Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde valilik ve nazırlık gibi kritik görevlerde bulunmuş olan Hüseyin Nâzım Paşa, 1854 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Gürcü asıllı olan bu önemli devlet adamı, idari başarılarının yanı sıra kalemiyle de dönemin fikir dünyasına yön vermiştir. Kendisi, üstlendiği bürokratik görevlerinin yanında şair, yazar ve çevirmen kimliğiyle de tanınmaktadır.
Eğitim Hayatı ve İlk Gençlik Yılları
Babası Tahsin Efendi, Batumlu Gürcü hanedanına mensuptur. Tahsin Efendi, Osmanlı Harbiye Nezâreti bünyesindeki nüfus kalemi kâtipleri arasında yer almaktaydı. İlk eğitimine Beyazıt Rüştiyesi'nde başlayan Hüseyin Nâzım Paşa, eğitimine devam ederken Beyazıt Camii bünyesinde verilen dersleri de yakından takip etmiştir. Genç yaşlarda babasının sürgünü sebebiyle Kıbrıs adasında bir süre ikamet etmek durumunda kalmıştır. Orada kaldığı süre boyunca kendisini geliştirerek iyi derecede Farsça öğrenmeyi de başarmıştır. İstanbul'a geri döndükten sonra ise Mahrec-i aklâm okuluna kaydoldu. Bu okulda Fransızca, cebir, geometri, felsefe, tarih ve coğrafya gibi geniş bir yelpazede eğitim gördü. 1872 yılında henüz on dokuz yaşındayken Tahrîrât-ı Ecnebiye Odası'na girerek memuriyet hayatına adım attı. Tahrîrât-ı Ecnebiye Odası'na girdikten bir yıl sonra hukuk eğitimi için Paris'e gitmiş, ancak Avrupa'daki Osmanlı talebelerinin geri çağrılmasıyla İstanbul'a dönerek Nafia Nezareti Tercüme Odası'nda çalışmaya başlamıştır.
Bürokrasideki Yükselişi ve Valilikleri
İstanbul'a dönüşünün hemen ardından Nafia Nezareti bünyesindeki Tercüme Odası'na memur olarak tayin edilmiştir. Gazetecilik faaliyetlerinde aktif olarak yer alabilmek amacıyla bu memuriyet görevinden istifa etmiştir. İstifasının ardından, 1877 senesinde Galata Rüştiyesi bünyesinde Türkçe öğretmenliği görevine tayin edildi. Buradaki öğretmenlik deneyiminin ardından ise Hilâl-i Ahmer Cemiyeti ile Komisyon-u Mahsûs bünyesinde kâtiplik görevlerini yürütmüştür. 1889 senesinin son aylarında Beyoğlu Mutasarrıflığı görevine tayin edilerek idari kariyerinde önemli bir basamak tırmandı. 1890 senesinde Zaptiye Nazırlığı makamına getirilen ve bu görevdeki çalışmaları neticesinde 1894 yılında vezir rütbesine layık görülen devlet adamı, sağlık problemleri gerekçe gösterilerek 1896'da vazifesinden alınmıştır.
Görevden ayrılışından dört ay sonra Beyrut ile Suriye valiliklerine tayin edilerek yeniden faal yönetime katıldı. 1906 yılına gelindiğinde ise Cezâyir-i Bahr-ı Sefîd Valiliği vekilliğiyle görevlendirildi. Deneyimli devlet adamı, bu vekâlet görevinin ardından sırasıyla Aydın ve Edirne valiliklerine getirilmiştir. Hizmetleri dolayısıyla kendisine pek çok nişan verildi.
- Murassa Osmânî Nişanı
- Mecîdî Nişanı
- Gümüş ve altın imtiyaz madalyaları
- Altın liyakat madalyası
- Hicaz demiryolları madalyası
Kaleminden Dökülenler ve Gazetecilik Yılları
Hüseyin Nâzım Paşa, yoğun geçen idari sorumluluklarına rağmen yazın dünyasıyla olan bağını hiçbir dönem koparmamıştır. İttihat, Tercüman-ı Hakikat ve Takvîm-i Vekâyi gazetelerinde uzun yıllar boyunca edebi makaleler kaleme almıştır. Çeviri faaliyetlerinde de bulunan paşa, tercümanlık kimliğiyle de dönemin entelektüel çevrelerinde tanınmıştır. Yayıncılık dünyasındaki aktif faaliyetlerini, Hülasa-i Efkâr adını verdiği kendi gazetesini kurarak taçlandırmıştır. Edebi üretimini tarih araştırmaları ve tiyatro oyunlarıyla zenginleştiren yazar, geride kıymetli eserler bıraktı. Tarih alanında Engizisyon Esrarı ve Endülüs eserlerini yazdı. Oyun yazarı olarak da tiyatro sahnesine eserler kazandırdı.
- Aleksaviç
- Sohum
- Hicret
Ömrünün son dönemini doğup büyüdüğü şehir olan İstanbul'da geçiren tecrübeli devlet adamı Hüseyin Nâzım Paşa, 1927 yılında bu şehirde vefat etmiş ve naaşı Karacaahmet Mezarlığı'na nakledilerek toprağa verilmiştir.
