Muammer Obuz, cumhuriyet dönemi Türkiye'sinin hukuk, siyaset ve kültür hayatında derin izler bırakmış çok yönlü bir devlet adamıdır. 1914 yılında Konya'da dünyaya gelen Obuz, parlamento ve senato sıralından yargı kürsülerine uzanan geniş kariyerinin yanı sıra Türk-Fin kültür köprülerinin kurulmasında da öncülük yapmıştır. Hayatını 1 Kasım 1991 tarihinde kaybeden bu değerli şahsiyet, ülkesine hem bir hukukçu hem de ufuk açıcı bir çevirmen olarak hizmet etmiştir.
Yargı Kürsüsünden Parlamento Sıralarına
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Muammer Obuz, mesleki yaşamına Sümerbank bünyesinde satış şubesi memurluğu yaparak başladı. Hukuk diplomasının kazandırdığı yetkinlikle kısa sürede kamu hizmetinde yargı kademelerine geçiş yaptı. Sırasıyla Sason ve Seydişehir'de sulh hâkim muavinliği görevlerini başarıyla yürüttü. Adalet sisteminde gösterdiği tarafsız ve etkin çalışmalarıyla kısa sürede adından söz ettiren Obuz, Seydişehir ile Tekirdağ bölgelerinde müddeyi umumi muavini, yani cumhuriyet savcısı yardımcısı sıfatıyla görev aldı. Ardından Karadeniz'in Of ilçesinde ceza hâkimliği makamına atandı. Bu önemli yargıçlık deneyimlerinin ardından kamu görevinden ayrılarak serbest avukatlık yapmaya başladı.
Hukuk alanındaki birikimi ve toplumsal saygınlığı, Muammer Obuz'u siyaset sahnesine yönlendiren en büyük etkendi. Doğduğu toprakların refahı ve temsili için TBMM çatısı altında IX. ve X. Dönem Konya Milletvekili olarak yasama çalışmalarına katıldı. Milletvekilliği döneminde gösterdiği üstün gayret, onu ilerleyen yıllarda Cumhuriyet Senatosu'na taşıdı. 15 Ekim 1961 tarihinden itibaren Cumhuriyet Senatosu Konya Üyesi olarak parlamento tarihindeki yerini aldı. Bu onurlu görevi 2 Haziran 1968 yılına kadar kesintisiz sürdürdü. Ayrıca Türkiye'yi uluslararası arenada da gururla temsil ederek Avrupa Konseyi İstişari Meclisi Türk Grubu Yedek Üyeliği vazifesini üstlendi.
Kültürel Mirası ve Çeviri Faaliyetleri
Muammer Obuz'un ismi sadece siyasi ve hukuki başarılarıyla değil, Türk kültür dünyasına sunduğu eşsiz armağanlarla da yaşamaktadır. Hayat arkadaşı Lâle Obuz (önceki adıyla Liisa Partanen) ile kurduğu güçlü bağ, edebi sahada da meyvelerini vermiştir. Fin kökenli olan eşinin anadil hakimiyeti ile Obuz'un Türkçe dil becerisi birleştiğinde ortaya tarihi nitelikte çeviriler çıktı. Obuz çiftinin kültür dünyamıza kazandırdığı başlıca eserler şunlardır:
- Kalevala: Fin halkının ulusal destanı olan ve dünya edebiyatında apayrı bir konuma sahip bu abidevi eser, Obuz çifti tarafından Türkçeye ilk defa tamamen kazandırılmıştır.
- Yedi Kardeşler: Fin edebiyatının kurucu yazarlarından olan Aleksis Kivi tarafından kaleme alınmış ve tarihteki ilk Fince roman olma özelliğine sahip bu klasik eser, büyük bir titizlikle dilimize aktarılmıştır.
- Mannerheim Anıları: Fin tarihinin efsanevi askeri ve devlet adamı Carl Gustaf Emil Mannerheim'ın anılarını Türkçeye kazandırarak tarih meraklılarına paha biçilmez bir kaynak sunmuşlardır.
Bu tercümeler, iki uzak ülkenin kültürlerini birbirine yaklaştıran devasa adımlar olmuş, hem edebiyat hem de tarih alanında silinmez izler bırakmıştır.
