Türk basın tarihinin önde gelen isimlerinden olan Mehmet Ali Birand, 9 Aralık 1941 tarihinde İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Gazeteci, yazar, köşe yazarı, haber sunucusu ve televizyon yapımcısı kimlikleriyle tanınan Birand, mesleki çalışmalarıyla Türkiye'de geniş kitleler tarafından takdir edildi. Uzun yıllar süren kariyeri boyunca hem yurt içinde hem de yurt dışında pek çok önemli gelişmeyi takip ederek izleyicilerine aktardı. Pankreas kanseri tedavisi kapsamında geçirdiği ameliyat sonrasında 17 Ocak 2013 tarihinde İstanbul'daki Amerikan Hastanesi'nde vefat eden tecrübeli gazeteci, ardında geniş kapsamlı bir mesleki miras bıraktı.
Çocukluk Yılları ve Eğitim Hayatı
Birand'ın aile kökleri anne tarafından Elazığ'ın Palu ilçesine, baba tarafından ise Karadeniz Ereğli'ye dayanmaktadır. 9 Aralık 1941 gecesi İstanbul'daki Alman Hastanesi'nde dünyaya gelen gazeteci, henüz iki yaşındayken babasını kalp krizi sonucu kaybetti. Üç yaşında sol bacağına kaynar su döküldü. Bu kaza sebebiyle beş ameliyat geçirdi. İlkokul eğitimini Erenköy Zihnipaşa İlkokulu'nda bitirdikten sonra, 1955 yılında Galatasaray Lisesi'nde öğrenim hayatına başladı. Buradaki eğitimini, Dışişleri Bakanlığında görev yapan diplomat dayısının sağladığı maddi destek sayesinde sürdürebildi. Liseyi 1962 yılında tamamlayan Birand, yükseköğrenim için İstanbul Üniversitesi Filoloji Fakültesi Fransızca Bölümüne girdi. Maddi yetersizliklerden dolayı eğitimine devam edemedi.
Gazeteciliğe İlk Adım ve Brüksel Dönemi
Mesleğe 1964 yılının Temmuz ayında başladı. Dönemin önemli ismi Abdi İpekçi vasıtasıyla Milliyet gazetesinde adım attığı bu yolda, kısa sürede kendini gösterdi. Birand, 1971 yılında Milliyet gazetesinin kurucusu konumundaki Ali Naci Karacan'ın oğlu Ercüment Karacan'ın üvey kızı Cemre Güngören ile hayatını birleştirerek evlilik yolunda ilk adımını attı. Evliliğin ardından çift, Belçika'nın başkenti Brüksel'e yerleşti. Birand, aylık 500 dolar maaşla gazetenin Brüksel muhabiri olarak görev yapmaya başladı. Burada tam yirmi yıl boyunca görev yaptı ve bu süreçte Belçika vatandaşlığını da elde etti. 1977 yılında oğlu Umur Ali doğdu. Ana dilinin yanı sıra iyi derecede Fransızca ve İngilizce konuşabilen Birand, 1974 yılında gerçekleşen Kıbrıs Harekâtı ile birlikte dış siyaset alanında oldukça yoğun bir hareketlilik yaşamaya başladı. Bu dönemde Washington, Atina ve Strazburg gibi merkezlere giderek Avrupa Konseyi çalışmalarını yakından takip etti. Abdi İpekçi'den sonra, kısa bir dönem Milliyet gazetesinin Genel Yayın Yönetmenliği görevini de üstlendi.
Televizyonda Çığır Açan Eser: 32. Gün
Birand'ın kariyerindeki en büyük dönüm noktalarından biri, 1985 yılında TRT 1 ekranlarında yayına başlayan 32. Gün programı oldu. Aylık olarak yayınlanan bu haber programında uluslararası ilişkileri ele aldı ve yabancı devlet adamlarını konuk etti. Birand, bu programı hazırlarken Avrupa televizyonlarında gördüğü modern yayın formatlarından esinlendi. Program kısa sürede büyük beğeni topladı. 1986 yılında Sovyetler Birliği yetkililerini ve Milliyet gazetesini ikna ederek Moskova'da bir büro açtı. 32. Gün bünyesinde Türk ve yabancı devlet görevlilerini, ünlüleri ve siyasetçileri ağırladı. Bu program adeta bir okul oldu. Birçok muhabir, kameraman ve teknisyen program için çalıştı. Bu programda Birand ile birlikte çalışan ve onun okulundan yetişen önemli isimlerden bazıları şunlardır:
- Can Dündar
- Mithat Bereket
- Çiğdem Anad
- Ali Kırca
- Deniz Arman
- Cüneyt Özdemir
- Rıdvan Akar
- Musa Çözen
- Talip Korkmaz
- Sacit Baydar
Zorlu Dönemler, Yeni Kanallar ve Son Yılları
Mehmet Ali Birand, 1988 yılının Haziran ayında Lübnan sınırları içindeki Bekaa Vadisi'nde Abdullah Öcalan ile bir röportaj gerçekleştirdi. Türkiye'de Öcalan ile gerçekleştirilen bu ilk röportajın Haziran 1988 tarihinde yayımlanmasının ardından Milliyet gazetesi nüshaları piyasadan toplatıldı ve çalışmanın devamının yayımlanması tamamen yasaklandı. Birand, ilerleyen yıllarda çeşitli belgesel projelerine de imza attı. 1991 yılında Brüksel'den Türkiye'ye kesin dönüş yaptıktan sonra Sabah gazetesinde yazmaya başladı. Ancak 28 Şubat Süreci sonrasında ortaya çıkan Andıç skandalı nedeniyle gazetedeki işine son verildi. Aynı süreçte Show TV'ye taşınmış olan ünlü programı 32. Gün de durduruldu. Bu zorlu sürecin ardından 1997 yılında CNN Türk bünyesine katılan Birand, televizyonculuk faaliyetlerini burada sürdürdü. 2005 ile 2009 yılları arasında Kanal D Ana Haber Bülteni'nin sunuculuğunu üstlendi. 2009 yılının Ocak ayında ise hem CNN Türk hem de Kanal D kanallarının Genel Yayın Yönetmenliği görevine getirildi.
Pankreas kanseri hastası olan Birand, geçirdiği bir ameliyat sonrasında 17 Ocak 2013 tarihinde Amerikan Hastanesi'nde hayata veda etti. Gazetecilik kariyerinde önemli başarılara imza atan Birand, 1976 yılında TÜYAP Kitap Fuarı tarafından Yılın Yazarı seçilirken, 1987 yılında ise Avrupa Konseyi tarafından Yılın Gazetecisi ödülüne layık görüldü. Günümüzde İstanbul'un Beykoz ilçesindeki bir caddeye adı verilmektedir.
