Mehmet Lütfi Kırdar, Osmanlı'nın son döneminden Cumhuriyet'in inşasına uzanan süreçte hem hekim olarak cephelerde can kurtarmış hem de Manisa ve İstanbul valilikleri ile milletvekilliği ve bakanlık görevlerinde bulunarak Türk siyasi hayatına derin izler bırakmıştır. 1889 yılında Kerkük'te dünyaya gelen Kırdar, yurt içinde ve dışında edindiği tıp birikimini ve idari tecrübelerini ülkesinin kalkınması için seferber etmiştir. 1961 yılında Yassıada'da hayata gözlerini yuman bu değerli şahsiyet, geride modernleşen bir metropol ve tarihe yön veren kararlar bırakmıştır.
Kerkük'ten İstanbul'a Tıp ve Cephe Yılları
Abdüssamed Bey ve Ayşe Hanım'ın evladı olarak doğan Kırdar, eğitim hayatına Kerkük'te adım attı. Bağdat'ta lise öğrenimini tamamladıktan sonra 1908 yılında İstanbul'a gelerek Tıp Fakültesi'ne girdi. Balkan Savaşı'nın başlaması üzerine tıp eğitimini yarıda bırakıp gönüllü asker olarak cepheye koştu. Savaşın ardından Darülfünun Tıp Fakültesi'nden 1917 yılında mezun oldu. Darülfünun Tıp Fakültesi'nden mezuniyetinin ardından Necef'te belediye tabibi olarak mesleğe adım atan Kırdar, Birinci Dünya Savaşı başlayınca orduya katılarak vatan hizmetini sürdürmüş ve ardından Erzurum Kongresi günlerinde Kızılay temsilcisi olarak Mustafa Kemal Atatürk'ün yanında yer almıştır. Milli Mücadelenin her safhasına katılan Kırdar, Kızılay ekibindeki üstün hizmetleri dolayısıyla İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.
Şehir Mimarı ve İstanbul Valiliği Dönemi
Savaş sonrası dönemde mesleki uzmanlığa odaklanan Kırdar, 1923'te Viyana ve Münih şehirlerinde göz hastalıkları üzerine ihtisas yaptı. 1924 yılında ülkesine dönerek İzmir Sıhhat Müdürlüğü görevini üstlendi. 1925 yılında Hayrunnisa Hanım ile evlenen Kırdar, 1927'de Erdem ve 1933'te Üner adındaki iki oğlunun babası olmuştur. Eşi Hayrunnisa Hanım ise 1960 yılında hayatını kaybetmiştir. 1933 yılında kendi isteğiyle İzmir Memleket Hastanesi göz kliniğine atandı. İzmir'deki hekimlik yıllarının akabinde siyasete atılan Kırdar, Kütahya milletvekilliği ve CHP Balıkesir İl Başkanlığı görevlerini tamamladıktan sonra Manisa valisi olmuş ve buradaki üstün gayretleri neticesinde Turgutlu meclisi kararıyla fahri hemşeri ilan edilmiştir.
Lütfi Kırdar, kariyerinin en parlak dönemini 1938 yılında atandığı İstanbul Valiliği ve Belediye Başkanlığı ile yaşadı. Tam 12 yıl süren bu çift yönlü idare sırasında megakenti baştan aşağı imar etti. 1940 yılında yıktırılan Taksim Kışlası'nın yerine Taksim Gezisi ve meydanını kazandıran Kırdar, şehri modern bir vizyonla buluşturdu. Valiliği ve belediye başkanlığı yaptığı dönemde İstanbul'a kazandırılan başlıca simge yapılar şu şekilde sıralanabilir:
- Dolmabahçe İnönü Stadyumu
- Açıkhava Tiyatrosu
- Spor ve Sergi Sarayı
- Atatürk Bulvarı
Bu yoğun hizmet dönemi 1949 yılında valilik ve belediye başkanlığı görevlerinden alınmasıyla son buldu.
Bakanlık Yılları ve Yassıada Süreci
İstanbul'daki idari görevinden ayrıldıktan kısa süre sonra CHP'den Manisa milletvekili seçilerek yeniden parlamentoya dahil oldu. 1950 seçimlerini kaybettikten sonra siyasetten uzaklaştı. Demokrat Parti saflarından 1954 yılında İstanbul bağımsız milletvekili seçilerek meclise dönen Lütfi Kırdar, 1957'de de bu başarısını tekrarladı. Menderes hükümetinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı görevini üstlenen Kırdar, 27 Mayıs askeri darbesine kadar bu vazifeyi büyük bir titizlikle yürüttü. Darbenin ardından tutuklanıp yargılanmak üzere Yassıada'ya sevk edilen siyasetçi, buradaki mahkeme süreci devam ettiği esnada 17 Şubat 1961 günü geçirdiği ani kalp krizi sebebiyle hayata gözlerini yumuştur. Vefatının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.
