Fransız mühendislik tarihinin en önemli ancak değeri geç anlaşılan isimlerinden biri olan Joseph Spiess, gökyüzünün fethinde çığır açan tasarımlarıyla tanınmaktadır. 10 Eylül 1838 tarihinde Fransa'nın Alsace bölgesindeki Haut-Rhin iline bağlı Mulhouse kentinde dünyaya gelen bu dahi mucit, Alman rakibi Ferdinand von Zeppelin'den daha önce sağlam gövdeli hava gemisi fikrini ortaya koyarak tarihe geçmiştir. Matbaacılıkla uğraşan bir babanın oğlu olarak hayata gözlerini açan Spiess, hem vatanseverliği hem de teknik zekasıyla dönemine damgasını vurmuştur. 1873 yılında gerçekleştirdiği patent başvurusuyla havacılık dünyasında yeni bir çağın kapısını aralayan Spiess, Fransa ile Prusya arasındaki savaşın getirdiği zorluklara rağmen Fransız kimliğini korumuş ve milli bir gurur kaynağı olmuştur. Onun geliştirdiği devasa gökyüzü aracı, ülkesinde havacılık alanında yaşanan büyük bir dönüşümün en somut simgelerinden birini teşkil etmiştir.
Zeppelin'den Önce Gelen Deha ve Patent Savaşı
Joseph Spiess'in hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri, Fransa-Prusya Savaşı yıllarına dayanmaktadır. 1870 ile 1871 yılları arasında patlak veren bu çetin mücadelede emir subayı olarak aktif görev üstlenen mucit, askeri disiplini ve stratejik düşünmeyi yakından tecrübe etmiştir. Savaşın ardından yenilgiye uğrayan Fransa topraklarının bir kısmı Prusya Şansölyesi Otto von Bismarck tarafından ilhak edilince, Spiess zor bir kararla karşı karşıya kalmıştır. Ancak o, doğduğu toprakların el değiştirmesine rağmen köklerine sadık kalarak Fransız vatandaşlığını korumayı tercih etmiştir. Bu kararlı duruşunun ardından mühendislik çalışmalarına yoğunlaşan Spiess, Alman kontu Ferdinand von Zeppelin'in kendi hava gemisi tasarımının ana hatlarını dünyaya duyurmasından tam bir yıl önce, 1873'te sağlam yapılı bir hava gemisi için resmi patent başvurusunda bulunmuştur. Ne yazık ki bu öncü tasarım, bürokratik engeller ve teknik imkansızlıklar sebebiyle uzun yıllar boyunca sadece kağıt üzerinde kalmıştır. Mucidin hayalini kurduğu bu büyük makinenin gerçeşe dönüşmesi için yaklaşık kırk yıl beklemek gerekecektir.
Zodiac İş Birliği ve Gökyüzüyle Buluşma
Birinci Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde, Avrupa'da askeri ve teknolojik bir rekabet rüzgarı esmeye başlamıştır. Almanya'nın elinde bulunduğu devasa hava gemisi filosunun yarattığı tehdit, Fransız kamuoyunda büyük bir endişe ve aynı zamanda rekabet arzusu doğurmuştur. Halkın ve basının hükümet üzerinde kurduğu yoğun baskılar neticesinde, Fransa'nın da kendi hava gemilerini üretmesi gerektiği fikri ağırlık kazanmıştır. Bu doğrultuda devlet desteğini arkasına alan Joseph Spiess, nihayet projesini hayata geçirme şansına kavuşmuştur. Hava gemisinin inşası, dönemin ünlü havacılık şirketi Société Zodiac tarafından Aérodrome de Saint-Cyr-l'École tesislerinde başlatılmıştır. Mucidin soyadını taşıyacak olan bu hava gemisi, teknik özellikleriyle de dikkat çekici bir yapıya sahipti. Resmi olarak Zodiac XII adı verilen bu araca, gövdenin yan tarafına büyük harflerle yazılan SPIESS ismiyle hak ettiği değer verilmiştir.
Zodiac XII adıyla tarihe geçen bu aracın ilk tasarımındaki teknik özellikleri şu şekilde sıralanmaktaydı:
- 113 metre gövde uzunluğu,
- 13,5 metre çap genişliği,
- İki pervaneyi hareket ettiren 200 beygir gücünde tek motor,
- İçi boş ahşap direklerden ve gergin tellerden oluşan iskelet yapısı.
Paris Semalarında Heyecan ve Hayal Kırıklığı
Tarihler 13 Nisan 1913'ü gösterdiğinde, Spiess'in ahşap iskeletli devasa gemisi ilk deneme uçuşu için gökyüzüyle buluşmuştur. Ancak yapılan bu ilk seferde, mevcut motor gücünün yetersiz olduğu ve aracın havada kalabilmesi için daha fazla kaldırma kuvvetine ihtiyaç duyduğu tespit edilmiştir. Mühendislik zekasını bir kez daha konuşturan Spiess, aracın gövdesini revize ederek 140 metreye uzatmış ve gövdeye üç yeni gaz hücresi daha eklemiştir. Aynı zamanda sisteme ikinci bir motor dahil edilerek hava gemisinin gücü iki katına çıkarılmıştır. Yenilenen bu ikinci hava gemisi, 12 Aralık 1913 tarihinde ilk başarılı seferine imza atmıştır. Bu devasa makine Paris semalarında ilk kez süzüldüğünde, şehir sakinleri büyük bir şaşkınlık ve korku yaşamıştır. Paris halkı, karşılarında gördükleri bu dev cismi başlangıçta bir Alman Zeppelin'i zannetmiştir. Fakat çok geçmeden gökyüzündeki bu gurur verici makinenin öz be öz bir Fransız tasarımı olduğu anlaşıldığında, şehirde büyük bir coşku dalgası yayılmıştır. Joseph Spiess bir anda tüm ülkenin konuştuğu ulusal bir kahraman haline gelmiştir. Bu olağanüstü başarısının bir takdiri olarak mucit, Haziran 1913'te Fransa'nın en prestijli nişanlarından biri olan Légion d'Honneur Şövalyesi unvanına aday gösterilmiştir.
Büyük umutlarla üretilen ve halkı gururlandıran bu hava gemisi, mucidi tarafından resmi olarak Fransız hükümetine teslim edilmiştir. Ancak askeri yetkililer, sert gövdeli bu devasa yapının savaş şartlarında pratik olmayacağını savunmuştur. Fransız ordusunun genel görüşü, daha küçük ve sert olmayan (esnek) hava gemilerinin askeri operasyonlarda çok daha yüksek etkinlik göstereceği yönündeydi. Bu stratejik karar neticesinde ordu tarafından kabul edilmeyen Spiess'in hava gemisi, 1914 yılında parçalanarak tarihin tozlu sayfalarına karşımıştır. Yaşadığı bu büyük hayal kırıklığına rağmen havacılık tarihine adını altın harflerle yazdıran değerli mühendis Joseph Spiess, 31 Mart 1917 tarihinde Fransa'nın başkenti Paris'te, 79 yaşında hayata gözlerini yummuştur. Onun geride bıraktığı yenilikçi vizyon, gökyüzünün fethi mücadelesinde her zaman saygıyla anılacaktır.
