İçeriğe Atla
Lütfi Fikri Bey fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Lütfi Fikri Bey Kimdir?

Lütfi Fikri Bey, 1872 İstanbul doğumlu hukukçu ve siyaset adamıdır. Meclis-i Mebusan mebusluğu ve İstanbul Barosu başkanlığı görevleriyle tanınmaktadır.

Diğer adlar: Lütfi Fikri

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Lütfi Fikri Bey Hakkında

Osmanlı'nın son döneminden Cumhuriyet'e uzanan süreçte fikirleriyle iz bırakan Lütfi Fikri Bey, 1872 yılında İstanbul'da doğdu. Kendisi, Kosova bölgesinin valiliğini yapan Hüseyin Fikri Paşa'nın evladıdır. Bu saygın isim, Meclis-i Mebusan'da mebusluk yapmasının yanı sıra aynı zamanda İstanbul Barosu'na da başkanlık etmiştir. Yaşamı boyunca muhalif kimliğiyle öne çıkan hukukçu, dönemin çalkantılı siyaset sahnesinde aktif roller üstlendi. Yazıları nedeniyle İstiklal Mahkemesi'nde yargılanan siyaset adamı, 1934 yılında Paris'te hayata gözlerini yumdu.

Paris Eğitimi ve Siyasete İlk Adımlar

Gençlik yıllarında nitelikli bir eğitim alan Lütfi Fikri Bey, 1890 yılında Mekteb-i Mülkiye'den mezuniyetini aldı. Eğitim hayatına yurt dışında devam etme kararı vererek Fransa'ya gitti. Fransa'daki eğitim yolculuğu sırasında hem Paris Hukuk Fakültesi'nde derslere devam etti hem de Ecole Libre des Sciences Politiques bünyesindeki Section Diplomatique bölümünde eğitim görerek diplomatik alanda donanım kazandı. Aldığı bu kapsamlı eğitimin ardından, 1894 yılının Nisan ayında tekrar payitahta, İstanbul'a geri dönüş yaptı.

Ülkeye döndükten sonra da hareketli yaşamı durulmadı. 1901 senesinde Rusya üzerinden Avrupa kıtasına geçiş yaptı. Bir süre sonra Mısır topraklarına yerleşmeye karar verdi. Mısır'da ikamet ettiği dönemde ise zaman zaman farklı Avrupa ülkelerine çeşitli seyahatler düzenledi. Onun bu gurbet hayatı, 1908 yılında gerçekleşen Jön Türk Devrimi ile birlikte son buldu. Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte ortaya çıkan yeni özgürlükçü ortamda Mısır'dan ayrılıp İstanbul'a geri dönen deneyimli siyasetçi, gerçekleştirilen parlamento seçimlerinde Dersim bölgesini temsil etmek üzere Meclis-i Mebûsan mebusu seçilerek meclise adım attı. Ancak parlamentoya girdikten kısa bir süre sonra, dönemin iktidar gücü olan İttihat ve Terakki Cemiyeti ile fikir ayrılıkları yaşamaya başladı.

İktidara karşı muhalefet bayrağını açan siyasetçi, sadece mecliste değil, akademik alanda da faaliyet gösterdi. Bu çerçevede 1909 senesinde Mülkiye Mektebi bünyesinde ceza hukuku alanında dersler vermeye başladı. Muhalif sesleri bir araya getirmek amacıyla kurulan fırkalarda etkin görevler aldı. Lütfi Fikri Bey, yaşamı boyunca şu önemli kurumlarda kurucu ve yönetici olarak görev almıştır:

  • Mutedil Hürriyetperveran Fırkası (Kurucu üye)
  • Hürriyet ve İtilaf Fırkası (Kurucu ortak)
  • İstanbul Barosu (Başkan)

Siyasi mücadelelerle dolu geçen yorucu yılların ardından, 1915 yılında yeniden Avrupa topraklarına gitmeye karar verdi. Avrupa'daki bu ikametini ancak Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra nihayete erdirerek memleketine geri dönmeyi tercih etti.

İstiklal Mahkemeleri ve Hukuki Mücadele

Deneyimli hukukçu, yeni kurulan Cumhuriyet rejiminin ilk yıllarında da muhalif çizgisini ve fikirlerini savunmaktan vazgeçmedi. 10 Kasım 1923 tarihinde Tanin gazetesinde yayımladığı bir yazı, hayatında yeni bir dönüm noktası oluşturdu. Söz konusu makalesinde halifeye görevinden istifa etmemesi yönünde tavsiyelerde bulunurken, ayrıca hilafet kurumunu savunmuştu. Kaleme aldığı bu makale nedeniyle İstiklal Mahkemesi huzuruna çıkarılarak beş yıllık hapis cezasına mahkum edildi. Mahkumiyet kararının ardından yılmayan tecrübeli hukukçu, kendi şahsi müracaatı neticesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen özel bir kanun çerçevesinde affedilerek yeniden hürriyetine kavuşmayı başardı.

Serbest kaldıktan sonra da eleştirel yaklaşımını sürdüren Lütfi Fikri Bey, 1925 yılının Temmuz ayında bir kez daha mahkeme kapısındaydı. Ankara İstiklâl Mahkemesi bünyesinde görülen meşhur Distolcular Davası kapsamında yargılandı. Neyse ki bu zorlu davadan beraat etmeyi başardı. Siyasi mücadelelerinin yanı sıra mesleki kariyerinde de saygın bir konum elde eden Lütfi Fikri Bey, 1920 ve 1925 yılları arasında İstanbul Barosu Başkanlığı makamını üstlenerek meslektaşlarına liderlik etti. Yaşamının geri kalan diliminde ise aktif siyaseti geride bırakarak yalnızca avukatlık mesleğiyle uğraştı.

Vefatı ve Mezarı

Sağlık sorunları nedeniyle tedavi görmek amacıyla Fransa'nın başkenti Paris'e giden Lütfi Fikri Bey, 7 Ekim 1934 tarihinde burada vefat etti. Cenazesi, Paris'in dünyaca ünlü Père Lachaise Mezarlığı'na defnedildi. Ancak vatanından uzaktaki bu istirahatgah geçici olacaktı. Ölümünden tam on sekiz yıl sonra, kemikleri Türkiye'ye getirildi. İstanbul'daki Edirnekapı Mezarlığı'nda, sağlığında kendi yaptırdığı kabrine nakledilerek anne ve babasının yanına gömüldü.

Sıkça Sorulan Sorular

Lütfi Fikri Bey kimdir?

Lütfi Fikri Bey, 1872 İstanbul doğumlu hukukçu ve siyaset adamıdır. Meclis-i Mebusan mebusluğu ve İstanbul Barosu başkanlığı görevleriyle tanınmaktadır.

Lütfi Fikri Bey nerede doğdu?

Lütfi Fikri Bey İstanbul doğumludur.

Lütfi Fikri Bey ne zaman vefat etti?

Lütfi Fikri Bey 7 Ekim 1934 tarihinde hayatını kaybetti.

Lütfi Fikri Bey hangi alanda tanınır?

Lütfi Fikri Bey, hukukçu olarak tanınır.