Türk spor tarihinin efsanevi isimlerinden biri olan ağır sıklet güreşçisi Mehmet Çoban, namıdiğer Koç Çoban Mehmet, 1905 senesinde Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisindeki Balıkesir'de dünyaya gelmiştir. Çocukluk yıllarından itibaren güreşe ilgi duyan bu yetenekli sporcu, ünlü pehlivan Kurtdereli Mehmet Pehlivan'ın himayesinde yetişerek minderlerin tozunu yutmaya başlamıştır. Askerlik vazifesini icra ettiği dönemde Ali Hikmet Paşa tarafından keşfedilerek profesyonel güreş dünyasına adım atmıştır.
Minderlerin Rakipsiz Ağır Sıklet Şampiyonu
Ali Hikmet Paşa'nın yönlendirmesiyle İstanbul Güreş İhtisas Kulübü'ne katılan sporcu, burada disiplinli bir eğitim sürecinden geçti. Macar çalıştırıcı Raoul Peter'in teknik rehberliğinde gelişimini hızlandıran Çoban, kısa sürede ulusal takımın vazgeçilmez ağır sıkleti haline geldi. 1928'den emekli olduğu 1940 yılına dek milli takımın tek ağır sıklet güreşçisi unvanını elinde tutmayı başardı. İlk büyük sınavını 1927 Budapeşte'de verdi. Kısa sürede adını tüm kıtaya duyurdu.
Olimpiyat minderlerinde de Türkiye'yi başarıyla temsil eden başarılı pehlivan, kariyeri boyunca pek çok prestijli müsabakada boy gösterdi. 1928 Amsterdam Olimpiyatları'nda sekizinci sırayı aldı. Başarılı çalışmalarının kaşılığını 1932 yılında gümüş madalyayla aldı. 1936 Berlin Olimpiyatları'nda hem serbest hem grekoromen stilde yarışarak çok yönlü bir sporcu olduğunu kanıtladı ve grekoromende dördüncü oldu.
Uluslararası arenada kazandığı başarılar, onun ne denli büyük bir sporcu olduğunu tescillemektedir:
- 1933, 1934, 1935, 1937 ve 1940 yıllarında kazanılan 5 Balkan Şampiyonluğu
- 1932 yılında elde edilen Avrupa İkinciliği gümüş madalyası
- 1946 senesinde, 41 yaşındayken kazanılan Avrupa Üçüncülüğü bronz madalyası
Rakiplerin Korkulu Rüyası ve Atatürk ile Anısı
Koç Çoban Mehmet, gücüyle sadece ülkesinde değil dünya çapında da büyük bir hayranlık uyandırmıştı. Dönemin en iddialı isimleri olan Estonyalı Kristjan Palusalu ile Alman Kurt Hornfischer bile onun bileğini bükemedi. Tarihe yenilmez unvanıyla geçmeyi başardı. Bu olağanüstü başarıları, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün de takdirini kazanmasını sağladı. İtalya galibiyetinin ardından köşke davet edilen milli takım sporcuları arasında yer alan Çoban ile Atatürk arasında geçen diyalog ise hafızalara kazındı.
Mustafa Kemal Atatürk, sporcuları tebrik ettikten sonra Mehmet Çoban'a dönerek tatlı bir şakayla kendisini yenip yenemeyeceğini sordu. Büyük bir tevazu gösteren ve saygıda kusur etmeyen Çoban, Paşa'nın bu sorusuna karşı 'Sizi bütün cihan yenemedi Paşam, ben nasıl yenebilirim?' şeklinde karşılık vererek hayranlığını ve sadakatini zarif bir biçimde dile getirdi. Bu anlamlı ve saygı dolu cevap, onun sadece büyük bir sporcu değil, aynı zamanda yüksek ahlaka sahip bir şahsiyet olduğunu ortaya koymuştur.
Sporculuk kariyerini noktaladıktan sonra da güreş camiasına hizmet etmeye devam eden efsanevi isim, 8 Mayıs 1969 tarihinde İstanbul'da vefat etti. Geride unutulmaz zaferler, örnek bir centilmenlik duruşu ve silinmez bir iz bırakan efsanevi şampiyon, vefatının üzerinden yıllar geçse de Türk sporunun kutup yıldızlarından biri olarak anılmaya devam etmektedir.
