1948 yılının Kasım ayında Simnan eyaletine bağlı Sorkheh kasabasında dünyaya gelen Hasan Ruhani, İran İslam Cumhuriyeti'nin siyasi ve diplomatik tarihine yön veren en önemli figürlerden biridir. Genç yaşta başladığı dini eğitimini akademik hukuk çalışmalarıyla taçlandıran tecrübeli devlet adamı, ülkesinin hem iç politikasında hem de nükleer müzakereler gibi kritik dış meselelerinde başat rol üstlenmiştir. İki dönem üst üste yürüttüğü cumhurbaşkanlığı göreviyle Tahran yönetiminin dış dünyayla kurduğu ilişkileri yeniden şekillendiren Ruhani, 2021 yılına kadar sürdürdüğü liderliğiyle modern İran tarihinin dönüm noktalarından birini temsil eder.
Medrese Eğitiminden Hukuk Doktorasına Uzanan Yol
Tüccar Haj Asadollah Feridun ile Sakine hanımın oğlu olan Ruhani, geleneksel bir aile ortamında büyüdü. Babasını 2011 yılında kaybeden siyasetçinin annesi ise yaşamını Simnan'da sürdürdü. Ruhani, henüz 13 yaşındayken Kum kentindeki dini eğitim merkezine giderek klasik medrese eğitimine adım attı. Bu geleneksel eğitim süreci, onun ilerleyen yıllarda İslami düşünce üzerine yazacağı bilimsel eserlerin de temelini hazırladı. Dini ilimlerin yanı sıra modern eğitime de önem veren genç Ruhani, 1969 yılında Tahran Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Buradaki yüksek öğrenimini 1972 senesinde başarıyla tamamladı. Akademik kariyerini sınırların ötesine taşımaya karar vererek 1979'da İngiltere'ye gitti. Glasgow Caledonian University bünyesinde hukuk sosyolojisi alanında akademik çalışmalar yürüten tecrübeli isim, aynı eğitim kurumunda 1995 yılında yüksek lisansını tamamlamış, 1999 yılında ise doktora derecesini almıştır.
Devrim Yılları ve Parlamentodaki Yirmi Yıl
Gençlik yıllarından itibaren Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin devrimci çizgisini benimseyen Hasan Ruhani, Şah yönetimine karşı aktif bir mücadele yürüterek ülke genelinde verdiği vaazlar sebebiyle defalarca tutuklanmıştır. 1977 yılının Kasım ayında Tahran'daki Ark Camisi minberinden yaptığı konuşma, devrimin seyrini değiştiren sembolik bir adıma dönüştü. O dönem ilk kez Humeyni için "İmam" sıfatını kullandı. Bu önerisi kısa sürede tüm devrimci gruplar tarafından kabul gördü. 1979 yılındaki İslam Devrimi'nin zaferle sonuçlanmasının ardından yeni yönetimde çeşitli önemli idari görevler üstlendi. 1980 yılında İslami Danışma Meclisi'ne seçilerek parlamento hayatına girdi. Tam yirmi yıl boyunca milletvekilliği yaparak yasama organında etkin bir rol oynadı. Bu süre zarfında beş dönem boyunca mecliste halkı temsil etti. Meclisteki görev süreci boyunca ikişer dönem Savunma ile Dış Politika Komisyonu başkanlıklarını üstlenen Ruhani, aynı zamanda Meclis Başkanvekilliği makamında da görev yapmıştır. İran-İrak Savaşı yıllarında ise askeri alanda üst düzey sorumluluklar üstlendi. 1988-1989 yılları arasında Genelkurmay Başkan Yardımcısı olarak cephe arkasında kritik kararlar aldı. Savaş bittiğinde, gösterdiği yararlılıklar sebebiyle ordu ve Devrim Muhafızları komutanlarıyla birlikte ikinci derece Zafer Madalyası ile ödüllendirildi. 1989'da kurulan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nde dini liderin temsilcisi ve genel sekreter olarak 2005'e kadar görev yaptı.
Nükleer Müzakerelerden Cumhurbaşkanlığına
Ruhani'nin uluslararası arenada adını duyurması, 2003-2005 yılları arasında üstlendiği Nükleer Başmüzakereci rolüyle gerçekleşti. Bu dönemde yürütülen müzakerelerde İran'ı temsil ederek dünya liderleriyle doğrudan temaslar kurdu. 15 Haziran 2013 tarihindeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olan tecrübeli siyasetçi, yüzde 50.7 oranında oy toplayarak ülkenin yedinci cumhurbaşkanı seçildi. Dört yıl sonra, 19 Mayıs 2017'deki seçimlerde ise halk desteğini artırarak oyların yaklaşık yüzde 59'unu aldı ve ikinci kez cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu. 3 Ağustos 2021'de görevi İbrahim Reisi'ye devretti.
Siyasi kimliğinin yanında entelektüel yönüyle de öne çıkan Ruhani, Farsça, İngilizce ve Arapça dillerinde çok sayıda bilimsel eser kaleme almıştır. Bu yayınlar çoğunlukla İslami düşünce, Şii imamlarının tarihi, İran'ın devlet mekanizması ve İslam hukuku konularına odaklanmaktadır. Özellikle Şeriat hukukunun esnek yapısını ele alan doktora tezi ve bu konudaki kitabı, akademik çevrelerde geniş yankı uyandırmıştır. Aile yaşamına da önem veren lider, 1968 yılında Sahebeh Arabi ile hayatını birleştirmiş olup beş çocuk babasıdır.
Çok yönlü bir eğitim alan Ruhani, anadili Farsça'nın yanı sıra şu dilleri akıcı bir şekilde konuşabilmektedir:
- İngilizce
- Almanca
- Fransça
- Rusça
- Arapça
