Sinop'ta 1884 yılında hayata gözlerini açan Kemalettin Sami Gökçen, Türk askeri ve diplomatik tarihinin en önemli şahsiyetleri arasında yer alır. Milli Mücadele'nin seyrini değiştiren stratejik adımlarıyla tanınan bu kahraman komutan, hem cephede hem de uluslararası arenada Türkiye'yi başarıyla temsil etmiştir. Vatanın bağımsızlığı uğruna canını dişine takarak mücadele eden Gökçen, son nefesini 15 Nisan 1934 tarihinde görev yaptığı Berlin'de vermiştir. Peki, imparatorluktan cumhuriyete geçiş döneminin bu çok yönlü devlet adamı ülkesine nasıl hizmet etmişti? Askeri dehasını ve diplomatik zekasını vatanın kurtuluşuna adayan Gökçen, Karakol Cemiyeti bürokrasisinden kolordu komutanlığına uzanan müthiş bir iz bırakmıştır.
Askeri Eğitimden Muharebe Meydanlarına
Gökçen'in vatan hizmetine uzanan ömür yolu, dönemin en prestijli askeri okullarında şekillendi. Başarılı bir öğrencilik hayatından sonra 1905 senesinde Mühendishane-i Berri-i Hümayun'dan mezun oldu. Askerlik mesleğine olan büyük tutkusuyla askeri eğitimini azimle sürdüren genç subay, 1908 senesinde Harp Akademisi'nden Yüzbaşı rütbesiyle başarıyla mezun olarak kıta görevine atanmaya hak kazandı. Bu önemli mezuniyetin hemen ardından 4. Ordu emrine verilerek ilk büyük görevine adım attı. Tarih 1911 yılını gösterdiğinde ise Kuzey Afrika'daki Trablusgarp Savaşı sırasında askeri hareketlilik nedeniyle Yanya'ya intikal etti. Buradaki pratik saha tecrübelerinin ardından, bilgi birikimini genç nesillere aktarmak amacıyla Harp Okulu'nda öğretmenlik görevini üstlendi. Eğitim alanındaki yetkinliği ve disiplini sayesinde askeri çevrelerde kısa sürede büyük takdir topladı. Bu başarıları neticesinde 1915 yılında Şehzade Ömer Faruk Efendi'nin eğitmeni tayin edildi. Onunla beraber Avrupa seyahatine çıkarak uluslararası ilişkileri yerinde gözlemleme imkanı buldu. Yurda döndükten sonra ordunun değişik kademelerinde kurmay başkanlığı gibi kritik sorumluluklar üstlendi. Birinci Dünya Savaşı'nın son derece kritik ve zorlu geçen son döneminde, yani 1918 senesinde ise 9. Ordu Menzil Müfettişliği makamına getirilerek ordunun lojistik ihtiyaçlarının karşılanmasında üstün başarılar sergiledi.
Milli Mücadele Dönemi ve Cephe Başarıları
İstanbul'un İşgali sonrasında, vatansever subaylar için yeni bir dönüm noktası belirdi. Kemalettin Sami Bey, 5 Aralık 1920 günü resmi olarak Anadolu'ya geçerek milli direnişe fiilen katıldı. Aslında bu onun bağımsızlık hareketine sunduğu ilk b¼yük katkı değildi. Daha önce Kara Vasıf Bey liderliğinde faaliyet gösteren Karakol Cemiyeti bünyesinde çok gizli operasyonlar yürütmüştü. İtilaf Devletleri'nin kontrolündeki cephaneliklerden silah ve mühimmat kaçırarak bunların Anadolu'ya ulaştırılmasını sağlamıştı. Bu tehlikeli ve cesur adımlar direnişin lojistik gücünü inanılmaz derecede artırdı. Anadolu topraklarına ayak bastığında ilk olarak Ankara Komutanlığı görevini devraldı. Hemen ardından 1. Tümen Komutanlığı görevine atanan deneyimli asker, muharebelerin en sıcak anlarında en ön safta yer aldı. Albay rütbesiyle 31 Mart 1921 günü başlayan II. İnönü Muharebesi'nde düşmana karşı üstün bir direniş sergiledi. Sakarya Meydan Muharebesi'nin kanlı günlerinden sonra askeri dehasını bir kez daha ortaya koyma fırsatı yakaladı. Büyük Taarruz sırasında 4. Kolordu Komutanı olarak ordunun başında bulundu. Bu devasa harekatta gösterdiği inanılmaz sevk ve idare yeteneği sayesinde 31 Ağustos 1922 tarihinde Mirliva rütbesine yükseldi. Savaş bittiğinde, cephedeki eşsiz kahramanlıkları ve fedakarlıkları sebebiyle kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile onurlandırıldı.
Diplomatlık Yılları ve Spor Yönetimi
Askeri zaferlerin ardından genç Türkiye Cumhuriyeti'nin inşa sürecinde aktif roller üstlendi. Vatanına bu kez millet iradesinin tecelli ettiği Meclis çatısı altında hizmet etmek amacıyla 23 Haziran 1923 tarihinde gerçekleştirilen seçimlerde II. dönem TBMM Sinop Milletvekili seçilerek aktif siyasi hayatına adım attı. Ancak onun uluslararası deneyimi ve diplomatik yetenekleri, onu dış temsilciliklerde görev almaya yöneltti. Hükümet tarafından 16 Ağustos 1924 günü Berlin Büyükelçiliği görevine atanarak ülkesinin Almanya'daki sesi oldu. Bu görevi esnasında, orduya olan hizmetlerinin de bir karşılığı olarak 1926 yılında Ferik rütbesine terfi ettirildi. Hem diplomatik görevlerini hem de ordudaki askeri sorumluluklarını aynı anda büyük bir ciddiyetle yürüten deneyimli komutan, 24 Eylül 1928 tarihinde üniformasını çıkararak askerlik mesleğine veda etti ve emekliye ayrıldı. Diplomasideki aktif günlerinin yanı sıra, genç ülkenin spor alanındaki gelişimine de liderlik etti. Dönemin önemli kurumlarından Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanlığı görevine seçildi. Bu başkanlık görevini 1930 ile 1933 yılları arasında başarıyla sürdürek sporcuların yetişmesine katki sağladı. Kişisel hayatında ise Mısırlı Prens Abbas Halim Paşa'nın kızı Emine Hanım ile evli olan Gökçen, asil bir aile bağı kurmuştu. Maalesef, 15 Nisan 1934 tarihinde görev yeri olan Berlin'de geçirdiği ağır bir ameliyatın ardından hayata gözlerini yumdu. Cenazesi ilk olarak Eyüp 16 Mart Şehitliği'ne defnedildi. Yıllar sonra, 1988 yılında alınan kararla naaşı Ankara'daki Devlet Mezarlığı'na nakledilerek hak ettiği ebedi huzura kavuşturuldu.
Kemalettin Sami Gökçen'in ülke tarihine damga vuran başlıca hizmetleri şunlardır:
- Mühendishane-i Berri-i Hümayun ve Harp Akademisi eğitimlerini üstün başarıyla tamamlaması,
- Karakol Cemiyeti bünyesinde Anadolu'ya çok sayıda silah ve mühimmat sevk etmesi,
- II. İnönü ve Büyük Taarruz muharebelerinde üst düzey askeri komuta görevleri üstlenmesi,
- II. dönem Sinop Milletvekilliği ve ardından Berlin Büyükelçiliği görevlerini yürütmesi,
- Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanlığı ile spor yöneticiliği alanında iz bırakması.
