İsviçre'nin tarihi kenti Bern'de 1924 yılında dünyaya gelen ve müzik dolu bir yaşam süren Magdi Rufer Eyüboğlu, Türkiye'nin sanat dünyasında derin izler bırakmış İsviçre kökenli ünlü bir piyanisttir. Paris'te tanıştığı büyük yazar Sabahattin Eyüboğlu ile evlenerek İstanbul'a yerleşen sanatçı, ömrünü piyano tuşlarına ve genç yetenekleri eğitmeye adamıştır. Hem yurt içinde hem de Avrupa sahnelerinde verdiği resitallerle adından söz ettiren Rufer, 28 Haziran 2007 tarihinde, 83 yaşındayken tedavi gördüğü İstanbul Çapa Devlet Hastanesi'nde hayata gözlerini yummuştur.
Sanatla Yoğrulan Çocukluk ve Paris Yılları
Tarihçi bir baba ile piyano öğretmenliği yapan bir annenin kızı olan Magdi Rufer, melodi seslerinin eksik olmadığı bir aile ortamında büyüdü. İlk müzik eğitimini annesinden alan yetenekli genç kız, ardından Bern Konservatuvarı'nın kapısından içeri adım attı. Buradaki başarılı çalışmalarının sonrasında yüksek öğrenimini tamamlamak üzere dönemin sanat merkezi olan Paris'e gitti. Paris'in ilham verici atmosferinde sürdürdüğü piyano eğitimi, onun sadece mesleki geleceğini değil, aynı zamanda tüm hayatını şekillendirecek büyük bir aşkı da beraberinde getirdi. Hayat arkadaşı olacak şair ve yazar Sabahattin Eyüboğlu ile de bu büyüleyici şehirde yolları kesişti.
İstanbul'da Yeni Bir Hayat ve Zorlu Dönemler
Paris'teki eğitim hayatının ardından Sabahattin Eyüboğlu ile birlikte Türkiye'ye gelen Magdi Rufer, eşinin 13 Ocak 1973'teki vefatına kadar hayatı onunla paylaştı. Bu süreçte Türk vatandaşlığına geçerek yaşamını İstanbul'da sürdüren sanatçı, ülkenin dönemlerine de bizzat tanıklık etti. 12 Mart Muhtırası'nın yaşandığı günlerde tutuklanarak bir süre hapis yatan piyanist, yargılama sürecinin ardından tamamen aklanarak özgürlüğüne kavuştu.
12 Mart Muhtırası döneminde yaşanan soruşturmalarda tutuklanan ve daha sonra beraat eden diğer değerli aydınlar şunlardır:
- Azra Erhat
- Tilda Gökçeli
- Sabahattin Eyüboğlu
- Vedat Günyol
Müziğe ve Eğitime Adanmış Bir Ömür
Yaşadığı zor günlere rağmen sanata olan tutkusunu hiçbir zaman kaybetmeyen Rufer, Türkiye'de ve Avrupa'nın çeşitli kentlerinde resitaller vermeyi sürdürdü. Müzik kariyeri boyunca sahne performanslarının yanı sıra eğitmenlik yönüyle de ön plana çıktı. Gençlerin sanatsal gelişimine büyük önem veren sanatçı, çok sayıda öğrenciye piyano dersleri vererek yeni müzisyenlerin yetişmesine katkı sağladı. Hayatının son dönemine kadar müzikle iç içe olan değerli piyanist, ardında derin bir sanatsal miras bıraktı.
