Türk spor tarihinin en önemli isimlerinden biri olan olimpiyat ve dünya şampiyonu güreşçi Hamit Kaplan, 20 Eyül 1933 tarihinde Amasya'nın Hamamözü ilçesinde dünyaya geldi. Çocukluk yıllarında adım attığı er meydanından minderlerin zirvesine uzanan bu efsanevi sporcu, kariyeri boyunca hem serbest hem de grekoromen stilde gösterdiği üstün mücadeleyle uluslararası arenada Türkiye'yi gururla temsil etti.
Gençlik döneminde yağlı güreş ile spor hayatına başlayan Kaplan, kısa süre sonra kariyerini tamamen değiştirecek önemli bir yönlendirmeyle karşılaştı. 1952 yılında olimpiyat ikinciliği ve dünya şampiyonluğu yaşayan dayısı ve antrenörü Adil Candemir'in rehberliğinde minder güreşine geçiş yaptı. Bu karar, Türk güreşine yeni bir yıldız kazandırdı. Genç yaşta ağır sıklette Türkiye şampiyonu olan Kaplan, askerlik vazifesini yaptığı esnada Deniz Gücü Güreş Takımı bünyesinde antrenmanlarını sürdürdü. Kısa sürede ulusal düzeyde gösterdiği başarılar sayesinde 1954 yılında milli takım kadrosuna davet edilerek uluslararası arenaya ilk adımını attı.
Minderin Dev Adamı ve Teknik Direktörlerin Dokunuşu
Nuri Boytorun ve Celal Atik gibi alanında uzmanlaşmış antrenörlerin gözetiminde yeteneklerini geliştiren sporcu, dünya sahnesine çıkmaya hazır hale geldi. Henüz 22 yaşındayken Karlsruhe'deki Dünya Şampiyonası'nda ülkemizi temsil ederek bronz madalya kazandı. 1.90 metre boyu ve 100 kilogramlık devasa cüssesiyle minderlerde adeta bir duvar örüyordu. Defansif bir güreş tarzını benimseyen Kaplan, rakiplerine geçit vermeyen savunmasıyla ün kazandı. Hatta bu korumacı stil, 1957 yılında güreşe getirilen beraberlik kuralı sonrası onun en çok berabere kalan üst düzey güreşçi olarak tarihe geçmesine sebep oldu.
Melbourne Olimpiyatları ve Altın Madalyaya Ulaşan Yol
Avustralya sınırlarında gerçekleştirilen 1956 Melbourne Olimpiyat Oyunları, başarılı güreşçinin kariyerindeki en parlak dönemi başlattı. Erkekler serbest stil ağır sıklette rakiplerini tek tek dize getirdi. Bu tarihi organizasyonda sergilediği performans sırasıyla şekildedir:
- İlk turda Amerikalı rakibi William Kerslake karşısında 2-1 galip geldi.
- İkinci turda Hindistanlı Lila Ram'ı ve üçüncü turda İranlı Hüseyin Nuri'yi tuşla mağlup etti.
- Dördüncü turu bay geçtikten sonra beşinci turda Finlandiyalı Taisto Kangasniemi'yi tuşla devirerek finale yükseldi.
- Final müsabakasında ise Bulgaristan adına güreşen Hüseyin Mehmedov'u 3-0 yenerek olimpiyat şampiyonu unvanını elde etti.
Aynı olimpiyatta grekoromen stilde de mücadele eden sporcu, dördüncü sırada yer alarak çok yönlülüğünü kanıtladı. Hemen bir yıl sonra, 1957 Dünya Güreş Şampiyonası'nda da altın madalyanın sahibi oldu. Kariyeri boyunca 115 kez ay-yıldızlı formayı gururla sırtlayan efsane sporcu, ülkemizin en çok madalya kazanan isimlerinden biri oldu. Toplamda 15 altın, 11 gümüş ve 6 bronz olmak üzere toplamda 32 uluslararası madalyayı Türkiye'ye kazandırdı. Aktif spor yaşantısını 1964 Olimpiyat Oyunları ile sonlandıran efsane isim, spor sonrasında Düzce'de bir restoran işletmeye başladı.
Erken Veda ve Yaşatılan Mirası
Minderlerin unutulmaz şampiyonu, henüz 41 yaşındayken, 5 Ocak 1976 tarihinde Çorum yakınlarında geçirdiği elim bir trafik kazası neticesinde aramızdan ayrıldı. Vefatının ardından güreş dünyası büyük bir yasa boğuldu. Spor tarihine sunduğu eşsiz hizmetler sebebiyle 2011 yılının Eyül ayında FILA Uluslararası Güreş Onur Listesi'ne dahil edildi. Memleketi Hamamözü'nde doğduğu ev belediye tarafından 2012 yılında müzeye dönüştürüldü. Ayrıca ilçedeki bir ortaokula efsanenin ismi verilerek hatırası ölümsüzleştirildi. Son olarak, Hamamözü Kaymakamlığı ve Belediyesinin ortak çabalarıyla hazırlanan, yönetmenliğini Serdar Çolak'ın üstlendiği ve TRT arşivlerinden yararlanılan 'Pehlivan' belgeseli, şampiyonun vefatının 47. yılı olan 5 Ocak 2023 tarihinde izleyiciyle buluştu.
