Türk basın tarihinin ve yakın siyasi geçmişin önemli isimlerinden biri olan gazeteci ve hukukçu Hikmet Bil, 1918 yılında İzmit'te dünyaya gözlerini açtı. Yaşamı boyunca kalemiyle ve hukuki kimliğiyle adından söz ettiren Bil, özellikle 1955 yılındaki 6-7 Eylül Olayları ile bağlantılı süreçlerde ve kurucusu olduğu Kıbrıs Türktür Derneği genel başkanlığı göreviyle hafızalarda yer edindi. Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi gibi seçkin eğitim kurumlarından mezun olduktan sonra uzun yıllar Hürriyet gazetesinde hem muhabirlik hem de hukuk müşavirliği yapan usta kalem, 8 Nisan 2003 tarihinde İstanbul'da hayata veda etti. Onun hikayesi, genç yaşta adım attığı habercilik dünyasından diplomatik görevlere ve fırtınalı cezaevi günlerine uzanan zengin bir serüvendir.
Eğitim Hayatı ve Gazetecilik Yılları
Gençlik yıllarında eğitim hayatına büyük önem veren Hikmet Bil, Türkiye'nin en köklü eğitim kurumlarından biri olan Galatasaray Lisesi'ni başarıyla tamamladı. Lisenin ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde yükseköğrenim görerek buradan başarıyla mezun oldu. Hukuk diplomasını aldıktan sonra hemen gazeteciliğe yöneldi. Dönemin en büyük yayın organlarından biri olan Hürriyet gazetesinin kadrosuna katılan Bil, burada çift yönlü bir kariyer inşa etti. Gazetede muhabir olarak görev yaparken, aynı zamanda kurumun hukuk müşavirliğini de üstlendi. Basın dünyasındaki aktif çalışmalarıyla öne çıkan deneyimli gazeteci, Gazeteciler Cemiyeti bünyesinde de oldukça saygın bir konuma sahipti ve cemiyetin 17 numaralı kurucu üyelerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Kıbrıs Davası ve Cezaevi Süreci
Cumhuriyet tarihinin en hassas dönemlerinden birinde aktif rol üstlenen Hikmet Bil, Kıbrıs meselesinin Türkiye gündemine taşınmasında öncülük etti. Bu doğrultuda kurulan Kıbrıs Türktür Derneği'nin kurucu genel başkanı olarak sorumluluk üstlendi ve teşkilatın liderliğini yürüttü. Ancak eylül ayındaki toplumsal olaylar gidişatı değiştirdi. Tarihe 6-7 Eylül Olayları olarak geçen ve büyük tahribata yol açan bu hadiselerin sorumlusu olmakla itham edilen Kıbrıs Türktür Derneği, 7 Eylül 1955 tarihinde kapatıldı. Hikmet Bil ise hemen tutuklandı. Cezaevinde tam beş buçuk ay kaldı. Uzun süren davanın beraatle sonuçlanması üzerine özgürlüğüne yeniden kavuştu.
Diplomatik Görevden Yazarlığa Uzanan Yol
Yaşadığı zorlu cezaevi günlerinin ardından aklanan Hikmet Bil, 1957 yılında devlet tarafından kritik bir göreve getirildi. Dönemin hükümeti tarafından Lübnan'ın başkenti Beyrut'a gönderilen Bil, burada Beyrut Basın Ataşeliği bünyesinde diplomatik alanda ülkesini temsil etti. 1961 yılında Hürriyet gazetesine geri döndü. İlerleyen yıllarda da mesleğinden kopmayan usta yazar, 2000'li yıllarda Hürriyet gazetesinin Avrupa baskıları için köşe yazıları kaleme alarak gurbetçilerin sesi oldu. Gazeteciliğinin yanı sıra edebi kişiliğiyle de tanınan Bil, ayrıca araştırmacı yönüyle de öne çıktı. Bu kitaplar geniş okur kitlelerine ulaştı. "Kur'andan hikâyeler", "Kader Otobüsü", "Kıbrıs Olaylarının İçyüzü" ve "Atatürk Sofrası" isimli kitapları yazarak arkasında zengin bir edebi miras bıraktı. Mesleğe katkıları nedeniyle 1989 yılında saygın Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü'ne layık görülen usta isim, Türk basınının unutulmaz simaları arasındaki yerini aldı. Pankreas kanseri teşhisiyle hastanede tedavi gören usta yazar, 85 yaşında son nefesini verdi. Deneyimli gazetecinin naaşı, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti önündeki tören ve Sultanahmet Camii'ndeki cenaze namazının ardından Merkezefendi Mezarlığı'nda toprağa verildi.