Ahmet Mazhar Kansu, Denizli'de 1872 yılında dünyaya gözlerini açtı. Kendisi, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan köprüde çok kritik roller üstlenmiş seçkin bir Türk devlet adamıdır. Mülkiye Mektebi mezunu olan idealist yönetici, idari kadrolarda pişti. Kansu, Milli Mücadele yıllarında Mustafa Kemal Paşa'nın en yakınında yer alarak adını tarihe altın harflerle yazdırmıştır. Bu yönüyle o, yeni devletin kurucu kadrolarının en değerli isimlerinden biri olarak kabul görmektedir.
Eğitim Hayatı ve İlk İdari Görevleri
Denizli doğumlu Mazhar Müfit Bey'in babası Süleyman Müfid Bey, annesi ise Fatma Hanım'dır. Kansu, ilk eğitimine İstanbul'daki Fatih Rüştiyesi bünyesinde adım atmıştır. Babası Süleyman Müfid Bey'in Edirne Vilayeti Defter-i Hakani Müdürlüğüne tayin edilmesi üzerine tahsilini Edirne Rüştiye Mektebi ile Edirne Mülkiye İdadisi bünyesinde sürdürerek 1889 yılında bu mektepten başarıyla mezun oldu. Lise eğitimini tamamlayan genç Mazhar, yükseköğrenim için yeniden İstanbul'un yolunu tutar. Mekteb-i Mülkiye'ye giren idealist genç, buradaki eğitimini de 1891 senesinde tamamlayarak mezun olur. Mezuniyetinin ardından Gelibolu'da öğretmenliğe başladı. Mezuniyetinin hemen sonrasında Gelibolu'daki kısa mesaisinin ardından Edirne İdadisi bünyesinde müdür yardımcılığı görevini üstlenerek bu okulda Türkçe, matematik ve tarih gibi çeşitli derslerin öğretmenliğini 1899 yılına kadar sürdürdü. Buradaki öğretmenlik mesaisi 1899'a kadar sürdü. Aynı yıl idari hizmetlere geçen Kansu, Havsa kaymakamlığı ile yeni görevine başlar. Başarılı çalışmalarıyla dikkat çekince 1903'te Çorlu'ya, 1904'te ise Cisr-i Ergene (Uzunköprü) kaymakamlığına tayin edilir. Bu kritik ilçede altı sene gibi uzun bir süre boyunca görev yapar. 1910-1912 yılları arasında Gümülcine mutasarrıfı olarak atanan Kansu, ardından Lazistan, Mersin, İzmit ve Karesi'de (Balıkesir) görev alır. İdarecilik kariyerinin zirvesine ise Bitlis ve Mamüratü'l-Aziz (Elaziz) valilikleri ile ulaşır. Siyasi yaşama İttihat ve Terakki Fırkası saflarında katılarak önemli adımlar atmıştır.
Milli Mücadele'deki Tarihi Rolü
Kansu, 1918 yılında Bitlis Valisi seçildi. İzmir'in işgali üzerine başlayan süreçte, İstanbul Hükümeti tarafından 25 Mayıs 1919'da vazifesinden el çektirilir. Ancak Kansu, İstanbul'a dönmek yerine doğrudan Doğu Anadolu'daki milli direnişin kalbine doğru yol almıştır. 13 Haziran 1919'da Bitlis'ten ayrılarak Erzurum Kongresi'ne delege olarak katılmak üzere yola koyulur. Erzurum'da Mustafa Kemal Paşa ile yan yana çalışarak bağımsızlık kararlarının alınmasına omuz verir. Heyet-i Temsiliye üyesi seçilen tecrübeli yönetici, 2 Eylül 1919'da Sivas Kongresi'ne katılmak üzere bu şehre geçer. Sivas'ta kurulan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin çekirdek kadrosunda aktif olarak yerini almıştır. Damat Ferit Paşa kabinesinin düşmesi üzerine meclis çalışmalarına katılmak amacıyla Ankara üzerinden İstanbul'a movement eder. İstanbul'da 12 Ocak 1920'de toplanan son Osmanlı Meclis-i Mebusanı'na Hakkâri mebusu olarak katılmıştır. İtilaf devletlerinin işgaliyle meclis çalışamaz hale gelince, zorlu bir yolculuktan sonra Ankara'ya ulaşmayı başarır.
Cumhuriyet Dönemi ve TBMM Çalışmaları
Ankara'da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kurucuları arasında yer alarak parlamento çalışmalarına katkı sunar. Milli iradenin tecelligahı olan TBMM çatısı altında birinci dönem Hakkâri milletvekilliği ile başlayan meclis serüvenini, ilerleyen yasama dönemlerinde Denizli ve Çoruh milletvekili olarak aralıksız şekilde sürdürme başarısını göstermiştir.
Meclis bünyesinde üstlendiği başlıca encümen başkanlıkları şunlardır:
- Dahiliye Encümeni Başkanlığı
- Nafıa Encümeni Başkanlığı
- Tetkik-i Hesâbât Encümeni Başkanlığı
- Divân-ı Muhâsebât Encümeni Başkanlığı
Yasama faaliyetlerinin yanı sıra Yozgat İstiklal Mahkemesi üyeliği ve Şark İstiklal Mahkemesi başkanlığı görevlerinde bulunur. Mali disiplinin sağlanmasında kritik roller üstlendi. Ayrıca denetim organlarının kurulmasına öncülük etti. Aynı zaman diliminde Ziraat Bankası Yönetim Kurulu üyeliği gibi iktisadi kurumlarda da önemli katkılar sunmuştur. Evli ve iki çocuk babası olan, ömrünü vatan hizmetine adamış bu ulu çınar, parlamentodaki uzun soluklu ve bereketli mesaisinin nihayetinde 12 Kasım 1948 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yummuştur. Onun vatanına adadığı ömrü ve bıraktığı kıymetli anıları, Cumhuriyet tarihimizin en kıymetli hazinelerinden biridir.
