Amerikan edebiyatının en görkemli klasiklerinden biri kabul edilen Moby Dick'in yaratıcısı Herman Melville, 1 Ağustos 1819 tarihinde Manhattan, New York'ta dünyaya gözlerini açtı. Sekiz çocuklu bir tüccar ailesinin üçüncü evladı olan yazar, gençlik yıllarında güney denizlerinde yaşadığı sıra dışı serüvenleri kendi eserlerine aktararak dünya edebiyatında son derece derin ve silinmez bir iz bıraktı. O dönemde hak ettiği değeri göremeyen bu usta kalem, insan ruhunun karmaşık dehlizlerini, ikiyüzlülüğünü ve doğa karşısındaki çaresizliğini deniz maceraları üzerinden ustalıkla işledi.
Zorluklarla Dolu Gençlik Yılları ve Denizlere Kaçış
Genç Herman'ın hayat hikayesi, çocukluk yıllarında başlayan büyük talihsizliklerle şekillendi. Babası Allan Melville ve annesi Maria Gansevoort Melvill'in üçüncü evladı olan yazar, ilkokul eğitimine doğduğu şehir olan New York'ta adım attı. Lakin ailesi, 1830 yılında büyük bir mali çöküş yaşayarak iflas edince Albany şehrine taşınmak durumunda kaldılar. Bu büyük sarsıntının hemen ardından, 1832 senesinde babasının hayatını kaybetmesiyle aile tamamen korumasız kaldı. Üstelik Melville, henüz küçük bir çocukken geçirdiği kızıl hastalığı sebebiyle görme yeteneğinin büyük bir kısmını kalıcı olarak kaybetti. Varlıklı akrabalarının yardımlarıyla ayakta kalmaya çalışan annesine destek olabilmek adına eğitimini yarıda bırakarak tarım işçiliği, banka memurluğu ve öğretmenlik gibi farklı işlerde çalıştı. Yazar, 1838 yılında Lansingburgh Akademisi'nde mühendislik eğitimi alsa da denizlerin gizemli davetine karşı koyamadı. Nihayet 1839 senesinde, New York'tan Liverpool'a hareket eden bir ticaret gemisine adım atarak denizcilik hayatına ilk başlangıcını gerçekleştirdi. Sefer dönüşünde ise geçimini sağlamak adına birkaç yıl boyunca özel dersler vererek yaşam mücadelesini sürdürdü.
Balina Avı Gemilerinden Edebi Başarılara
Gerçek anlamda denizci bir yazar haline gelmesi, 1841 yılında Acushnet adlı balina avı gemisiyle çıktığı seferle başladı. Gemideki kötü muamelelerden bıkarak bir arkadaşıyla gemiyi terk eden Melville, aynı zamanda yamyam olarak ün salmış Typee yerlileriyle birlikte Markiz Adaları'nda üç hafta boyunca yaşadı. Buradan ayrılmasını sağlayan bir Avustralya gemisinde denizciliğe geri dönen Melville, kısa süre sonra mürettebatın isyanına katılmakla suçlandığı için Tahiti yakınlarında yer alan yerel bir hapishanede birkaç gün boyunca tutuklu kaldı. 1843 yazında Tahiti yerlileri arasında geçirdiği zaman, gelecekte yazacağı ölümsüz eseri Moby Dick'in düşünsel tohumlarını ekti. Başka bir balina gemisiyle Hawaii'ye giden Melville, 1843 yılının sonlarında Amerikan Donanması'na katılarak ertesi sene Boston'a ulaştı. Ailesinin de yüreklendirmesiyle deniz anılarını kaleme almaya başladı ve 1846'da Typee, ardından 1847'de Omoo adlı ilk eserlerini neşretti. Yazar, 1847 yılında Massachusetts Başsavcısı'nın kızı olan Elizabeth Knapp Shaw ile hayatını birleştirdi. Çiftin bu evlilikten Malcolm, Stanwix, Elizabeth ve Frances isimlerinde dört çocuğu dünyaya geldi. İlk yapıtlarının getirdiği şöhret sayesinde 1850 yılında Massachusetts'te bir çiftlik evi satın alıp buraya yerleşti.
