Melek Celal Sofu, 1896 yılında İstanbul'da dünyaya gözlerini açan, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan modernleşme döneminin en önemli kadın sanatçılarındandır. Tepedelenliler ailesinin kızı olan sanatçı, ilk Türk kadın ressam ve heykeltıraşlar arasında yer alarak sanat tarihine adını yazdırmıştır. Babası Albay Ziya Bey'in büyük desteğiyle yetişen Melek Hanım, hem resim hem heykel alanında son derece özgün eserler üretmiştir. Sanatçının ilk eşi avukat Kıbrıslı Celal Sofu Bey'dir. Sanatçı sadece plastik sanatlarla sınırlı kalmayıp hat, tezhip ve işleme gibi geleneksel el sanatlarıyla da yakından ilgilenmiştir. Geleneksel Türk süsleme sanatlarını ve eski yazı kültürünü dünyaya duyurmak amacıyla çok değerli araştırma kitapları kaleme almıştır. Hayata 1976 yılında Münih'te veda eden değerli sanatçı, Türk el sanatlarının dünyaya tanıtılmasında öncü rol oynamıştır.
Sanat Eğitimi ve Paris Yılları
Gençlik yıllarında resme olan yeteneöi babası Albay Ziya Bey tarafından fark edilen Melek Hanım, eğitim hayatına İstanbul'da başladı. Dönemin önemli eğitim kurumlarından İnas Sanayi-i Nefise Mektebi'ne misafir öğrenci statüsüyle katılarak atölyelerde çalışma fırsatı buldu. Bu prestijli okulda Türk resminin öncülerinden Nazmi Ziya Bey'in atölyesinde çalışarak temel resim tekniklerini büyük bir hızla geliştirdi. Ailesinin maddi ve manevi destekleri sayesinde sanat eğitimini yurt dışına taşıma kararı alan genç Melek Hanım, kısa süre sonra Fransa'ya giderek Paris'teki ünlü Julian Akademisi'nde resim derslerine katıldı. Paris'teki eğitimi esnasında Louis Sue, Andre Platson ve Pierre Poisson gibi dönemin tanınan ustalarıyla birlikte çalıştı. Buradaki yoğun eğitim onun tarzını biçimlendirmiştir.
Moda'daki Kültür Evi ve Aile Yaşamı
Paris'teki başarılı çalışmalarının ardından yurda dönen sanatçı, 14 Ekim 1918 tarihinde avukat Kıbrıslı Celal Sofu Bey ile evlendi. Çift evlendikten sonra Moda konağına yerleşti. Moda Çayırı'nda bulunan bu tarihi konak, kısa süre içinde dönemin en ünlü edebiyatçılarını, ressamlarını ve entelektüel isimlerini bir araya getiren prestijli bir kültür merkezi kimliği kazandı. Edebi sohbetlerin ve sanatsal tartışmaların gerçekleştiği bu sıcak yuvada Melek Hanım, dönemin aydınlarını büyük bir misafirperverlikle ağırladı. Sanatçının bu evlilikten bir oğlu olmuştur. İlk eşini 1946 senesinde kaybeden Melek Hanım, yaşamında yeni bir sayfa açarak ikinci evliliğini Alman Doktor Lampe ile yaptı. Bu evliliğin ardından eşiyle birlikte Almanya'ya giderek yaşamını uzun yıllar boyunca Münih şehrinde sürdürmeye devam etti.
Yazılı Eserleri ve Heykel Çalışmaları
Melek Celal Sofu, sanat dünyasına en büyük katkılarını Türk el sanatları ve kaligrafi üzerine yazdığı inceleme kitaplarıyla sunmuştur. Şeyh Hamdullah ve Hattat Kâmil Akdik gibi hat sanatının en önemli ustalarını anlatan iki ayrı biyografi eseri yayımladı. Geleneksel Türk el işlemeleri üzerine derinlemesine bir araştırma kitabı yazarak bu kıymetli mirasın kayıt altına alınmasını sağladı. Topkapı Sarayı Müzesi hakkında Fransızca dilinde hazırladığı rehber niteliğindeki eser, Türk kültürünün dünya çapında tanınmasına katkı sağladı. Tuğrakeş İsmail Hakkı Altınbezer, Bahaettin Tokatlıoğlu ve Necmettin Okyay gibi alanında iz bırakmış değerli Türk ustaları üzerine uzun soluklu kitap hazırlıkları yapsa da bu çalışmalarını hayattayken yayımlatma fırsatını maalesef bulamadı. Sanat tarihçisi Celal Esad Arseven onu gerçekçi yaklaşımı izlenimci eğilimlerle birleştiren çok yönlü bir yaratıcı olarak tanımlamıştır.
Sanatçının heykel alanındaki başlıca çalışmaları şunlardır:
- Polonyalı ünlü ressam ve heykeltıraş Bilinsky büstü
- Moda semtindeki komşusu olan Saliha Cimcoz büstü
- Sanatçının kendi öz oğlu olan Ziya Sofu büstü
Sanatçı birçok karma sergiye de katılmıştır. Özgün eserlerini sergilemek amacıyla 1964 yılında Münih'te kapsamı bir kişisel sergi açarak sanatseverlerin beğenisine sundu. Eşinin vefatının ardından yakalandığı rahatsızlık sebebiyle yıllarca yatağa bağlı kalan sanatçı, 15 Eylül 1976 tarihinde Münih'te vefat etti.