Dünya edebiyat tarihinin en etkileyici figürlerinden biri olan ünlü yazar Marcel Proust, 10 Temmuz 1871 tarihinde Fransa'nın Auteuil kasabasında, varlıklı ve saygın bir burjuva ailesinin ilk çocuğu olarak dünyaya gözlerini açtı. Saygın bir burjuva ailesinin çocuğuydu. Yengeç burcu olan dışavurumcu Fransız romancı, insan bilincinin ve hafızasının derinliklerini keşfetmek amacıyla yedi ciltlik dev bir eser yazdı. Çocukluğundan itibaren peşini bırakmayan şiddetli astım krizleri ve annesinin kaybıyla şekillenen hassas dünyasını, kronolojik sırayı reddeden özgün bir anlatım tekniğiyle kağıda döktü. Böylece dünya klasikleri arasında sarsılmaz bir yer edindi.
Burjuva Yaşamından Felsefe Sınıflarına
Varlıklı ailesinin beklentilerine rağmen, geleneksel bir meslek edinme fikrine hiçbir zaman sıcak bakmadı. Genç Proust yaşamı boyunca sadece edebiyatla ilgilendi. Henüz on yaşındayken yakalandığı ve tüm yaşamını derinden etkileyecek olan ilk astım krizini geçirdi. Çocukluğunda nefesini rahatlatmak için kafein kullandığını ise sonraları A l'Ombre de Jeunes Filles en Fleur adlı eserinde belirtecekti. Eğitim hayatını sürdürürken, 1890 yılında hem Hukuk Fakültesi'ne hem de Siyasal Bilgiler Okulu'na kaydolarak entelektüel birikimini artırmayı hedefledi. Aynı dönemde ünlü romancı Guy de Maupassant ile tanışma fırsatı buldu. Sorbonne Üniversitesi'nde felsefe doktoru Henri Bergson'un derslerini yakından takip etmeye başladı. Arkadaşlarıyla birlikte çıkardığı Le Banquet dergisinde ilk edebi eleştirilerini yayımlayarak yazarlık kariyerinin temellerini attı. 1893 yılına gelindiğinde, ileride yaratacağı büyük başyapıtın çekirdeği sayılabilecek "Swann'ın Bir Aşkı" eskizlerini hazırlamaya başlamıştı.
Dreyfus Davası ve Hayatını Sarsan Yas
Yüzbaşı Alfred Dreyfus'un casuslukla suçlandığı ünlü Dreyfus Davası, 1894 yılında başladığında yazar da kendini bu tarihi tartışmaların içinde buldu. Felsefe lisans diplomasını aldığı 1895 yılından sonra, Dreyfus yanlılarının safında kararlı bir duruş sergileyerek adalet mücadelesine destek verdi. Dreyfus olayının büyümesiyle 1898'de siyasi tartışmalara katılımı iyice arttı. Aynı yıl Emile Zola'nın kaleme aldığı meşhur J'accuse (İtham Ediyorum) mektubunun ardından Anatole France, Clemenceau, Prèvost ve Durkheim gibi aydınlarla birlikte ona destek oldu. Ancak tüm bu çabalar, Zola'nın devlete hakaret suçundan yargılanmasını önlemeye yetmedi. 1905 senesinde ise hayatının en büyük dayanağı ve en değerli varlığı olan annesini kaybetti. Bu kayıp onun için büyük bir travmaydı. Otuz dört yaşındayken yaşadığı bu derin ruhsal sarsıntının ardından tedavi gören yazar, sosyal ilişkilerilerini en aza indirerek kendini tamamen yazmaya adadı. İngiliz düşünür John Ruskin'in eserlerini Fransızcaya kazandırdı ve eleştirmen Charles Augustin Sainte-Beuve üzerine incelemeler yaptı.
Kayıp Zamanın İzinde Eserinin Doğuşu
Yazar, 1908 yılında kaleme almadığı Pastiches et melanges ile büyük başyapıtının ön hazırlıklarını yaptı. Bu tarihten sonra tamamen inzivaya çekildi. Yaklaşık üç bin sayfayı bulacak olan yedi bölümlük dev eseri üzerinde hiç ara vermeden çalıştı. Gündelik yaşamın en basit eylemlerinin, örneğin yemek yemenin ya da ayakkabı bağlamanın, bilinçdışı hafızayı tetikleyerek geçmişi aydınlatabileceğini savunan yazar, olayları kronolojik sıra yerine çağrışımlarla birleştirdi. Sanatçının bu eşsiz kurgusunda, ünlü ressam Johannes Vermeer'in Delft Manzarası tablosu da son derece sembolik bir rol üstlendi.
Yazarın adını ölümsüzleştiren bu muazzam dizi romanın yedi ana bölümü şu şekildedir:
- Du côté de chez Swann (Swann'ların Tarafı - 1913)
- A l'ombre des jeunes filles en fleurs (Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - 1918)
- Le côté de Guermantes (Guermantes Tarafı - 1920/1921)
- Sodome et Gomorrhe (Sodom ve Gomorra - 1921-1923)
- La prisonniere (Mahpus Kadın - 1923)
- Albertine disparue (Albertine Kayıp - 1925)
- Le temps retrouvé (Yakalanan Zaman - 1927)
Edebi Miras ve Son Günler
Zayıf bedeni, 1922 yılının ekim ayında geçirdiği ağır bronşit krizine ve ardından gelen zatürreye daha fazla dayanamadı. 18 Kasım 1922'de, elli bir yaşında Paris'te hayata gözlerini yumdu. Ölümünün ardından, dünyaca ünlü İrlandalı oyun yazarı Samuel Beckett da onun hayatını ve eserini ele alan özel bir kitap yazdı. Pek çok ankette Gabriel Garcia Marquez ile birlikte yüzyın en büyük romancısı olarak kabul edilen Proust, edebi mirasıyla yaşamaya devam ediyor.
