İstanbul'da 27 Mayıs 1908 tarihinde doğan ve Türk akademisine yön veren Mazhar Şevket İpşiroğlu, sanat tarihinin ülkemizde bilimsel bir disiplin haline gelmesini sağlayan en önemli öncülerden biridir. Felsefe doktoru unvanına sahip olan değerli araştırmacı, 28 Şubat 1985'teki vefatına kadar ömrünü kültürel mirasa adamıştır. Gerek üniversite kürsülerindeki idari ve akademik başarıları gerekse Anadolu uygarlıklarını dünyaya tanıtan belgesel çalışmalarıyla modern Türk bilim tarihine damgasını vurmuştur. Ülkemizin akademik eğitim almış ilk kadın fotoğrafçısı olan Yıldız Moran'ın dayısı olan İpşiroğlu, entelektüel derinliği ve estetik bakış açısıyla kültür dünyamızda silinmez izler bırakmıştır.
Avrupa'da Şekillenen Felsefi ve Sanatsal Temeller
Genç Mazhar Şevket, ortaöğrenimini bitirdikten hemen sonra, 1927 yılında yükseköğrenim amacıyla Almanya'ya doğru yola çıktı. Sanatla olan bağını derinleştirmek adına Düsseldorf Akademisi Resim Bölümü'nde yaklaşık bir yıl boyunca eğitim gördü. Resim eğitiminin ardından rotasını akademik felsefe ve sanat tarihine çevirdi. Bu doğrultuda Bonn, Hamburg ve Berlin üniversitelerinde kapsamlı dersler ve seminerler takip etti. Akademik arayışlarını ünlü Alman filozof Hegel üzerine hazırladığı doktora teziyle tamamlayarak felsefe doktoru unvanını elde etti. Avrupa'da geçen bu yıllar, onun gelecekteki çok yönlü bilimsel kimliğinin ana sütunlarını oluşturdu. Kazandığı bu geniş vizyon, Türkiye'deki akademik dönüşüme yön vermesinde en büyük yardımcısı oldu.
İstanbul Üniversitesi'nde Akademik Yükseliş ve Reform
Doktora derecesini aldıktan sonra 1934 yılında Türkiye'ye dönen İpşiroğlu, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi bünyesinde öğretim görevlisi olarak göreve başladı. Dönemin en önemli eğitim atılımlarından olan 1933 üniversite reformunun başarıyla hayata geçirilmesi sürecinde üstün çaba gösteren isimlerden biri oldu. Çalışkanlığı ve akademik katkıları sayesinde 1939 yılında doçentlik makamına yükseldi. Çok geçmeden, 1943 yılında ise profesörlük unvanını da alarak akademik çalışmalarına hız kazandı. Aynı fakültede Avusturyalı akademisyen Ernst Diez tarafından kurulan Sanat Tarihi Bölümü'ne geçiş yaptı. Diez'in görevden ayrılması üzerine 1949 yılında bu stratejik bölümün başkanlığına getirildi.
Kürsü başkanlığının yanı sıra idari görevleri de başarıyla yürüten İpşiroğlu, 1948-1949 ve 1958-1959 yıllarında iki kez Edebiyat Fakültesi Dekanı olarak hizmet verdi. 1960 senesinde ordinaryüs profesörlük payesiyle taltif edildi. Aynı yıl gerçekleşen 27 Mayıs Darbesi sonrasında yaşanan siyasi çalkantılarda, üniversitelerden uzaklaştırılan 147'ler listesinde yer aldı. Akademiden uzaklaştırılmasının ardından yeniden Almanya'ya giderek Tübingen Üniversitesi bünyesinde konuk profesör olarak akademik çalışmalarını sürdürdü. 1965 yılında İstanbul Üniversitesi'ndeki görevine iade edilince hemen vatanına dönerek araştırmalarına devam etti. Büyük hizmetlerde bulunduğu üniversitesinden 1977 yılında emekli oldu.
Belgesel Sinema ile Anadolu Uygarlıklarını Dünyaya Tanıtmak
Mazhar Şevket İpşiroğlu, akademik makalelerin ötesine geçerek geniş kitlelere hitap etmeyi amaçlayan bir vizyonerdi. Bu doğrultuda 1956 yılında yakın dostu Sabahattin Eyüboğlu ile birlikte İstanbul Üniversitesi Film Merkezi'ni kurdu. Felsefeci Macit Gökberk ve yönetmen Aziz Albek'in de aktif katılımlarıyla, kadim Anadolu topraklarındaki medeniyetleri konu alan çok sayıda özgün belgesel filme imza attı. Merkez bünyesinde üretilen ilk çalışma olan Hitit Güneşi belgeseli, 1956 yılında düzenlenen saygın Berlin Film Şenliği'nde ikincilik ödülü olan Gümüş Ayı'yı kazanarak uluslararası arenada büyük başarı yakaladı. İpşiroğlu bu başarının ardından da kültürel mirası belgeleyen Surname, Karanlıkta Renkler, Anadolu'da Roma Mozaikleri ve Dünya Tapınağı gibi çok sayıda değerli filme imzasını attı.
Hayatı boyunca çok yönlü iş birliklerine imza atan İpşiroğlu, farklı dönemlerde değerli araştırmacılarla ortak eserler üretti. Sanat tarihçisinin geride bıraktığı başlıca ortak çalışmaları şu şekilde sıralayabiliriz:
- Anadolu Yollarında (1959): Sabahattin Eyüboğlu ile birlikte hazırlanan çalışma.
- Karanlıkta Renkler (1959): Sabahattin Eyüboğlu ile ortaklaşa üretilen yapıt.
- Surname (1959): Sabahattin Eyüboğlu ile birlikte hazırlanan film.
- Aktamar (1963): Adnan Benk ortaklığında tamamlanan eser.
- III. Ahmet Surnamesi (Surname) (1973): Ünsal Yücel ile beraber hazırlanan çalışma.
- Siyah Kalem (İkinci Versiyon) (1973): Ünsal Yücel ile yürütülen ortak çalışma.
- Kapalı Çarşı (1974): Nazan İpşiroğlu ile birlikte kaleme alınan eser.