Cumhuriyet döneminin en önemli sanat öncülerinden biri olan Maryam Şahinyan, zorlu göç yolları ve toplumsal değişimlerin gölgesinde şekillenen yaşamıyla Türkiye'nin ilk kadın stüdyo fotoğrafçısı unvanını kazanan tarihi bir figürdür. 1911 senesinde Sivas kentinin en görkemli yapılarından biri sayılan Şahinyan Konağı'nda, nam-ı diğer Camlı Köşk'te dünyaya gözlerini açan Şahinyan, köklü bir aile geleneğinin son temsilcilerindendir. Dedesi Agop Şahinyan Paşa, 1877 yılında kurulan Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk parlamentosu Meclis-i Mebûsan içerisinde Sivas Vilayeti milletvekili olarak görev almıştır. Bu saygın meclis üyesinin torunu olması hasebiyle çocukluk yıllarını oldukça yüksek bir toplumsal statü ve maddi konfor içinde geçiren Şahinyan'ın yazgısı, henüz çok ufak bir çocukken tanık olduğu 1915 Ermeni Kırımı süreci ile tamamen altüst olmuştur.
Sivas'tan İstanbul'a Zorunlu Bir Göç Hikayesi
Sivas bölgesinin en nüfuzlu ve köklü ailelerinden biri konumundaki Şahinyanlar, bu tarihi dönüm noktasında çok büyük bir kayıp yaşadılar. Aile, yörede sahip olduğu tüm varlıkları geride bırakmak mecburiyetinde kaldı:
- Sivas merkezinde yer alan iştişamlı Şahinyan Konağı,
- Bölgeye yayılmış otuza yakın köy ve sayısız gayrimenkul,
- Üretim kapasitesi yüksek beş adet devasa un fabrikası.
Samsun limanı üzerinden zorlu bir yolculuğa çıktılar. Sonunda İstanbul'a sığınmayı başarıdılar. Harbiye semtinde mütevazı bir daireye taşındılar. Bu büyük yer değişimi, ailenin sosyoekonomik durumunu kökten sarstı. Şahinyanlar için yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin getirdiği toplumsal ve hukuki koşullar çerçevesinde tamamen alışılmadık, yepyeni bir dönem başlamış oldu.
İstanbul'daki bu yeni yaşam mücadelesinde Maryam Şahinyan, ilköğrenimini Esayan Ermeni Okulu bünyesinde başarıyla tamamladı. Ardından orta öğrenimini sürdürmek amacıyla dönemin prestijli okullarından biri olan Sainte-Pulchérie Fransız Lisesi'ne kaydoldu. Fakat ailenin içine düştüğü derin ekonomik darboğaz ve maddi imkânsızlıklar, genç kızın eğitimini yarıda bırakmasına yol açtı. Lise yıllarında okulundan istemeyerek de olsa ayrılmak zorunda kalan Şahinyan, ailesine destek olabilmek adına stüdyo fotoğrafçılığı yapan babasının yanına girdi. Fotoğraf makinesinin arkasındaki dünyayla ilk kez babasının atölyesinde tanışan Şahinyan, kısa süre içinde bu zanaatı tüm incelikleriyle kavradı. Babasının en büyük yardımcısı haline gelerek mesleğin teknik detaylarını öğrendi.
Foto Galatasaray ve Zorluklarla Dolu Yıllar
Takvimler 1937 yılını gösterdiğinde işler iyice zorlaşmıştı. Genç fotoğrafçı, ailenin bütün geçim yükünü ve ekonomik sorumluluğunu tek başına omuzlama kararı aldı. Stüdyoyu tek başına işletmeye başladı. Bu stüdyo, ilerleyen yıllarda şehrin görsel hafızasını oluşturacak olan ünlü Foto Galatasaray'dı. Kadınların iş hayatında, bilhassa da stüdyo fotoğrafçılığı gibi teknik beceri gerektiren bir alanda var olmasının son derece güç olduğu o dönemde, tek başına ayakta kalmayı başarıdı. Yarım asra yakın bir zaman boyunca kesintisiz olarak deklanşöre basan sanatçı, her kesimden binlerce insanın portresini çekti. Fotoğraf stüdyosu, yalnızca bir iş yeri değil, aynı zamanda İstanbulluların hatıralarını saklayan samimi bir sığınak oldu.
Yok Olmaktan Kurtarılan Tarihi Miras
Maryam Şahinyan, ömrünü adadığı stüdyosunu ve yıllar boyu biriktirdiği devasa arşivi 1986 yılında başka ellere devretmeye karar verdi. Ne yazık ki stüdyoyu devralan yeni sahipler, bu karardan sadece iki yıl sonra işletmeyi tamamen kapatma kararı aldılar. Foto Galatasaray'ın kapısına kilit vurulduğunda, elli yılı aşkın bir sürenin sanatsal birikimini barındıran tüm fotoğraf arşivi imha edilmek üzere karton kolilere dolduruldu. Tarihin bu geri döndürülemez kaybının eşiğindeyken sahneye çıkan yayıncı Yetvart Tomasyan, çöpe gitmek üzere olan bu paha biçilemez hazineyi kurtardı. Sonrasında araştırmacı Tayfun Serttaş'ın titiz çalışmaları ve Aras Yayıncılık'ın büyük katkıları sayesinde, yok olmaktan son anda kurtulan bu eşsiz koleksiyon prestijli bir kitap çalışmasına dönüştürüldü. Böylelikle Şahinyan'ın objektifinden süzülen tarihi kareler günümüz sanat dünyasına kazandırılmış oldu.
Fotoğrafçılık tarihimizin bu efsanevi ismi, 1996 yılında Şişli ilçesinin Hanımefendi Sokak'taki sessiz evinde, 85 yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Büyük sanatçının naaşı, düzenlenen törenin ardından Şişli Ermeni Mezarlığı bünyesindeki ebedi istirahatgahına defnedildi. Maryam Şahinyan, geride bıraktığı binlerce negatif film ve insan hikayesiyle Türkiye'nin görsel tarihindeki en parlak izlerden birini oluşturmaktadır.
