 yılının Haziran ayındaki 12. duruşmada tahliye edilmiştir.
Yıldız, 8 Haziran 2020'de ise 'Siyasal ve Askeri Casusluk' suçlamasıyla yeniden gözaltına alınmıştır. Savcılığın delil karartma ve kaçma şüphesi gibi gerekçelerle sevk ettiği mahkemece 11 Haziran'da tutuklanan yazar, suç unsurlarına dair somut bir kanıt elde edilememesi üzerine 115 gün sonra serbest bırakılmıştır. Kendisine gizli bilgi aktardığı öne sürülen Astsubay Erdal Baran, mahkemede bipolar tedavisi gördüğünü ve ifadesinde yalan söylediğini, Yıldız'a hiçbir gizli belge iletmediğini itiraf etmiştir. Özellikle 15 Temmuz davalarını çok yakından izleyen yazar, günümüzde de araştırmacı kimliğiyle askeri gelişmeleri yazmayı sürdürmektedir.