Tarihin en karanlık figürlerinden olan Fransız komutan Gilles de Rais, 1405'te Champtocé-sur-Loire'da soylu bir ailede doğdu. Mavi Sakal efsanesine ilham veren baron, Fransa ordusunda mareşalliğe yükselmiş bir askerdi. Jeanne D'arc ile omuz omuza savaşan Rais, onun yakılarak idamıyla karanlık yollara saptı. Yüzlerce çocuğu katlettiği iddiasıyla suçlanan soylu komutan, 26 Ekim 1440'ta Nantes'ta idam edildi. Onun hayatı, bir kahramanın korkunç caniye dönüşümünü gözler önüne seriyor.
Soyluluktan Savaş Meydanlarına
Resmi adıyla Gilles de Montmorency-Laval, Marie de Craon ile Guy II de Laval-Rais çiftinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Dokuz yaşındayken babasının ölümü üzerine dedesi Jean de Craon'un yanında büyümeye başladı. Tamamen kadınlardan uzak, sadece erkeklerin bulunduğu izole bir ortamda yetişti. Bu durum, genç yaşta cinsel duygularını bastırmasına yol açtı. Rais, kuzeni Roger de Briguevilla ile eşcinsel ilişkiler yaşayarak bu duygularını bastırmaya çalıştı.
Gilles, dedesinin arzusuyla 16 yaşında evlendi. Eşi, İngiltere'nin en zenginlerinden olan kuzeni Catherine de Thouars idi. 1421'deki bu evliliğin ardından, 1429'da tek çocuğu Marie doğdu. Büyükbabasının isteğiyle 1426'da İngiltere ile Fransa arasındaki savaşa katılmak üzere orduya girdi. Teğmen rütbesiyle göreve başlayan genç asker, kısa sürede yetenekli bir savaşçı olduğunu herkese kanıtladı.
Cephede gösterdiği olağanüstü başarılar sayesinde kısa sürede efsanevi kadın kahraman Jeanne D'arc'ın yanına yükselmeyi başardı. İkili, omuz omuza çarpışarak Fransa'nın bağımsızlığı uğrunda çetin askeri mücadeleler verdi. Gilles de Rais, sergilediği cesaret sayesinde henüz 25 yaşındayken Kral VII. Charles tarafından kutsanarak mareşal rütbesine layık görüldü. Bu prestijli unvan, onun parlak askeri kariyerinin en tepe noktasını simgeliyordu. Elde ettiği başarılar, onun tarih sahnesinde teğmenlikten mareşalliğe uzanan askeri liderliği ve Jeanne D'arc ile yürüttüğü omuz omuza ortak mücadelesiyle öne çıkmasını sağladı:
- Fransa ordusundaki teğmenlikten başlayarak mareşalliğe ulaşan askeri liderliği,
- Efsanevi Jeanne D'arc ile omuz omuza çarpışan cesur bir müttefik olması,
- Ordudan ayrılmasının ardından şatosuna çekilerek büyü ve ezoterizme yönelen gizemli dünyası.
Ancak savaşın yarattığı acımasız yıkım ve ölümler, genç mareşalin psikolojisi üzerinde son derece yıkıcı etkiler bıraktı. Jeanne D'arc'ın yakılarak vahşice idam edilmesi ise onun askeri hayatındaki bardaşı taşıran son damlaydı. Bu sarsıcı olayın ardından ordudan ayrılan Rais, 1435 yılında resmi görevlerine son vererek malikanesinde inzivaya çekildi.
Karanlık Şatolar ve Simya Arayışları
1432 yılında büyükbabasının vefat etmesiyle birlikte, onun hayal bile edilemeyecek kadar geniş bir toprak ve mal varlığına kavuştuğu bilinmektedir. Elde ettiği bu kontrolsüz zenginliği zevk, sefa ve sapkün cinsel ilişkilerin yaşandığı şatafatlı alemlerde hızla tüketti. Aşırı harcamaları sonucunda kısa sürede ciddi bir mali darboğaza sürüklenen eski komutan, sahip olduğu şatoyu ipotek ettirmek ve topraklarının önemli bir kısmını elden çıkarmak zorunda kaldı. Yaşadığı bu büyük ekonomik yenilgiyi ve güç kaybını bir türlü sindiremeyen Gilles de Rais, kendini tamamen kütüphanesine kilitleyerek büyü ve ezoterizm üzerine yazılmış kitapları incelemeye adamıştır.
Karanlık araştırmaları, onun zihninde tehlikeli kapılar araladı. Gilles de Rais, 1431 ile 1440 yılları arasında sayıları 80 ile 200 arasında değişen çocuğu kaçırıp katletti. Ailelerin şüpheleri üzerine yapılan şikayetler, onun soyluluğu ve gücü yüzünden hiçbir sonuç vermedi. İşlediği toplu cinayetler, zamanla onda büyük bir yakalanma endişesi doğurdu. İşlediği cinayetlerin açığa çıkmasından büyük bir korku duyan cani mareşal, 1438'de Jean Chantoce'dan satın aldığı kaleye giderek oradaki tüm delilleri ortadan kaldırmak için aceleyle çalıştı.
Zindanlarda dayanılmaz bir koku vardı. Uşaklar, bu zindanlardaki dayanılmaz kokudan korunmak için yüzlerine özel maskeler takmaya başladılar. Rais, zindanlardaki 140'tan fazla cesedi sandıklara yükleterek ilk şatosuna taşıdı. Orada hepsini yakarak delilleri tamamen yok etti.
Adaletin Tecellisi ve İnfaz
Bu acımasız baronu nihai felakete sürükleyen asıl hata, kiliseyi doğrudan karşısına alması oldu. 1440'ta kendi mülkünü satın almak isteyen Papaz Jean Le Ferron'u yakalatıp zindana attı. Bir din adamını hapsetmek, kilise çevrelerince kutsal değerlere büyük saygısızlık sayıldı. Onu yakalamak için şatoya gelen okçular, ocakta çok sayıda insan kemiği buldular. Ayrıca cani mareşalin yatağında gizlenen kanlı çocuk elbiseleri tüm vahşeti kanıtlıyordu.
Tam kırk yedi farklı suçtan tutuklanarak zindana atılan Gilles de Rais, yıllar süren sessizliğin ardından nihayet adaletin önünde hesap vermek üzere mahkeme karşısına çıkarıldı. 26 Ekim 1440'ta Nantes kentinde, henüz 35 yaşındayken iki yardımcısıyla birlikte boğazlanarak idam edildi. İnfazın hemen ardından ibret olsun diye cansız bedenleri ateşe verildi. Saç ve sakallarının rengi nedeniyle Mavi Sakal lakabını alan katil, tarihin en gizemli canilerinden biridir. Ünlü yazar Charles Perrault'nun 1697 yılında kaleme aldığı Barbebleu masalı da bu dehşet verici öyküden esinlenmiştir.
%20-%20MV%20962.jpg?width=640)