İnsanlık tarihinin en büyük adımı olan uzay keşiflerinde, bir Türk mühendisin silinmez izleri bulunuyor. Bursa'nın Mudanya ilçesine bağlı Zeytinbağı beldesinde 17 Ekim 1930 tarihinde dünyaya gelen İsmail Akbay, Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi bünyesinde çalışmayı başaran ilk Türk mühendis unvanıyla adını altın harflerle tarihe kazımıştır. İlk öğreniminin ardından Haydarpaşa Lisesi'nden mezun oldu. Yükseköğrenim görmek amacıyla Amerika Birleşik Devletleri'ne giden Akbay, 1956 senesinde Tennessee Üniversitesi fizik mühendisliği bölümünü başarıyla tamamladı. Eğitimini bitirdikten sonra üstün yetenekleriyle dikkat çekerek NASA bünyesinde çalışmaya başlayan ilk Türk mühendis unvanını elde etti.
Apollo Saturn Roketlerinden Apollo-Soyuz Projesine
Efsanevi roket bilimci Dr. Wernher von Braun, genç mühendisin yüksek potansiyelini görerek onu Marshall Uzay Merkezi kadrosuna dahil etti. Akbay, insanoğlunu Ay yüzeyine ulaştıran tarihi Apollo Saturn V-S1C roketinin F1 motor entegrasyonu çalışmalarında aktif görevler aldı. Bu roket motorlarının bir araya getirilmesi ve sorunsuz çalışması, Ay misyonunun başarısı için en kritik aşamayı oluşturmaktaydı. Tarihler 1969 yılını gösterip de insanoğlu Ay yüzeyine ilk kez ayak bastığında, dönemin Türkiye'de yayımlanan ulusal gazeteleri İsmail Akbay'dan gururla bahsederek onu "İnsanoğlunun Ay'a Ayak Basmasında Katkısı Olan Türk" başlığıyla tüm ülkeye tanıtmıştır. Mühendisimiz buradaki üstün performansının neticesinde, aynı zamanda Apollo-Soyuz Test Projesi kapsamındaki Saturn 1B/H-1 motor entegrasyon çalışmalarına da başarıyla liderlik etti. Bu benzersiz proje, iki süper gücün gökyüzündeki ilk ortaklığı olması yönüyle dünya tarihi açısından büyük önem taşıyordu. Tarihi mühendislik başarılarının ardından, 1963-1975 yılları arasında kurum bünyesinde çok kritik yönetim kademelerinde görevler üstlendi.
Uzay Teknolojilerinin Ticarileşmesi ve Türkiye'ye Kazandırılan Vizyon
Kurumdaki 31 yıllık görkemli çalışma hayatı boyunca Amerikan uzay araştırmalarının öncü isimlerinden biri haline gelmeyi başardı. NASA sonrasındaki profesyonel döneminde ise elde ettiği birikimi Amerikan uzay sanayisine aktarma gayretinde bulundu. Bu doğrultuda, devlet bütçesi kullanılarak hayata geçirilen gelişmiş uzay teknolojilerinin Amerikan özel sektörüne transfer edilmesi ve ticarileştirilerek sivil alanda kullanılması süreçlerinde çok kritik roller üstlenmiştir. Vatanıyla olan bağını hiçbir zaman koparmayan tecrübeli bilim insanı, Uzay Kampı Türkiye projesinin de fikir babalığını yaptı. 1996 yılındaki bir toplantı sırasında iş insanı Kaya Tuncer ile bir araya geldi. Bu özel buluşmada Ege Serbest Bölgesi sınırları içerisinde bir uzay kampı kurma fikrini ilk kez ortaya attı. Tesisin 2000 yılının Haziran ayındaki görkemli açılışına şahsen katılım gösterdi. Kampın gelişimini her zaman yakından takip etti. Vefatına dek kampa büyük destek verdi. 2003 yılının Temmuz ayındaki ölümüne kadar bu önemli eğitim yuvasının en sadık destekçisi oldu.
İsmail Akbay'ın Önemli çalışmaları ve Başarıları
NASA'da geçirdiği uzun yıllar boyunca Amerikan uzay tarihinin mihenk taşlarında imzası bulunan Akbay'ın öne çıkan katkıları şu şekildedir:
- Apollo Saturn V-S1C roketinin F1 motor entegrasyonu çalışmalarında üstlendiği kilit roller,
- İki büyük ülkenin uzaydaki ilk ortak adımı olan Apollo-Soyuz Test Projesi bünyesindeki Saturn 1B/H-1 motor entegrasyonuna öncülük etmesi,
- 1963 ile 1975 yılları arasında NASA bünyesinde üstlendiği üst düzey yöneticilik görevleri,
- Uzay teknolojilerinin Amerikan özel sektörüne aktarılması ve federal bütçeli teknolojilerin ticarileştirilmesi alanındaki faaliyetleri,
- Genç nesillere uzay sevgisini aşılayan Uzay Kampı Türkiye'nin kuruluşu için ortaya koyduğu fikir babalığı vizyonu.
Bir Kahramanın Hüzünl\u00fc Vedası
Büyük başarılarla dolu yaşamı, 2003 yılında ABD'nin Huntsville kentindeki evinde meydana gelen trajik bir yangınla son buldu. İsmail Akbay, alevlerin arasındaki eşini güvenle dışarı çıkardı. Fakat içeride mahsur kalan köpeğini kurtarmak amacıyla canı pahasına tekrar içeri girdi. Yangın esnasında yoğun dumandan boğularak yaşama veda etti. Bu hüzünlü ve asil veda, onun ne kadar sevgi dolu bir insan olduğunu tüm dünyaya bir kez daha gösterdi.