Türk siyasetinin ve tıp dünyasının en saygın şahsiyetlerinden biri olan Lütfi Kırdar, 15 Mart 1887 tarihinde Kerkük'te dünyaya gözlerini açmıştır. Askeri hekimlikten bakanlığa kadar uzanan çok yönlü kariyeri boyunca vatan savunmasında, salgın hastalıklarla mücadelede ve modern şehircilikte olağanüstü başarılar sergilemiştir. Genç yaşta adım attığı meslek hayatında, özellikle Kurtuluş Savaşı dönemindeki sıhhiye liderliği ve sonrasındaki İzmir ile Manisa'daki çalışmalarıyla öne çıkmıştır. 1938 yılında getirildiği İstanbul Valiliği ve Belediye Başkanlığı makamında ise megakenti adeta baştan inşa ederek modern Türkiye'nin simge isimlerinden biri haline gelmiştir. 17 Şubat 1961'de Yassıada'da tutuklu bulunduğu sırada geçirdiği kalp kriziyle 74 yaşında vefat eden Kırdar, geride silinmez imar ve sağlık eserleri bırakmıştır.
Kerkük'te ilk ve orta eğitimini tamamlayan genç Lütfi, lise yıllarını ise Bağdat topraklarında geçirmiştir. Tıp bilimine duyduğu büyük ilgi onu 1908 senesinde İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi sıralarına taşımıştır. Fakat Balkan Savaşı patlak vermiştir. Bunun üzerine eğitimini yarıda bırakıp cepheye gitmiştir. Savaşın sona ermesiyle birlikte yarım kalan okuluna dönmüş ve 1913 yılında diplomasını alarak hekimliğe başlamıştır.
Mezuniyetinin hemen ardından Necef ve Musul bölgelerinde tabiplik vazifesini icra eden Kırdar, kısa süre sonra kendini yine çetin bir mücadele içinde bulmuştur. İstiklal Savaşı yıllarında Kızılay Sağlık ve Sıhhi İmdat Ekibi Başkanı unvanıyla son derece kritik roller üstlenmiştir. Hayatının yaklaşık on yılını bizzat sıcak savaş meydanlarında geçiren bu fedakar hekim, milli mücadelenin zafere ulaşmasının ardından İzmir Sağlık Müdürü olarak görevlendirilmiştir. Yunanistan ile Türkiye arasındaki büyük nüfus mübadelesi döneminde İzmir Sağlık Müdürü olarak görev yapan Kırdar, limana sığınan yoksul ve salgın hastalıklarla boğuşan yüz binlerce göçmenin tedavisi ve kurtarılması için gecesini gündüzüne katmıştır. Salgın hastalıklardan dolayı her gün can kayıplarının yaşandığı bu kritik günlerde, hekimin uyguladığı başarılı koruyucu önlemler sayesinde salgınlar kontrol altına alınmıştır. Bu büyük başarı, binlerce insanın hayatını kurtarmıştır.
Manisa Valiliği ve İstanbul'u Şekillendiren Büyük İmar Dönemi
İzmir'deki salgın yönetimi başarısı hekime Manisa Valiliği kapısını açmıştır. Manisa'da valilik makamında otururken şehircilik alanındaki derin vizyonunu kanıtlayan Kırdar, bu üstün becerileri vesilesiyle 8 Aralık 1938 tarihinde İstanbul Vali ve Belediye Başkanlığı görevine atanmıştır. Göreve gelişiyle birlikte kentin kronik sorunlarına neşter vuran Kırdar, altyapı ve sosyal yaşam alanlarında adeta çığır açan düzenlemelere girişmiştir.
Kırdar'ın mega kentteki en mühim icraatlerinden bazıları şunlardır:
- Su ve Altyapı Devrimi: Terkos suyunu kişi başına günlük 48 litreden 184 litreye yükseltmiştir. Ayrıca Anadolu yakasındaki tesisleri de büyüterek Elmalı Bendi'nden verilen su miktarını 7300 metreküpten 10 bin 500 metreküpe taşımıştır.
- Şehir Temizliği ve Bütçe: Temizlik işlerine ayrılan bütçeyi 460 bin liradan 2,5 milyon liraya çıkararak hijyen standartlarını olağanüstü düzeyde yükseltmiştir.
- Meydan ve Bulvar Düzenlemeleri: Taksim Meydanı'nı yeni baştan düzenlemiş, Taksim Kışlası'nı yıktırarak Halaskargazi Bulvarı'nı meydana bağlamıştır. Kışlanın yıkılmasını ilerleyen yıllarda kendi ağzından bir hata olarak nitelendirirmiştir.
- Dolmabahçe Stadyumu ve Tiyatrolar: Taksim'deki eski stadyumu kaldırarak yerine modern Dolmabahçe Stadyumu'nu ve bugün kendi ismini taşıyan Spor Sergi Sarayı'nı inşa ettirmiştir. Kültür hayatı için de Açık Hava Tiyatrosu ve Tepebaşı Tiyatrosu başta olmak üzere yeni şehir tiyatrolarını kazandırmıştır.
- Sosyal Konutlar ve Müzeler: Levent semtinde bahçe nizamlı, iki katlı, geniş sokaklı ve sağlam altyapılı konutlar üreterek halka taksitle satılmasını sağlamıştır. Bunun yanı sıra Şişli'de Atatürk Müzesi, Aşiyan'da Tevfik Fikret Müzesi ve Fatih'te Belediye Müzesi gibi kıymetli kültür alanlarını kurmuştur.
- Yeşil Alanlar ve Sahil Yatırımları: Yıldız Parkı ile Emirgan Korusu'nu kamulaştırıp halkın hizmetine sunmuş, içlerindeki tarihi köşkleri restore etmiştir. Florya sahilini turistik bir beldeye dönüştürerek belediye gelirlerini katlamış ve uzak mahallelerin şehir merkezine ulaşımını finanse etmiştir.
Şeffaf Yönetim Anlayışı ve Son Siyasi Yılları
Halkla kurduğu doğrudan bağla da fark yaratan Lütfi Kırdar, yönetimde açık ve dürüst ilkeleri benimsemiştir. Her ay basın mensuplarını belediye binasında konuk ederek gerçekleştirdiği icraatleri anlatmış, hesap defterlerini gazetecilere açmıştır. Yapılan imar projelerinin estetik kalitesini tartışmaya açarak kamuoyunun yapıcı fikir ve önerilerini almaya özen göstermiştir. Bu yüksek demokratik hassasiyet, onun döneminin en takdir edilen özelliklerinden biri olarak tarihe geçmiştir.
1949 senesinde İstanbul'daki görevinden ayrılan devlet adamı, Stockholm Büyükelçiliği makamına atanmıştır. Aynı senenin aralık ayındaki ara seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) Manisa Milletvekili sıfatıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girerek ulusal siyasete katılmıştır. 1954 ve 1957 genel seçimlerinde ise Demokrat Parti (DP) listelerinden İstanbul Milletvekili seçilerek meclisteki varlığını sürdürmüştür. Adnan Menderes'in kurduğu son kabinede Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı olarak Türk sağlık sistemine hizmet etmiştir. 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi sonrasında tutuklanan Kırdar, yargılama sürecinin devam ettiği Yassıada'da 17 Şubat 1961'de geçirdiği ani bir kalp krizi neticesinde 74 yaşında yaşamını yitirmiştir.
