19. yüzyılın ortalarında Paris kültür hayatına canlı ritimleri ve alaycı melodileriyle yön veren Jacques Offenbach, Alman asıllı Fransız besteci, tiyatro yöneticisi ve viyolonsel virtüözüdür. Asıl adı Jacob Levy Eberst olan sanatçı, 20 Haziran 1819 tarihinde Köln'de bir sinagog kantorunun oğlu olarak dünyaya gözlerini açtı. Müzik eğitimi almak amacıyla genç yaşta gittiği Paris'te konservatuvar sıralarından opera orkestralarına uzanan bir yolculuğa çıktı. Bu Fransız başkentinde kendi kurduğu tiyatrolar, yönettiği orkestralar ve bestelediği 100 civarındaki eserle operet türünün kurucusu haline geldi. Canlı melodileri, alaycı sahne yapıtları ve dillere destan Can-Can dansıyla İkinci İmparatorluk döneminin müzikli bir tarihçisi haline gelen usta sanatçı, 5 Ekim 1880 tarihinde Paris'te 61 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Köln'den Paris'e: İlk Yıllar ve Orkestra Deneyimi
Köln'de doğan küçük Jacob, babasının müzikal geçmişi sayesinde erken yaşta nota ile tanıştı. Eğitimini ilerletmek isteyen genç müzisyen, 1833 yılında Paris Konservatuvarı'na kabul edilerek Fransa macerasına başladı. Buradaki eğitimi yaklaşık bir yıl sürdü. On beş yaşına bastığında, Opera-Comique Orkestrası bünyesinde viyolonsel sanatçısı asıl adıyla profesyonel kariyerine adım attı. Bu süreçte genç çellist, salonlar için özel eserler yazmaya ve çeşitli dinletiler vermeye yöneldi. Paris sanat çevresi onun bu yeteneğini kısa sürede fark etti. Müzisyen, çalgısındaki üstün tekniğiyle dinleyicileri büyülemeyi başardı.
Fransız Operetinin Altın Çağı ve Sahne Başarıları
Offenbach, 1850 ile 1855 yılları arasında prestijli Comedie Française bünyesinde orkestra şefliği görevini üstlendi. Tiyatro idaresine olan ilgisi onu 1855 yılında kendi sahnesini açmaya teşvik etti. Dünya Sergisi ile eş zamanlı olarak Bouffes-Parisiennes isimli operet tiyatrosunu kurdu. Bu kurumu 1862 yılına kadar büyük bir başarıyla idare etti. Kendi kaleme aldığı sahne yapıtlarını Paris'in en seçkin salonlarında sergileyerek adını duyurdu. Sanatçı sadece Fransa sınırları içinde kalmayıp aynı zamanda Viyana, Londra ve Baden-Baden gibi dönemin en önemli Avrupa kültür merkezlerinde de büyük ilgi gören gösteriler organize ederek uluslararası bir şöhrete kavuştu. Toplumsal yergiyi alaycı sahne karakterleriyle birleştirdiği buffa tarzındaki yüze yakın opereti, izleyicilerden muazzam bir ilgi gördü. Dönemin elitlerine, finansörlerine ve askeri figürlerine yönelik eğlenceli eleştirileri, eserlerinin ana omurgasını oluşturdu. Canlı şarkıları ve ünlü Can-Can Dansı, kısa sürede dönemin hareketli Paris yaşantısının en belirgin simgelerine dönüştü.
Amerika Turnesi, Son Yıllar ve Hoffmann'ın Masalları
Deneyimli besteci, 1873 ile 1875 yılları arasında La Gaite Tiyatrosu'nun yönetimini yürüttü. Ardından 1875 senesinde, kariyerinin sınırlarını okyanus ötesine taşıyarak büyük bir Amerika Birleşik Devletleri turnesine çıktı. Amerika turnesi sırasında edindiği izlenimleri ve yaşadığı anıları daha sonra Notes d'un Musicien en Voyage adını verdiği gezi notları kitabında toplayarak hem müzik hem de edebiyat severlerle paylaştı.
Offenbach'ın kalbinde yatan asıl büyük arzu, her zaman ciddiye alınacak bir opera bestecisi olabilmekti. Ne yazık ki, hayattayken sahnelediği ciddi opera denemeleriyle arzuladığı o büyük başarıyı yakalayamadı. Yine de bu hedefinden asla vazgeçmedi. Hayatının son döneminde, üzerinde büyük bir titizlikle çalıştığı ve en olgun eseri olarak gördüğü Les Contes d'Hoffmann (Hoffmann'ın Masalları) operasını tamamlamak için yoğun bir çaba sarf etti.
Ancak kader onun bu başyapıtın sahnelerdeki zaferine tanıklık etmesine izin vermedi. Jacques Offenbach, 5 Ekim 1880'de Paris'te vefat ettiğinde, bu önemli yapıt henüz tamamlanmamıştı. Bestecinin ölümünden sonra eksik kalan bölümler E. Giraud tarafından tamamlandı. Eser, 1881 yılındaki prömiyerinde izleyicilerden tam not alarak müzik tarihinin en önemli operaları arasına girdi. Bu sayede sanatçı, yaşarken elde edemediği opera bestecisi unvanını ölümünden sonra altın harflerle kazandı.
Ustanın En Önemli Eserleri:
- Orphee aux Enfers (Orpheus Cehennemde) - 1858
- La Belle Helene (Güzel Helena) - 1864
- Barbe-Bleue (Mavi Sakal) - 1866
- La Vie Parisienne (Paris Yaşamı) - 1866
- La Grande-Duchesse de Gerolstein (Gerolstein Grandüşesi) - 1867
- Les Contes d'Hoffmann (Hoffmann'ın Masalları) - 1881
.jpg?width=640)