İstanbul'un kalbi Beyoğlu'nun ara sokaklarında yankılanan o büyülü melodilerin ardındaki isim, asıl adıyla Anahit Yulanda Varan ya da hepimizin bildiği lakabıyla Madam Anahit'tir. Türkiye Ermenisi bir akordeon sanatçısı olan bu değerli kadın, elinde Hohner marka akordeonu ile Beyoğlu'nda ve özellikle tarihi Çiçek Pasajı'nda müzik yaparak hayatını kazanmıştır. Yıllarca semtin sokaklarına ruh üfleyen sanatçı, Beyoğlu kültürünün en önemli yapı taşlarından biri haline gelmiştir.
Beyoğlu ve Çiçek Pasajı'nın Simgesi
Pasajın tozlu ve neşeli masaları arasında tam 40 sene boyunca aralıksız müzik yapan Madam Anahit, buranın en önemli vazgeçilmezlerinden biri kabul edilmiştir. Ziyaretçilerin kulaklarında unutulmaz izler bırakan sanatçı, ömrünün son dönemlerinde Nevizade Sokak'ta da ezgilerini paylaşmaya devam etmiştir. Akordeonunun tuşlarına her dokunuşunda, dinleyenleri geçmişin o naif İstanbul'una götürmeyi başarmıştır.
Kültürlerin Kesişiminde Zengin Melodiler
Onun müziği tek bir türe sığmayacak kadar renkli ve çok kültürlü bir yapıya sahipti. Repertuvarında şu nadide ezgiler yer almaktaydı:
- Eski İstanbul tangoları
- Rum kasap havaları
- Ermeni taverna şarkıları
Farklı kültürlerin ortak neşesini ve hüznünü çalgısıyla birleştiren sanatçı, Beyoğlu'nun o dönemdeki kozmopolit yapısını da en güzel şekilde yansıtmıştır. Çaldığı her melodiyle dinleyicilerin ruhuna dokunmuş, onları ortak bir duyguda buluşturmuştur.
Belgesellerden Fotoğraflara Uzanan Bir Miras
Sadece müzik yapmakla kalmayan Madam Anahit, duruşu ve tarzıyla görsel sanatların da ilgi odağı olmuştur. Beyoğlu ve Çiçek Pasajı temalı pek çok belgesel filmde kendisine geniş yer bulmuştur. Ayrıca semtin o karakteristik ruhunu yansıtan sanatsal sokak fotoğraflarının en ikonik figürlerinden biri haline gelmiştir. Onun akordeonuyla verdiği pozlar, İstanbul'un görsel hafızasında silinmez bir yer edinmiştir.
