İstanbul'da 1879 yılında dünyaya gelen Hüseyin Nurettin Özsu, askeri kariyerinde elde ettiği başarılarla adından söz ettirmiş seçkin bir komutandır. Vatan savunması için Anadolu topraklarına geçen Özsu, Kurtuluş Savaşı'nın en çetin muharebelerinde ön saflarda çarpışmıştır.
Askerlik mesleğine olan büyük tutkusu ve vatan sevgisiyle genç yaşta şanlı ordunun saflarına katılan Özsu, askeri eğitimini tamamlamak üzere dönemin en saygın askeri eğitim kurumuna kaydoldu. Tarihler 24 Ocak 1898'i gösterdiğinde ise Harp Okulu'ndan mezun olarak diplomasını gururla aldı. Bu şerefli okuldan mezuniyetiyle birlikte Teğmen rütbesini kuşanarak Türk ordusunun genç ve dinamik subayları arasında yerini aldı. Meslek hayatının bu ilk adımından itibaren, sergileyeceği büyük liderliğin işaretlerini vermeye başladı.
Anadolu'ya Geçiş ve Kurtuluş Mücadelesi
Ülkenin dört bir yanının işgal altında olduğu karanlık günlerde Hüseyin Nurettin Özsu, milli uyanışın sesine kulak verdi. Bu doğrultuda 14 Ocak 1921 tarihinde milli mücadelenin ana karargahı olan Anadolu'ya geçti. İstanbul'daki rahatını bırakarak vatan topraklarını müdafaa etmek amacıyla yola çıkan tecrübeli subay, bağımsızlık aşkıyla yanan halkın ordusuna katıldı.
Anadolu toprağına ayak basar basmaz cepheden cepheye koşan komutan, Kurtuluş Savaşı'nın en kritik cephesinde aktif vazife aldı. Özellikle Batı Cephesi'nde gerçekleşen tüm muharebelerde en ön safta yer alarak üstün askeri dehasını ve taktik yeteneğini sergiledi. Askerlerinin başında duruşuyla örnek bir komutan portresi çizdi. Düşman kuvvetlerine karşı yürütülen bu amansız savunmanın her aşamasında vatanın kurtuluşu için canla başla çalıştı.
Milli Mücadele'nin nihai zaferini tüm dünyaya müjdeleyen ve işgalci düşman ordularını kesin bir yenilgiye uğratan en büyük çarpışma olan Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nde de kahramanca çarpıştı. Bu şanlı meydan savaşında gösterdiği olağanüstün başarılar ve liderlik yeteneği ona hak ettiği rütbeyi getirecekti. Tarihi zaferin hemen ertesi günü olan 31 Ağustos 1922 tarihinde rütbesi yükseltildi.
Bu özel günde generallik makamı olan Mirliva rütbesine terfi ettirilen Hüseyin Nurettin Özsu, artık Türk milletinin gözbebeği olan şerefli bir Paşa'ydı. Kendisi artık bir paşaydı. Bu rütbe vatana adanmış ömrünün kutsal ödülüydü.
Üstün Hizmet Nişanları ve Emeklilik Dönemi
Hüseyin Nurettin Paşa, askeri yaşamı süresince yalnızca yurt içinde değil, uluslararası arenada da takdir gören bir asker oldu. Katıldığı muharebelerde sergilediği cesaret, sadakat ve stratejik başarılar ona pek çok değerli madalya kazandırdı. Bu nişanlar, komutanın cephelerde akıttığı terin ve gösterdiği kahramanlığın en değerli kanıtı niteliğindeydi.
Kahraman paşanın göğsünü süsleyen tarihi nişanlar şunlardır:
- Muharebe Gümüş Liyakat Madalyası
- Muharebe Gümüş İmtiyaz Madalyası
- Muharebe Altın Liyakat Madalyası
- 3. Dereceden Avusturya-Macaristan Askeri Liyakat Madalyası
- Alman İmparatorluğu Demir Haç nişanı
- Kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası
Milli Mücadele sonrasında da ülkesine ve ordusuna sadakatle hizmet etmeye devam eden değerli komutan, yaş haddini doldurarak emekli oldu. Tarihler 22 Ocak 1932'yi gösterdiğinde, yıllarını verdiği ve gururla taşıdığı askeri üniformasına veda ederek emekli hayatına adım attı. Bu emeklilik, Türk askeri tarihinde unutulmaz izler bırakmış bir kahramanın fiili görev süresinin son bulması anlamına geliyordu.
Son Yılları ve Ebedi İstirahatgahı
Emekliye ayrılmasının ardından çocukluğunun geçtiği ve çok sevdiği şehir olan İstanbul'a yerleşerek burada huzurlu bir yaşam sürdü. Yorgun bedeni daha fazla dayanamadı. Hüseyin Nurettin Paşa, 9 Haziran 1937 tarihinde hayata gözlerini yumarak doğduğu kent olan İstanbul'da vefat etti. Onun kaybı derin bir üzüntüyle karşılandı.
Vefatının ardından naşı öncelikle İstanbul'da toprağa verilmişti. Ancak, vatanına yaptığı üstün hizmetlerin anısına ve ona gösterilen saygının bir ifadesi olarak naaşı, yıllar sonra 1988 senesinde başkent Ankara'da yer alan şerefli Devlet Mezarlığı'na nakledildi. Hüseyin Nurettin Özsu, bugün vatanın bağımsızlık için ter dökmüş ve kan vermiş diğer kahraman silah arkadaşlarıyla birlikte Ankara'da ebedi huzur içinde uyumaktadır.