Melville, bu çiftlikte geçirdiği 13 yıl boyunca tarım işleriyle uğraşırken yazınsal faaliyetlerini de kararlılıkla sürdürdü. 1850 yılında bahriye erlerinin çetin yaşam şartlarını yansıtan White Jacket kitabını yayımladı. Takip eden sene, dünya edebiyatında çığır açacak olan başyapıtı Moby Dick'i tamamladı. Ancak, Kaptan Ahab'ın meşhur balina gemisi Pequod ile o devasa beyaz balinanın peşinde atıldığı intikam dolu av serüvenini anlatan bu muhteşem roman, yazıldığı dönemde hak ettiği geniş ilgiyi görmekten çok uzaktı. 1851 yılının Kasım ayında Harper & Brothers Yayınevi tarafından basılan Moby Dick, ilk bakışta sadece heyecan verici bir deniz serüveni gibi görünse de aslında insan ruhunun karanlık derinliklerini sorgulayan felsefi bir altyapıya sahipti. Roman büyük hayal kırıklığı yarattı. Kitapları beklenen ilgiyi görememişti. Bu durum yazarı derinden sarstı.
Yazarın edebiyat dünyasına kazandırdığı başlıca eserlerinden bazıları şunlardır:
- Typee: A Peep at Polynesian Life (1846)
- Omoo: A Narrative of Adventures in the South Seas (1847)
- White-Jacket; or, The World in a Man-of-War (1850)
- Moby Dick; or, The Whale (1851)
- Kâtip Bartleby (1853)
Unutulmuş Bir Emeklilik ve Ölüm Sonrası Gelen Şöhret
Yazarın hayatının son dönemi, derin kederler ve yalnızlıkla yoğruldu. 1863 senesinde New York'a geri taşınan Melville ailesi, burada ardı ardına büyük trajedilerle sarsıldı. En büyük oğlu Malcolm, 1867 yılında babasıyla girdiği bir tartışmanın ardından kazara kendisini vurarak can verdi. Diğer oğlu Stanwix ise uzun süren amansız bir hastalığın pençesinde kıvranarak 1886'da hayata gözlerini yumdu. Ayrıca ailedeki bu ardı arkası kesilmeyen kayıplar, yazarın zaten hassas olan ruhunda son derece derin yaralar açtı. Edebi başarı elde edemeyen Melville, 1866 yılından itibaren New York rıhtımında gümrük müfettişi olarak çalışmaya başladı. On dokuz yıl boyunca bu görevi sürdürdükten sonra 1885 yılında emekli oldu. Gümrükteki işine başladıktan sonra edebiyat dünyasından bütünüyle uzaklaştı. Sessiz sakin bir yaşam süren eski yazar, 28 Eylül 1891 tarihinde New York'taki evinde geçirdiği kalp krizi neticesinde 72 yaşında yaşama veda etti. Cenazesi Bronx'ta bulunan Woodlawn Mezarlığı'na defnedildi.
Herman Melville hayata gözlerini yumduğunda, neredeyse hiç kimse tarafından hatırlanmayan yalnız bir figürdü. Ancak ölümünün ardından geçen yıllar, onun edebi dehasını tüm dünyaya kanıtlayacaktı. 1920'li yıllarda edebiyat öğrencileri tarafından tesadüfen yeniden keşfedilen yazarın tüm eserleri ardı ardına basılarak okurlarla buluştu. Özellikle 1930'lardan bu yana Melville, sadece heyecanlı deniz öyküleri anlatan basit bir yazar olarak görülmemektedir. Bunun yerine, zengin ritmik düzyazısı ile gerçekçi üslubu sayesinde, insan doğasının karanlık yönlerini ve toplumsal yapıları derinlemesine inceleyen keskin görüşlü bir sosyal eleştirmen ve filozof olarak kabul görmektedir.
