Türk edebiyatının unutulmaz şairlerinden Kemalettin Kamu, vatan sevgisini lirik mısralarla buluşturan güçlü hece şairidir. 15 Eylül 1901 tarihinde Bayburt'ta doğan yazar, işgal yıllarının acılarını yakından hissederek şiirini şekillendirmiştir. Milli Mücadele döneminde kaleme aldığı milliyetçi eserlerle tanınan sanatçı, ülkesine büyük hizmetler sunmuştur. Hem Anadolu Ajansı bünyesindeki çalışmaları hem de parlamentodaki görevi sayesinde millî kalkınma için canla başla mücadele etmiştir. Hayatını bağımsızlık ülküsüne ve kelimelerin gücüne adayan bu değerli şahsiyet, geride zamansız eserler bırakmıştır.
Erzurum'dan İstanbul'a Uzanan Gençlik Yılları
Erzurum'un saygın ailelerinden Kılcızâdelere mensup olan babası Kılıçoğlu Osman Nuri Efendi ve annesi Hayriye Hanım'ın evladı olan şair Kemalettin, çocukluğunu Doğu Anadolu'nun karlı dağlarında huzurla geçirmiştir. Henüz dokuz yaşındayken başladığı hafızlık eğitiminin ardından rüştiye sınavını dışarıdan kazanarak eğitim hayatına başladı. Erzurum ve Erzincan sınırlarında geçen okul yıllarında, genç yaşta yazı işleri vekilliği gibi sorumluluklar üstlendi. Bu acı kayıp, ailenin kaderini değiştirdi. Annesiyle birlikte göç yollarına düşen Kemalettin, Sivas, Kayseri ve Bursa'nın ardından İstanbul'a ulaştı. Erkek Öğretmen Okulu'nda öğrenim görürken yazdığı şiirler, Süleyman Nazif'in gazetesinde yer bularak geniş kitlelere ulaştı.
Kurtuluş Savaşı ve Şiir Dönemi
İstanbul'un İtilaf devletlerince işgal edilmesiyle yüreğindeki yurt sevgisi adeta bir kor gibi parladı. Şair, bu karanlık günlerde Türk milletinin hüznünü haykıran ünlü Gurbet şiirini kaleme aldı. Henüz lise son sınıf öğrencisiyken, vatan savunmasına katkı sağlamak amacıyla gizlice İstanbul'u terk edip Anadolu'ya, milli mücadelenin kalbi olan Ankara'ya geçerek burada yeni bir hayata başlamıştır. İzmir'in işgali üzerine meşhur şiirini yazdı. Hece ölçüsünü benimseyen duyarlı sanatçı, cephelerde yürütülen o kutlu mücadelenin gür sesi oldu. Milli bilinci her daim canlı tuttu. İstiklal Marşı seçimine de katılan yazar, bağımsızlık ruhunu şiirleriyle ilmek ilmek işledi. Şairin ilk eserlerinde vatan sevgisi ön plandayken, sonraki şiirlerinde aşk ve yalnızlık temaları ağırlık kazanmıştır. Onun yurt sevgisini anlatan bağımsızlık temalı lirik şiirleri, okul kitaplarında yer alarak genç nesillere aktarılmıştır. Cumhuriyet rejimine olan derin bağlılığını dile getirdiği ünlü Çankaya şiiri, dönemin basınında büyük yankı uyandırmıştır.
Ajans Yılları, Paris ve Siyaset Kürsüsü
Cumhuriyet'in kurulmasının ardından Kemalettin Kamu, kalemini bu kez kalkınma mücadelesi için oynattı. Ankara'da Matbuat Genel Müdürlüğü'nde memuriyete başlayan şair, kısa sürede başyazarlık makamına yükseldi. Türk basınına yön veren isimlerdendir. Ajansın İstanbul teşkilatını kurmakla görevlendirilen Kamu, uzun yıllar bu kurumun müdürlüğünü üstlendi. 1933 senesinde, ajansın temsilcisi sıfatıyla gittiği Paris'te Siyasal Bilimler alanında eğitim almaya başladı. Fransa yıllarında sanatçı, ekonomi ve politika dersleri alarak vizyonunu genişletirken, şiirden uzak kaldı. Soyadı Kanunu çıktığında şair, vatanına ve milletine olan sonsuz bağlılığını göstermek adına 'bir ülkede yaşayanların tamamı' anlamına gelen Kamu sözcüğünü kendisine yeni bir soyadı olarak seçmiştir. Edebi başarılarını meclise de taşıyan yazar, uzun yıllar milletvekili olarak görev almıştır.
Kemalettin Kamu, TBMM bünyesinde farklı yasama dönemlerinde ülkesi adına önemli sorumluluklar almıştır. Yazarın parlamentoda gururla temsil ettiği şehirler arasında hem Rize hem Erzurum bulunmaktadır. Milletvekilliği sırasında Anadolu Ajansı ve Türk Dil Kurumu bünyesindeki görevlerini de özveriyle sürdürmüştür.
Yalnız Bir Ömür ve Edebi Miras
Gençlik yıllarında evlilik hazırlığı yaptığı bir hanımla yaşadığı anlaşmazlık sebebiyle hiç evlenmedi. Ömrü boyunca yalnız yaşamayı tercih etti. Hayatını sessiz ve vakur bir yalnızlık içinde geçiren şair, 6 Mart 1948 tarihinde henüz 47 yaşındayken Ankara'da geçirdiği ani kalp krizi neticesinde aramızdan ayrılarak ebediyete göç etmiştir. Şairin vefatı, edebiyat dünyasında derin boşluk yarattı. Bugün adı saygıyla anılmaya devam ediyor.
Sanatçının edebiyat dünyamıza armağan ettiği, nesiller boyu sevilerek okunan birçok kıymetli şiiri bulunmaktadır. Ölümünün hemen ardından yazarın bütün eserleri, 1949 senesinde Rıfat Necdet Evrimer tarafıdan kitap haline getirilerek basılmıştır. Bu yapıtlar günümüzde de değerini korumaktadır.